12 Mart 2018 Pazartesi

Mustafa Suiçmez: “En büyük eksiğimiz proje çıkartamamak.”

Mustafa Suiçmez: “En büyük eksiğimiz proje çıkartamamak.”

·                  Mustafa Suiçmez, 1960 yılında Edirne’nin Orhaniye köyünde doğdu. Tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor. İşin mutfağında yetişti, kendini bildiğinden beri tarım ve hayvancılık yapıyor. 2008 yılındaki kongreden bu yana da Edirne Süt Üreticileri Birliği Başkanlığı görevini yürütüyor. Geçim kaynağım tarım ve hayvancılık. Kendi işletmesinde bu iki işi de yürütmeye çalışıyor. İnsanlara ve üreticilere faydalı olmak için elimden geleni yapmaya çalışıyor. “Üreticinin sorunu benim sorunum demektir. Bu yüzden sorunları çözmek için elimizden geleni yapıyoruz. Çözemezsek de sesimizi duyurabildiğimiz makamlara sorunları aktarıp, üreticinin derdine derman olmaya çalışıyoruz.” diyor.
ü    Türkiye’de tarım ve hayvancılığın durumunu genel manada değerlendirmenizi istesem neler söylersiniz?
Mustafa Suiçmez: Sınırların öbür tarafında, Balkanlara geçtiğinizde Türkiye’de tarım ve hayvancılık konusunda durumun hiç de fena olmadığını görürsünüz. Oradaki üreticiler ile kıyasladığınızda Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu görebilirsiniz. 2007 yılında yıllık 7-8 milyon ton süt üretimi yapan bir ülke idik. Bugün 25 milyon tonları konuşuyoruz. Bu bir başarıdır. Hayvan sayısında bir artış görünmese de hayvan kalitesi anlamında ciddi bir noktaya gelindiğini görmekteyiz.
ü    Genç nesil hayvancılık yapmaya yönlendirilmeli mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mustafa Suiçmez: Tarım Bakanlığının öncelikli politikalarından birisi gençlere hayvancılığı sevdirmek, hayvancılığı teşvik etmek. Geçtiğimiz yıllarda genç çiftçi projesi uygulanmaya başlandı hala da devam ediyor. 2018 yılında da kadınların sigortalarının kendi işletmelerinde devlet tarafından ödenmesi söz konusu. Bugün sıfır faizli krediler verildiğini görmekteyiz. Ancak en büyük eksiğimiz proje çıkartamamak. Proje üretmek zorundayız. Arazisi büyük olmayanlar illa ki büyükbaş ya da küçükbaş hayvancılığı ile uğraşacak diye bir kural yok. Farklı alanlara yönelebilirler. Seracılık ve kanatlı hayvan üretimine yönelmekte para kazandıracak bir yöntemdir. Tarım Bakanlığı bu alanlarda da genç yatırımcılara destek veriyor, ciddi teşvikler var. Genç girişimciler ne yapacağına karar verdikten sonra proje üretmeliler.
ü    Kooperatifçilik desteklenirse tarım, hayvancılık ve ziraat konusunda daha ileri gidilebilir mi?
Mustafa Suiçmez: Şahıslar öncelikle bağlı bulundukları kurumlara sahip çıkmalılar. Birlikten kuvvet doğar. Muhakkak kooperatifçilik ile tarım ve hayvancılık konusunda mesafe alınabilir. Kooperatifçilik ile pazarlama ve üretim anlamında yeni gelişmeler olabilir.  Girişimci ruh ve organizasyon en büyük eksiğimiz. Bunu burada tarım ve ticaret borsaları yaparsa, İstanbul’un gıda ihtiyacını biz karşılarız ve İstanbul’u biz doyururuz. Bugün Edirne haline İstanbul’dan mal geliyor. Bu şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gereken bir konu. Bu manada dediğiniz gibi kooperatifçilik çok önemli. Burada Sivil Toplum Kuruluşları ve borsalar güçlü bir koordinasyon kurarsa Edirne tarım açısından çok ileri gider; çünkü tarım arazilerimizin yüzde yüzü sulanabilir durumda. Tarım ile uğraşanların kafasındaki soru şudur: Ektiğimi kime satacağım? İşte bu noktada kooperatifçilik ve pazarlama organizasyonu devreye giriyor. En büyük sıkıntımız budur. Üniversitede bu organizasyonun içerisinde yer almak zorunda. Üniversitedeki akademisyenler bu işe kafa yormalı. Edirne insanı çalışkandır, üretim sorunu asla yaşamaz. Biz birlik olarak kendi işimizi gerçekleştirdik. Üstümüze düşen vazifeyi yerine getirdik. Türkiye’nin en kaliteli sütü bugün Edirne’de üretilmekte. Fiyatlarda yaşadığımız sıkıntıları da atlatmak üzereyiz. Kısa zamanda da iyileştirmeler bekliyoruz. Edirne’de çok kaliteli peynir de üretilmekte ama az önce bahsettiğim organizasyon eksikliği yüzünden peynir konusunda markalaşamadık. Ezine peynir konusunda bunu başarmıştır.

