10 Ağustos 2018 Cuma

Mehmet Yalçın: “Karaağaç’ın yollar değişiyor, güzergahlar değişiyor, planlar değişiyor ama sorunlar hala ortada. Buçuk tepe istikametinden bir teleferik çalışması yapılarak, Karaağaç'a yolcu da taşınabilir. Böylelikle yerli ve yabancı turistlere Edirneyi çok güzel tanıtabiliriz.”

Mehmet Yalçın: “Karaağaç’ın yollar değişiyor, güzergahlar değişiyor, planlar değişiyor ama sorunlar hala ortada. Buçuk tepe istikametinden bir teleferik çalışması yapılarak, Karaağaç'a yolcu da taşınabilir. Böylelikle yerli ve yabancı turistlere Edirneyi çok güzel tanıtabiliriz.”

• Mehmet Yalçın, fotoğraf sanatçısı. Aslen, Malatya Pötürgeli, İstanbul doğumlu, 1985 yılından beri Edirne’de yaşıyor.  Vefa lisesini 1980 ihtilalı sebebiyle bitiremeyenlerden birisi. İstanbul’da ki fotoğraf stüdyosunun şubesini açmak için birkaç kez Edirne’yi gide gele benimsedi ve kaldı. Kızına daha evvel bir fotoğraf stüdyosu açmıştı. Kendisine de açmak gibi bir fikir hala zihnin bir yerinde duruyor. Şöyle böyle Edirne’de 34 yılı geride bıraktı. İki yıl Edirnespor’un kulüp başkanlığı görevini de yürüttü.  Şimdi de Karaağaç’taki Lozan Kafe’yi işletiyor.