11 Mart 2018 Pazar

Şafak Kırbiç: “Edirne’de kurumlar arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden dolayı kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli etken siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci planda olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu ayrışmalar zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.”

Şafak Kırbiç: “Edirne’de kurumlar arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden dolayı kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli etken siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci planda olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu ayrışmalar zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.”

 
·                    Şafak Kırbiç, 1969 Edirne Yeniimaret Mahallesi doğumlu. Tarım ile uğraşıyor. Daha önce hayvancılık da yapıyordu şu an tarım ağırlıklı çalışıyor. 5 dönemden beri Trakya Birliğin 188 sayılı Edirne Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifinin Yönetim Kurulu başkanı. Yaklaşık 20 yıldan beri de Edirne Ziraat odasında yönetim kurulu, meclis üyeliği gibi görevlerde bulundu. Edirne’de İyi niyetli, sevecen, yardımsever, Türk Milliyetçisi, vatanperver kimliği ile tanınıyor.

ü    Edirne’yi değerlendirelim. Kültürü, tarihi, turizmi ve ziraatı ile daha iyi bir Edirne olması için ne yapmak lazım?’’
Şafak Kırbiç: Edirne’de ön plana çıkan iki sektör var. Birincisi tarım, ikincisi turizm. Tarım açısından bakarsak çok fazla arazi yapısı olmamasına rağmen çeltikte Türkiye üretiminin yarısını Edirne ve buna bağlı ilçeler karşılıyor. Ayçiçeğinde ise Türkiye üretiminin  %15-20 si Edirne’de üretilmekte. Keza buğday üretiminde de Türkiye ortalamasında çok yukarılarda bir Edirne görmekteyiz. Onun haricinde bazı bölgelerde şeker pancarı ve mısır üretimi yapılmakta. Tarımda Türkiye’de söz sahibi olan bir iliz. Toprak büyüklüğüne bakarsak çok büyük değil ancak Türkiye’nin birçok iline göre oldukça verimli topraklar üzerinde oturuyoruz. Bu bereketli toprakları daha verimli kullanmak için sulamadan yeteri kadar yararlanamıyoruz. Birçok nehrin aktığı bir il olmamıza rağmen bu konuda yetersiziz. Güney bölgelerimizde barajlar var ama kuzey bölgelerimizde Edirne Merkez, Lalapaşa, Süloğlu gibi bölgeler biraz garip kalmış durumdadır. Gelecekte suyun petrolden daha önemli ve hayati hale gelmesi kaçınılmaz. Bu bakımdan sulamanın da idareli ve bilinçli yapılması gerekmekte; israf önlenmeli, devlet bu konuda gereken adımları atmak durumunda. Salma sulamadan uzaklaşıp, yağmurla sulama sistemine geçilmesi gerekiyor. Bu yüzden Edirne’de sulamanın daha doğru yapılmasını bekliyor ve istiyoruz. Böylece sulanabilir ve daha verimli arazilere kavuşmuş oluruz.
ü    Peki, bunun için ne yapmak lazım?
Şafak Kırbiç: Tabi burada barajlar yapılabilir, büyük enerji güçleri ve yeni teknolojik sistemler ile kapalı sistem sulama sistemine geçilebilir, pompaj sistemi ile sulamalar yapılabilir.
ü    Turizmi değerlendirirseniz ne söyleyebilirsiniz?