► Yıllardır Edirne’de, Karaağaç’ta Yaşayan Birisi Olarak Edirne ve Karaağacı Değerlendirir misiniz?
Mehmet Yalçın: Karaağaç Edirne'nin hava alma yeri gibi. Karaağaç’ın doğal güzellik ve serinliği bizleri cezbediyor. Ancak bu durum değişmeye başladı. Karaağaç’ın yollar değişiyor, güzergahlar değişiyor, planlar değişiyor ama sorunlar hala ortada. Örneğin burada hala umumi bir tuvalet bulunmuyor. Bu çok ciddi bir ihtiyaç. Özellikle hafta sonları konteyner düzeneği kurmak suretiyle Edirne'nin çeşitli yerlerine de Karaağaç bölgesine de umumi tuvalet yapılabilir. Köşe başlarında Karaağacın meyvesini sebzesini satan insanlar görüyoruz. Yerli ve yabancı turistler büyük alaka gösteriyor. Buna hiç kimse itiraz edemez ama bir düzensizlik var. Köşe başlarında, yol kenarlarında meyve sebze satılacağına, çiftçi ve esnaflara hizmet alanı oluşturmak gerek. Bir Pazar yeri oluşturulabilir düşüncesindeyim. Güzel sanatlar fakültesi köşe başında duruyor. Soruyorum, neden fakültenin bahçesine küçük dükkanlar yapılmaz, öğrencilerin yaptığı ürünler teşhir edilip, satılmaz? Bu proje hayata geçerse öğrencilerin çalışmaları tanıtılır, maddi kazanç elde edilir ve Edirne'nin tanıtımı doğru dürüst yapılır. Bildiğiniz gibi Meriç ve Tunca köprüleri üzerinden Karaağaç istikametine ulaşım tek şeride düşürüldü. Bu karar gayet makul; çünkü köprüler üzerinden geçen araçlar köprülere zarar veriyor. Ancak dönüş yoluna daha farklı bir güzergah açmak suretiyle bir köprü daha yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca hem yeni açılacak köprü, hem de halihazırda kullanılan köprünün çevresine alışveriş yerleri yaparak alanları değerlendirmekte mümkün. Buçuk tepe istikametinden bir teleferik çalışması yapılarak, Karaağaç'a yolcu da taşınabilir. Böylelikle yerli ve yabancı turistlere Edirneyi çok güzel tanıtabiliriz. Karaağaç yapılacak yeni köprüler ve teleferik çalışması ile çok daha fazla anlam kazanacaktır. Daha evvel nostaljik trenimiz vardı. Saraçlar Caddesinden, köprülere, oradan da bizim bulunduğumuz istikamete kadar gelen. Ancak trafiği engelliyordu. Demir bir köprü yapılmak suretiyle, yine nostaljik bir tren çalışması yapılarak ulaşım sorunu üzerine gidilebilir diye de düşünüyorum. Bu alternatifleri konuşmak zorundayız.
Karaağaç yeteri kadar değerlendirilemiyor. Burada bizim yeşil fasulyemiz var, domatesimiz var. Tarlalarda köylülerin ürettiği ürünler bunlar ve tamamen onların ticari faaliyetleri ile halkla buluşuyor. Edirne neden bunla yetiniyor? Domatesimiz varsa Dardanel gibi bir fabrikamız neden olmasın? Endüstri hamlelerini yapmak zorundayken, potansiyel varken biz hala ilkel yöntemlerle yetiniyoruz. Burada bir kooperatif kurularak, sebze-meyve gibi geleneksel ürünlerin markalaşması da sağlanabilir. Karaağaç ürünleri ile markalaşmak mümkün. Dardanel, Pınar gibi markalar bir telefonla Edirne’ye gelir. Böylelikle insanlara istihdam alanı da yaratırsınız.
Bir konuya daha dikkat çekmek isterim, roman vatandaşlarımız Karaağaç bölgesinde temizlik işlerinde çalışıyor. Ancak belediye onlara ulaşım hizmeti vermiyor. Roman vatandaşlarımız çalıştığı yere yürüyerek yahut bisikletle gitmek zorunda kalıyorlar. Belediye üstü başı temiz bir şekilde bu kardeşlerimizi taşıma işini bile yapamıyor. Bu soruna dikkat çeken bir belediye meclis üyesi olduğunu sanmıyorum! Bu insanlara yazık günah değil mi? Yine roman vatandaşlarımızın yatacak kalkacak yerlerine bir bakmak gerekiyor. Her kış yaşadıkları yerler sel altında kalıyor. Yazık günah değil mi?
Yine bu noktada öğrenci arkadaşlarımızın yaşadığı bir sıkıntıyı dile getirmek isterim. Bilhassa her gün okula gidip gelen arkadaşlarımız günde en az iki üç kez kent kart kullanmak zorunda kalıyorlar. Bu da haliyle öğrencinin maddi durumunu yıpratıyor. Ne lüzumu var çocuklardan bu kadar para almanın? İstanbul’da olduğu gibi yıllık bir abonelik ücreti belirleyerek, öğrenci pasosu uygulamasına geçilmesinin çok daha uygun olacağını düşünüyorum. 65 yaş grubuna verilen kartlara da sınırlama getirmek gerektiğini düşünüyorum. Tabii verilsin, ama senede şu kadar, ayda şu kadar basabilirsin limiti getirilsin. Getirilsin ki belediye onlarda kullanacağı hakkı öğrencilere versin. Yine bir alternatif olarak belediye su paralarından cüzü bir miktarda para alarak, hepimizden aldığı bu parayı öğrencilerin ulaşım masraflarına kaynak olarak aktarabilir. Maksat çocuklarımızın kafası rahat bir biçimde okuması…

Halil Bodur: “Yunanistan ile yaşadığımız asker sorunu Edirne turizmini ciddi manada etkiledi. Ancak bizler, bu şehrin sahipleri ve sivil toplum kuruluşları yeteri kadar bu işe ilgi göstermediler. Taşın altına ellerini sokmadılar. Bu sorun bizler tarafından halledilebilirdi, organize olamadık. Ticaret Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk, Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Kemal Cingöz gibi Sivil toplum kuruluşları başkanları, bu şehrin ileri gelenleri ve tabi ki Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız Recep Gürkan bu sorunu çözmek için bir araya gelerek Yunanistan sivil toplum kuruluşları ile diyalog kurabilir, basın toplantıları düzenlenebilir, konunun iki ülke halklarının değil de iki ülke Devlet Başkanlarının inisiyatifinde olduğunu yakın zaman diliminde çözüme kavuşması beklentisinde olduğumuz anlatılabilirdi.”