Şafak Kırbiç: Turizm Edirne’nin iki öncü kaynağından birisi. Turizmde dünyada ikinci durumda Edirne, böylesine zengin tarihi eserlere sahibiz. Bu dünyanın başka bir ülkesinde olsa, burasını açık hava müzesi haline getirirler. Edirne’ye tarihi açıdan yeterli değeri göstermediğimizi söyleyebilirim. Buna rağmen Balkan ülkelerinden oldukça fazla sayıda turist çekmekteyiz. Yabancı turistler Edirne’ye alışveriş yapmak için gelmekte. Yine de birinci önceliğimiz tarihi eserler olmalı. Örneğin köprüler bir an evvel trafiğe kapatılmalı, yerlerine yenileri yapılarak, köprüler koruma altına alınmalı ve sadece yaya trafiğine açılmalı. Tarihi eserlerimizi ancak böyle koruyabiliriz. Dünyada da bunun örneklerini görmekteyiz. Edirne’de turizmin ileride çok daha iyi olacağının kanaatindeyim.’’
ü    Turizmin daha iyi olması için neler yapmak lazım?
Şafak Kırbiç: Ekonomik kaynaklar arttırılmalı ve bakanlık eliyle yeni yatırımlar yapılmalı. Osmanlı Döneminde başkent olan Edirne’nin 446 camii olduğunu biliyoruz. Şu anda Edirne’de 41 tane camii bulunmakta. Bu örnek durumu gözler önüne seriyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü Edirne’deki tarihi eserler ile alakalı çalışmalar yapmakta. Köprüler ve diğer tarihi eserlerin meydana çıkartılması ile alakalı çalışmalar yapılıyor. Bunların ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekiyor. Dışarıdan gelen turistler bizleri mutlu etmekte. Edirne’nin reklamını çok daha iyi yapmak durumundayız. Belediyeler de yabancı turistlere kılavuzluk ederek şehrimizin değerine değer katmalı. Edirne konaklama yoluyla cazibe merkezi haline getirilmelidir. Burada üniversitemize de büyük görevler düşüyor. Onlar da özellikle yabancı öğrencilere Edirne’nin reklamını öğrenciler yoluyla yapmak durumundalar.
ü    Siz Edirne’de bir kurumun başındasınız. Sizce Edirne’de kurumlar arasında bir işbirliği var mı?
Şafak Kırbiç: Edirne’de kurumlar arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden dolayı kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli etken siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci planda olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu ayrışmalar zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.
ü    Köylerde eskisi kadar tarım yapılmaması ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Şafak Kırbiç: Tabi şu anda tarımdaki en büyük sıkıntılardan birisi genç nüfusun tarım yapmaması. Köylerin nüfuzu azaldı ve kurumlarımızın yaş ortalaması 50-58 arasında. Genç nüfus tarımla uğraşmamakta ve hayvancılık yapan insanların sayısı da oldukça azaldı. En önemli noktalardan birisi insanları köye döndürmek olacaktır. Burada devlet birtakım enstrümanlar geliştirmek durumunda. Genç çiftçilerimize hibe desteklemeleri yapılıyor, faizsiz krediler veriliyor ama bunlar yeterli değil, arttırılması gerektiğini düşünüyorum.  Köyde yaşayanların bağ-kurunu devletin ödemesi gibi bir yöntem önemli bir başlangıç olabilir. Bu insanlarımızı tekrar tarıma yönlendirmek durumundayız. Çiftçilik ve tarım teknik bir iştir. Akşamdan sabaha öğrenilmez. Bu konuya hâkim olan genç bir nüfus oluşturmak durumundayız. Edirne’de tarım lisesi açılması konusunda bir girişim var. Bizler de bunu destekliyoruz. Çünkü ara eleman sıkıntısı yaşıyoruz. Bu işin teknik boyutunu okulda öğrenip, bu işi yapmak isteyen gençlerimiz bu okul yoluyla teşvik edilebilir. Köylüyü Atatürk’ün dediği gibi milletin efendisi haline getirmek durumundayız. Başka çaremiz yoktur.