Halil Bodur: “Yunanistan ile yaşadığımız asker sorunu Edirne turizmini ciddi manada etkiledi. Ancak bizler, bu şehrin sahipleri ve sivil toplum kuruluşları yeteri kadar bu işe ilgi göstermediler. Taşın altına ellerini sokmadılar. Bu sorun bizler tarafından halledilebilirdi, organize olamadık. Ticaret Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk, Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Kemal Cingöz gibi Sivil toplum kuruluşları başkanları, bu şehrin ileri gelenleri ve tabi ki Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız Recep Gürkan bu sorunu çözmek için bir araya gelerek Yunanistan sivil toplum kuruluşları ile diyalog kurabilir, basın toplantıları düzenlenebilir, konunun iki ülke halklarının değil de iki ülke Devlet Başkanlarının inisiyatifinde olduğunu yakın zaman diliminde çözüme kavuşması beklentisinde olduğumuz anlatılabilirdi.”

• Halil Bodur, Edirne doğumlu. Aslen Balkan göçmeni, çiftçilik ile uğraşan bir ailenin 5 çocuğundan biri. En büyük ağabey İsmail Bodur Edirne Esnaf Odaları Birliği Başkanlığı, Edirne Esnaf kredi ve kefalet kooperatifi başkanı olarak uzun süre Edirne’ye hizmet etti. Halil Bey’de abisini idol edinmiş, sosyal yardım kuruluşlarına ve spor kulüplerine elinden geldiğince maddi, manevi destek vermeye çalışıyor. İyi niyetli, yardımsever ve Türk Milliyetçisi kişiliği ile tanınıyor. Eski Sanayi Sitesi’n de oto yedek parça satışı yapıyor.
► Bir Edirneli Olarak Şehrimizi Değerlendirir misiniz?
Halil Bodur: Edirne çok güzel bir yerde konumlandırılmış, Osmanlıya neredeyse bir asır başkentlik yapmış şehir. Edirne’yi tam manasıyla değerlendirdiğimizi söylemek güç. Bize kalan kültürel ve tarihi mirası, bu şehri yönetenlerin yanlış bakış açısı yüzünden değerlendiremedik ve hep mirastan yedik. Edirne’ye daha çok sahip çıkıp, bu şehri sahiplenmek zorundayız.
Edirne’nin Pazarkule, Kapıkule, Hamzabeyli, İpsala olmak üzere dört tane sınır kapısı mevcut. Böyle potansiyel bir şehirden yararlanamıyoruz. Bulgaristan’dan bize ne geliyor, ne gidiyor bakmak lazım. Bu sınır kapılarından geçerek şehrimize gelen insanlar şehrimizde alışveriş yapıyorlar ve bize katkı sağlıyorlar. Keza biz de gidiyoruz ve kültürel bir alışveriş oluyor.
Yunanistan ile yaşadığımız asker sorunu Edirne turizmini ciddi manada etkiledi. Ancak bizler, bu şehrin sahipleri ve sivil toplum kuruluşları yeteri kadar bu işe ilgi göstermediler. Taşın altına ellerini sokmadılar. Bu sorun bizler tarafından halledilebilirdi, organize olamadık. Ticaret Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk, Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Kemal Cingöz gibi Sivil toplum kuruluşları başkanları, bu şehrin ileri gelenleri ve tabi ki Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız Recep Gürkan bu sorunu çözmek için bir araya gelerek Yunanistan ile diyalog kurabilirdi. Konunun iki ülke halklarının değil de iki ülke Devlet Başkanlarının inisiyatifinde olduğunu yakın zaman diliminde çözüme kavuşması beklentisinde olduğumuz İki devlet arasında yaşanan kriz elbette ki çözülür ama bizler Edirne olarak diyalog yoluyla, zeytin dalı uzatmamalıydık. Yanlış anlaşılmasın, Yunan askerler salınsın demiyoruz. Bunlar suçlu ise cezasını çeksin ama bu problem Edirne’ye yansımamalı. Diyalog kurma ihtiyacını hep beraber giderebiliriz.
Bizim şöyle bir projemiz de var. Balkan turnuvası düzenleyeceğiz.  Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen arkadaşlarımız ile Master’lar ligi organizasyonu üzerinde çalışıyoruz. Futbol müsabakaları düzenleyeceğiz. Önümüzdeki dönemde inşallah komşu ülkelerle dostluğumuza büyük katkı sağlayacak bir proje olacak. Yunanistan’dan Orestiada, Kavala, Komitini, Santi olmak üzere dört takım, Bulgaristan’dan da Stara Zagora, Sivilingrad, Filibe olmak üzere üç takım gelecek. Biz de Uzunköprü ile beraber iki takım turnuvaya katılacağız. Spor ile Edirnemizi daha iyi yerlere tanıtmak istiyoruz.

5 Ağustos 2018 Pazar

Sınır Ötesi Gazetesi 01 Ağustos 2018 Sayı 326

Sınır Ötesi Gazetesi 01 Ağustos 2018 Sayı 326
 01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 1
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 2
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 3
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 4
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 5
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 6
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 7
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 8
  01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 9
 01 Ağustos 2018 Sayı 326 Sayfa 10

Edirne halkının sağlığı tehlikede, yetkililer nerede?


Edirne halkının sağlığı tehlikede, yetkililer nerede?

Edirne merkez Gülferah Caddesi Bel - Koop evleri mevkiinde belediyeye ait boş arazi kentin çöplüğü olarak kullanılması halk sağlığı açısından endişe yaratıyor. Duyarlı vatandaşlarca arazinin durumu ile ilgili belediyeye bildirip dilekçe vermesine rağmen alan çöplük olarak kullanılmaya devam ediyor. Mahalle halkı belediyeyi, Edirne İl Sağlık Müdürlüğünü ve çevrecileri göreve davet etti.
Küçükpazar semti Acı Çeşme Mezarlığı'nın karşısında Gülferah Caddesi boyunca devam eden geniş arazi çöplük olmaktan kurtulamıyor. Arazideki görüntü ve çevre kirliği civarda oturan halkı da rahatsız ediyor. Maslahattin Caddesi ile Gülferah Caddesi'nin kesiştiği noktada yer alan arazinin durumuyla ilgili Edirne Belediye Başkanlığı'na dilekçe sunan vatandaş Ahmet Kütle, belediyeyi ve Edirne Sağlık İl Müdürlüğü Halk göreve davet etti ve şunları söyledi:"Geçtiğimiz Nisan ayında Edirne Belediye Başkanlığı'na arazinin fotoğraflarıyla birlikte dilekçemi verdim. Edirne Belediye Başkanı Sayın Recep Gürkan dahil bir çok yetkili ile yüz yüze görüşmeme rağmen dilekçeme bir yanıt alamadım. Bir kepçe gelip alanda bir manevra yaparak gitti. Beklenen temizlik gerçekleşmedi. Üstelik üç gün önce de Edirne Belediyesi Fen İşleri'ne ait kamyon yarım saat arayla üç defa gelerek alana yoldan kazınan asfalt ve molozları döktüğünü bizzat gördüm. 
“YAKIŞMIYOR”
657'inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin yapıldığı Sarayiçi'ne iki kilometre kadar uzaklıkta olan, insanların yaşadığı alana yakın bir yerin bu şekilde çöplük haline gelmesi Edirne için çok büyük bir ayıp. Her şeyden önemlisi çöplük olarak kullanılan alana gittiğinizde Sarayiçi'nde Adalet Kasrı, Fatih ve Kanuni Köprüleri, Selimiye Cami, Saraçhane diye bilinen semtte kalan Tarihi Namazgâh gibi önemli ve tarihi yerleri görebilme şansımız olmasına rağmen bu şekilde kullanılması içimizi acıtıyor. Çok daha güzel bir seyirlik, çocuk oyun parkı gibi halkın kullanımına açılabilir. Şu anda haşereler, kemirgenler, sürüngenler, akrep, sivrisinek gibi bazı hayvanların sık görülmesinden dolayı sokağa çıkmakta tereddüt yaşıyoruz, evimizde kapı cam açamıyoruz. 
“SAĞLIK AÇISINDAN DA ENDİŞELİYİZ”
Kontrolsüz çöplük dolayısı ile Edirne halkının sağlığı tehlikede iken Edirne Belediyesi ve Edirne Kamu Hastaneleri Birliğini göreve davet ediyoruz. Çevremizin bu denli hor kullanılmasını istemiyoruz. Çoluk çocuğumuz sağlık açısından risk altında. Bu konuda çevrecileri de Edirne Belediyesi kadar göreve davet ediyoruz. Sayın Belediye Başkanı Recep Gürkan çevreciyim diye gururlanıyor, Edirne İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ile de övünüyor ancak kentin göbeğindeki gayri resmi belediye çöplüğünü görmezden geliyor ya da görmek mi istemiyor?"