10 Mart 2018 Cumartesi

Av. Mete Türkay: “Edirne’nin en büyük sorunu Edirnelilerin Edirne’ye sahip çıkmamasıdır.”

Av. Mete Türkay: “Edirne’nin en büyük sorunu Edirnelilerin Edirne’ye sahip çıkmamasıdır.”

 ·        Av. Mete Türkay 1978 doğumlu. 1994 yılından beri Edirne’de yaşıyor. Babasının Edirne’de Ağır Ceza Hakimi olmasıyla Edirne’de yaşamaya başlanmış. 2004 yılında eşi Av. Neslihan Özkan Türkay ile evlendikten sonra Edirne’de yaşantısını devam ettirmeye karar vermiş. 2010’dan beri Edirne Barosunda görev çeşitli görevlerde aktif rol alıyor. Üç dönem yönetim kurulu üyeliğinden sonra, son dönemde de baro başkan yardımcılığını görevinde bulundu. Bu dönemde de Türkiye Barolar Birliği delegesi olarak görevini sürdürüyor. Atatürkçü Cumhuriyetçisi ve Türk milliyetçisi vatanının, toprağını, bayrağını seven bir kişiliği var.                                                          


ü Hukukçu bir aileden geliyorsunuz. Edirne’de yaklaşık olarak 400 avukat bulunmakta. Bu sayının Edirne’ya fazla olduğunu düşündüğümüzde neden burada avukatlık yapıyorsunuz? İstanbul’da ya da başka yerlerde daha iyi şartlarda mesleğinizi devam ettirebilirsiniz. Edirne’de sizi cezbeden nedir?
Av. Mete Türkay: Büyük şehirde yaşamanın getirisi kadar götürüsü de çoktur. Büyük şehirlerde yaşamak maddi olarak daha zor. Ev kiralarını göz önüne getirin. Kazandığınız para Edirne’de daha değerli. Avukatlık mesleğini gerektiği gibi icra edip, arta kalan zamanlarda hukukla alakalı gelişmeleri takip edebilmek adına Edirne çok güzel bir şehir. Mesleğimizi gönlümüzce devam etiriyoruz. Aslında az evvel söylediğiniz 400 avukat rakamı fazla değil desek doğru olur. Değişen yasalar dolayısıyla avukatlarda iş kaybı çok daha fazla oldu. CMK’larda yapılan değişiklikler ile arabuluculuk mesleği hayatımıza girdi. Uzlaşma usulünün de yasalar ile hayatımıza girdiğini gördük. Onun dışında veraseti artık noterler veriyor. Bunlardan dolayı para kazanamıyoruz. İnsanların alım gücü de çok düştü. Ekonomideki zayıflamadan dolayı kazanç kaybı oldu. Paramızın değerinin azaldığı ortada.
ü Edirne’nin tarihi ve kültürel değerlerini nasıl değerlendirirsiniz? Burada kalmanızda bu değerler cezp edici oldu mu?
Av. Mete Türkay: Edirne’nin taşı toprağı tarih bir defa. Edirne’nin kızları Selimiye Cami’nin minaresini görene kadar uzağa gider derler. Hanım Edirneli olunca biz de Edirne’ye sevgimizden cami minaresinden uzaklaşamadık. Edirne’nin rahat bir şehir olması, genel suç oranının düşük olması, sosyal olarak insanın kendisine vakit ayırabilmesi Edirne’yi mutlu yaşanır bir şehir haline getiriyor.
ü Edirne’nin daha iyi olması için neler yapılabilir?
Av. Mete Türkay: Edirne’nin çok ciddi bir altyapı sorunu var. Ancak bu yüklü maliyet gerektiren bir iş, hemen yapılamıyor. Halkın da bu noktada sabırlı olması gerekmekte. Türkiye’nin genel sorunu budur. Edirne ile ilgili uzun vadeli düşünüp, doğru yatırım yapmak gerekli. Bu şehre sanayi gelmeli. Ama Edirneliler gerekli ilgi alakayı gösterebilecek mi? Bu önemli bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Edirne’nin bakir kültür yapısının bozulmaya uğramaması gerek yoksa altyapı olarak Çorlu gibi bir şehir olmaya başlarız. Bununla beraber suç oranı artmaya başlar. Edirne’nin en büyük sorunu Edirnelilerin Edirne’ye sahip çıkmamasıdır. Edirne gibi milli ve manevi değerlerini çok düzgün yaşayan bir şehirde daha fazla sahiplenme gerekiyor. Edirne’deki sorunların hepsinin tespit edilip, hepsine bir sabırla eğilmek gerekiyor.
ü Edirne’ye 3.600.000 turist geliyor. Ama bu gerçek rakam değil. Kapıkuleden geçenleri turist diye sayıyorlar. Bunları Edirne’ye çekmek için ne yapmak gerekiyor?
Av. Mete Türkay: Gerekli yol düzenlemelerini yapmaya başlamak gerek öncelikle. Yol planlaması yapılmalı. Edirne’ye şehre girişi gösteren bir giriş kapısı yapılması gerekmekte. Böylelikle esnafta kazanacaktır. Şehre gelen turistler Edirne’yi tanırken, esnaflarımız da daha çok para kazanacaktır. Kapıkule’de antrepolar kurulması da önemli bir seçenek. Oradan gelen tırlar burada bırakılır, yapılacak ticaret buradan yapılır. Dağıtım buradan olmalı, giriş buradan olmamalı. Böylelikle Edirne ticari açıdan da gelişmiş olacaktır. Bu ticari güveni de sağlar. Kapıkuledeki geniş araziler değerlendirilmek durumunda.
Biz tarihimizi sunamıyoruz. Tarihimizi korumayı bilmiyoruz. Düzenlemeleri doğru yapamıyoruz.  Düzeltmek restore etmek istediğiniz binaları restorasyonu prosedür açısından çok zor. Bir çivi çakamıyorsunuz çünkü izin alamıyorsunuz. Bu yüzden Kale içinde bulunan binalar atıl durumda kalıyor. Edirne turizmini geliştirmenin yolu daha fazla reklam yapmak ve turları Edirne’ye yönlendirmek. Buraya yalnızca Yunanistan ve Bulgaristan geliyor. Onlar da alışveriş için geliyorlar. Bu durum değiştirilmeli. Meriç nehri ve Tunca nehri de değerlendirilmeli. Meriç Avrupa’da olsa Venedik gibi olur. Buralar da turizm açısından daha fazla değerlendirilmeli. Belediye, valilik ve sivil toplum kuruluşları bu konuda ortak hareket etmek durumunda. Çiftçilerin, köylülerin üretmeye başlaması da şart. Burada tarımın bu kadar zayıf olması düşünülmesi gereken bir konu. Burası tarımın merkezi olmak durumunda. Halkın gelir seviyesi yükselirse Edirne de yükselecektir.

9 Mart 2018 Cuma

Alaaddin Uğur: “Edirne huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının olmadığı, farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir.


Alaaddin Uğur: “Edirne huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının olmadığı, farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir.”