3 Ağustos 2018 Cuma

Duygu Yücel Önder: “Öncelikle Kapıkule giriş çıkışlarında büyük sorunlar yaşandığını duyuyorum. Giriş çıkışların daha düzenli hale getirilmesi, kısa süreli yapılması gerekiyor. Kapıkule’den geçen turistler Edirne’ye dair bir tanıtım görmüyorlar. İlgi çekici bir tabela bile olmadığı için, şehri transit terk ediyorlar. Oysaki bu insanlar Edirne’yi tanısalar; sadece tabelalardan görseler bile, gelip şehrimizde bir gece konaklar.”


Duygu Yücel Önder: “Öncelikle Kapıkule giriş çıkışlarında büyük sorunlar yaşandığını duyuyorum. Giriş çıkışların daha düzenli hale getirilmesi, kısa süreli yapılması gerekiyor. Kapıkule’den geçen turistler Edirne’ye dair bir tanıtım görmüyorlar. İlgi çekici bir tabela bile olmadığı için, şehri transit terk ediyorlar. Oysaki bu insanlar Edirne’yi tanısalar; sadece tabelalardan görseler bile, gelip şehrimizde bir gece konaklar.”

• Duygu Yücel Önder: Türk Hava Kurumunda sayman olarak görev yapıyor. Buradaki havacılık faaliyetlerini yürütmek, fitre, zekât ve deri faaliyetlerini yürütmekle görevli. Bir buçuk yıldır bu görevi sürdürüyor. Çocukluğundan itibaren Atatürk’ün kuruluşunda büyük emeği olan Türk Hava Kurumu camiasında büyüdü, ve yetişti. Bununla da gurur duyuyor. Babası Nazif Yücel’de 25 yıldır Uzunköprü’deki Türk Hava Kurumunda başkan olarak görev yapıyor.

► Türk Hava Kurumuna Bağışlanan Deri, Fitre ve Zekâtlar İle Alakalı Bilgi Verirmisiniz?
Duygu Yücel Önder:Kurumumuza yapılan bağışlar çok önemli işler için kullanılmakta. Öncelikle gençlerimize ücretsiz olarak havacılık kursu verdiğimizi ifade etmek isterim. Öğrenci yetiştiriyoruz. Planör kursları, Yamaç paraşütü kursları, model uçak kursları gibi eğitimleri ücretsiz olarak veriyoruz.
► Kapadokya’da Balon Uçuşları Yapılmakta. Edirne’de Balon Uçuşları Yapılabilir mi? Bu Konuda Bilgi Verir misiniz?
Duygu Yücel Önder: Edirne’de Demirhanlı ’da havaalanımız olacaktı. Bu hususta bir duyarlılık bekliyoruz.  Bir gelişme olursa ve bize yapılacak havaalanında bir yer verilirse burada planör eğitimleri verebiliriz. Kısacası alana sahip değiliz şu anda. Eğer imkân olursa balon uçuşu da olur, planör eğitimi de verilir. Biz belediye ve valilikten alan açılması konusunda duyarlılık bekliyoruz. Bize balon uçuşu için büyük bir alan gerekiyor. Sadece alan da yetmez. Maliyetli bir iş. Yine aynı noktaya geleceğim. Kurumumuza yapılan bağışlarla bizim altından kalkacağımız bir organizasyon olmadığı için, belediye ve valilik gibi kurumların bu işe el atması gerekir.
► Türk Hava Kurumu Edirne Şubesi Olarak Yaptığınız Faaliyetleri Anlatır mısınız?
Duygu Yücel Önder: Edirne’de balon organizasyonu çok güzel olur. Ama biz şu anda planör kursları, yamaç paraşütü kursları ve model uçak yapım kurslarına yoğunlaşıyoruz. Gücümüz yettiğince havacılık konusunda eğitmeye, yetiştirmeye gayret ediyoruz. Bu faaliyetlerimiz için talebin de oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim. Biz bahsettiğim organizasyonların altından maddi manada kalkıyoruz. Ama alan sıkıntısı burada da baş gösteriyor. Demirhanlı ‘da bizim istediğimiz alan yapılsa çok daha büyüğünü yapar, çok daha fazla kitleye hitap ederiz. Demirhanlı konusu yıllardır konuşuluyor ama lafta kalıyor. Demirhanlı’da temizleme çalışması bile yapılmadı.
Radyo Kontrol Modu Uçak Kurslarımız da oluyor bizim ama onu uçurabileceğimiz yer de maalesef yok. Daha önce kapalı ceza evinin alanını kullanıyorduk ama OHAL döneminden dolayı maalesef bu alanı da kullanamıyoruz.
► Edirne Bir Turizm Kenti. Ama Birçok Eksiği Var. Edirne’nin Daha İyi Bir Konuma Gelmesi İçin Neler Yapılabilir?
Duygu Önder Yücel: Öncelikle Kapıkule giriş çıkışlarında büyük sorunlar yaşandığını duyuyorum. Giriş çıkışların daha düzenli hale getirilmesi, kısa süreli yapılması gerekiyor. Kapıkule’den geçen turistler Edirne’ye dair bir tanıtım görmüyorlar. İlgi çekici bir tabela bile olmadığı için, şehri transit terk ediyorlar. Oysaki bu insanlar Edirne’yi tanısalar; sadece tabelalardan görseler bile, gelip şehrimizde bir gece konaklar. Konaklamasa bile gelip Edirne’yi görmek ihtiyacı hisseder. Sınırdan Türkiye’ye giriş yolunun değiştirilip Edirne üzerinden verilmesi de kullanılabilir bir yöntem, bence. Tarihi eserlerimizi tanıtacak çok büyük bir organizasyon ihtiyacımız var. Her şeyin başı tanıtım.
Kendi alanım ile alakalı konuşarak devam edeyim. Biz havacılık faaliyetlerinin yürütüleceği alanlara ihtiyaç duyuyoruz. Gençlerimizle iç içe olmak istiyoruz. Birçok genci havacılığa itmek istiyoruz. Çok fazla pilot ihtiyacı var. Türkiye’deki pilot ihtiyacını karşılamak için çalışma yapacak alan gerekiyor. Bu havacılık faaliyetleri düzenli bir şekilde yapılırsa bu organizasyon da çok ciddi turist çeker.
Kaleiçi’ndeki evlerden, bu bölgedeki evlerin durumundan da bahsetmek isterim. Eskişehir Odun pazarındaki evleri görünce, neden Kaleiçi’nde de bu çalışma yapılamaz diye düşünmüştüm. Restore edilmeyi bekleyen, atıl durumda, insanların kafasına çöktü çökecek diye endişe ettiğimiz tarihi ahşap evleri turizme kazandırmalı, insanların Edirne’de gece konaklamaktan zevk duyacağı butik oteller, eğlence alanları yapmak zorundayız. Aynı zamanda buradaki evler küçük müzeler olarak da değerlendirilebilir.
Meriç kenarının durumu da içler acısı. Daha yeni yeni yürüyüş alanları yapıldı. Orada farklı organizasyonlar yapılabilir. Temizlenerek suyun üstünde sandallar gezdirilebilir. Etrafındaki mekânlar arttırılıp, sosyal alanlar yapılabilir. Eskişehir Porsuk çayı şehrin içinden geçiyor. Demek ki istendiğinde yapılabiliyor!  Karaağaç’ta tek bir piknik alanımız var, çer çöp içinde.  Kahvaltı yapacak birkaç mekân var, hepsi o kadar! O bölge çok daha sosyal hale getirilmeli.

Turancı Hareket Platformu Edirne Şubesi ‘’Vefalı Türk Geldi Yine’’ Sloganı İle Sokak Hayvanlarına Yardım Elini Uzattı


Turancı Hareket Platformu Edirne Şubesi ‘’Vefalı Türk Geldi Yine’’ Sloganı İle Sokak Hayvanlarına Yardım Elini Uzattı 

           Turancı Hareket Platformu Orta Öğretim Birimi düzenlediği etkinlik ile Edirne’deki muhtelif yerleri dolaşarak, sokak hayvanları için hazırlanan su kaplarını ve mama kaplarını yeniledi.
Turancı Hareket Platformu Başkanı Oğuzhan Yalaman, ‘’Vefalı Türk Geldi Yine’ dedik ve sokakta yardıma muhtaç olan, sıcak yaz aylarında su bulmakta zorlanan sokak hayvanlarına yardım eli uzattıklarını söyledi. Yalaman, hayvanlara merhametin ve sahip çıkmanın kadim Türk geleneğinin bir parçası olduğunu ifade ederken, Edirne’de yaşayan Vefalı Türkçülerin sokak hayvanlarına yardım etmeye devam edeceğini söyledi. Oğuzhan Yalaman açıklamasının sonunda etkinliği düzenleyen Orta Öğretim Birimi mensuplarına teşekkür etti.

Av. Tarık Hatipler: “Etkinliklerin sonunda şehrimizi ziyarete gelen turistler, Edirne’den yüz yüz memnun ayrılmıyor. İl merkezine yakın tarihi özelliği fazla olmayan yerleri istimlak ederek şehir meydanı yaparsak, hem orada yaşayan insanlarımıza yeni ve modern alanlar oluşturarak yaşamalarına vesile oluruz, hem de yeni meydan yapılacak alanda otopark sorunu olmayan, katlı otopark ile vatandaşa hizmet veren bir meydan yaratmış oluruz. Buna mecburuz ve zorundayız.”


Av. Tarık Hatipler: “Etkinliklerin sonunda şehrimizi ziyarete gelen turistler, Edirne’den yüz yüz memnun ayrılmıyor. İl merkezine yakın tarihi özelliği fazla olmayan yerleri istimlak ederek şehir meydanı yaparsak, hem orada yaşayan insanlarımıza yeni ve modern alanlar oluşturarak yaşamalarına vesile oluruz, hem de yeni meydan yapılacak alanda otopark sorunu olmayan, katlı otopark ile vatandaşa hizmet veren bir meydan yaratmış oluruz. Buna mecburuz ve zorundayız.”

• Avukat Tarık Hatipler: Edirne doğumlu. Edirne'nin köklü ailelerinden Hatipler sülalesinden geliyor. Edirne Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Mustafa Hatipler'in oğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesinden sonra 2012 yılında hukuk fakültesinden mezun oldu, mesleğe İstanbul’da başladı. 2015 yılında Edirne’ye ofis açtı ve mesleğini Edirne’de sürdürüyor. Yardımsever kişiliği, toplumsal konulara duyarlılığı ve Türk Milliyetçisi yapısı, mütevaziliği ile tanınıyor.

► Edirne'nin Sorunları Hakkında Neler Söylemek İstersiniz? Öncelikle Turizm ile Başlayalım
Av. Tarık Hatipler: Edirne'nin dört tane sınır kapısı var. Bulgaristan ve Yunanistan vatandaşları ağırlıklı olarak geliyor, şehrimize. Aynı zamanda Avrupa’dan da turist çekiyoruz. Şehrimiz İstanbul’un keşmekeşinden kaçanların da uğrak yeri oluyor. Şehrimiz Kırkpınar, Kakava gibi etkinliklerde oldukça fazla sayıda turist çekiyor. Maalesef bu etkinliklerin sonunda şehrimizi ziyarete gelen turistler, Edirne’den yüz yüz memnun ayrılmıyor. Altyapı sorunları başta olmak üzere, ilin birçok sorunu var. Bu sorunlar turistlerin memnuniyetini düşürüyor. Şehrimize çok daha fazla yenilik katmak zorundayız. Sarayiçi bölgesindeki sahanın yenilenme projesinin olduğunu biliyoruz. Vatandaş Edirne’ye girdiği andan itibaren karşısında Selimiye Camiini görüyor, oradan aşağı indiği zaman meydan ile karşılaşıyor. Bu meydan dört tarafa çıkıyor. İnsanları meydanda, merkezde tutacak bir şeyler yapmak zorundayız. İnsanların nefes alabileceği daha büyük, ferah bir meydan yapmalıyız. Şu anda Atatürk anıtını da içine alan meydan çevresinde ki tarihi yapılar dolayısı ile büyümeye müsait değil. O bölgenin kendine has nostaljik yapısı var. İl merkezine yakın tarihi özelliği fazla olmayan yerleri istimlak ederek şehir meydanı yaparsak hem orada yaşayan insanlarımıza yeni ve modern alanlar oluşturarak yaşamalarına vesile oluruz, hem de yeni meydan yapılacak alanda otopark sorunu olmayan, katlı otopark ile vatandaşa hizmet veren bir meydan yaratmış oluruz. Buna mecburuz ve zorundayız. Mesela Üsküdar’ın merkezinde iki katlı otopark vardır. İnsanlar gönül rahatlığıyla arabasını bırakır ve gezerler. Bu sistemin benzerini yapmak zorundayız. Katlı otopark yapımı ve meydan projesini çok önemsiyorum. Katlı otopark sorunu yüzünden Saraçlarda, çarşıda işimiz olduğu zaman gitmekten imtina eder hale geldik.  Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün de Kaleiçi’ndeki evleri restore etmesini bekliyoruz. Valiliğin bir dönem böyle bir projesi vardı. Ancak rafa kaldırıldı. Bu işe Vakıflar Bölge Müdürlüğünün el atması gerektiğini ve evleri yenileyerek otel, restoran, kafe yapmasının çok güzel olacağını düşünüyorum. Edirne’ye dışarıdan gelen turistlerin burada akşamları kalması için bir sebep yaratmak gerek. Akşamları burada kalıpta ne yapacak turistler? Alternatif eğlence alanları da yaratmak zorundayız. İktidar hangi parti olursa olsun, iktidarın burada bir defa da olsa belediyeyi alması gerekiyor. Gelen hizmeti buraya aktarmak çok önemli. Hizmet gelmesi açısından söylüyorum bunu, Ak Parti özelinde konuşmadığımı belirtmek isterim. Burada belediyecilik konusunda maalesef bir bağnazlık söz konusu. CHP kimi aday gösterirse göstersin, bir aday ceketini bile koysa seçilir. İnsanlar belediyecilik konusunda particilik yapmamalı. Hizmet için gerçekten çalışacak, üretecek bir aday etrafında toplanıp, Edirne’yi hep birlikte yükseltmeliyiz.
► Edirne’de Sağlık Turizmi Yapılabilir mi? Bu Konuda Ne Düşünüyorsunuz?
Av. Tarık Hatipler: Edirne Balkanların sağlık turizmi merkezi de olabilir kanaatimce. Balkan ülkelerinde olmayan sağlık hizmetlerini biz veriyoruz. En başta Türk soylu vatandaşlarımız olmak üzere Balkan ülkelerinin vatandaşları buraya gelip, sağlık hizmetlerinden yararlanmalı. Bu da ancak tanıtım ile mümkün. Balkan ülkelerinde, televizyonlarda neden Edirne'nin tanıtımları dönmesin? Hastanelerimizin reklamı yapılmasın? Balkan ülkelerinde kültür ofisi formatında Edirneyi tanıtan dernekler kurmakta mümkün. Yeter ki Kapıkule’den Türkiye sınırına geçen insanları Edirne’ye çekelim.