ü  A veya B makamında birisi olarak değil, Alaaddin Uğur olarak; Turizm, kültür ve tarih açısından Edirne’yi değerlendirdiğinizde nasıl bir manzara ile karşılaşıyorsunuz?
Alaaddin Uğur: Şehirlerin insanlar gibi olduklarını düşünüyorum. Her şehrin diğer bir şehirden farklılığı var. Tıpkı insanlar gibi. Birbirinden farklıdır şehirler. Bu açıdan baktığımızda Edirne kültür, turizm ve biraz da tarım şehri. Edirne’de sanayi yok deniyor ancak Edirne’ye sanayi getirirseniz başka şeylerden fedakarlık yapmak durumunda kalırsınız. Edirne’nin güzelliklerinin farkına varmalı ve onları kaybetmemeliyiz. Herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir durum var. Edirne huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının olmadığı, farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir. Edirne bunu belki de sanayileşmemesine borçludur. Edirne’nin tarihi dokusu ve geçmişi, Osmanlı’ya başkentlik yapması onu değerli kılıyor, bu yüzden şehrin tarihi üzerine yoğunlaşmak gerek. Edirne ülkenin en batısında bulunmasına rağmen, küçük bir il olmasına rağmen, ülke basınında yeterince yer almamasına rağmen Türkiye’nin sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından ilk ona giren şehirlerinden bir tanesi. Edirne’nin tüm bu olumlu yönlerinin yanı sıra olumsuz yönleri olduğunu da belirtmek gerek. Edirne’nin akil insanlarının bir araya gelip bir vizyon yaratması gerekmekte.  Örneğin İl genel meclisi ve belediye meclisinin bir araya gelip Edirne için ortak projeler üretmesi şarttır. Bir arada çalışması gereken unsurlar güven eksikliği yüzünden bir araya gelemiyor. Bu konuda eksikler görüyorum. Edirne’nin vizyonu tarih ve kültür turizmidir. Bunun yanında tarımsal hayata önem vermek gerekiyor.
ü  Edirne’de turizm manasında nelerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz? Yurtdışından Edirne’ye gelenler Edirne’nin giriş kapısı olmadığı için Edirne’yi bulamıyorlar. Edirne’nin bir ‘gir benisi’ yok. Bunun için ne yapmalı?
Alaaddin Uğur: İspanya’nın Cadiz bölgesinde sarı, kırmızı, mavi şeritler ile yola çizgiler çekilmiştir. Bu renkler ayrı ayrı şehir içindeki önemli yerleri gösteriyor. Edirne üzerinden anlatacak olursak. Sözgelimi sarı çizgi Selimiye Camii ya da valilik, mavi çizgi saraçlar caddesi, kırmızı çizgi sağlık müzesi ya da Bulgar kilisesi. Yol üzerindeki çizgileri takip ettiğiniz vakit istediğiniz yere gidebilirsiniz. Böylelikle turizm haritası da çıkartmış olursunuz. Gayet basit ama kullanışlı bir sistem. Edirne’ye de İspanya’da olduğu gibi bir sistem getirilirse dediğiniz sorun ortadan kalkacaktır. İnsan yeter ki hizmet etmek, geliştirmek istesin Edirne için yapılacak çok proje var, yeter ki birliktelik sağlansın. Bununla beraber yöresel sıkıntılardan da bahsetmek isterim. Trakya’da genelde insanlar yatırım yapmaktan kaçınıyor, riske girmek istemiyorlar. Az olsun benim olsun mantığı ile hareket ediliyor. Edirne’de üretime dönük, istihdamı arttırıcı yatırımlar göremiyoruz. Bu elbette mizaç meselesi ama Edirne’nin gelişimini engelleyen faktörlerden birisi. Türkiye’deki hemen her şehirde sabit bir meydan bulunmakta, tıpkı dünyanın diğer şehirlerinde olduğu gibi. Edirne’de bu eksikliği de görmekteyiz. Saraçlardaki Atatürk heykeli etrafının meydandan sayılmayacağını düşünüyorum. Kurumsal olarak Edirne Valisi Günay Özdemir önderliğinde bu sorunları aşacak projeler üzerinde çalışıyoruz.’’

Süleyman Amaç: “Edirne’de Kamudan hizmet alamıyoruz! Nedenini de anlamıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesine yakışmıyoruz.”


Süleyman Amaç: “Edirne’de Kamudan hizmet alamıyoruz! Nedenini de anlamıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesine yakışmıyoruz.”

·        Yenimaret Mahallesi muhtarı Süleyman Amaç. 15 senedir muhtarlık yapıyor. “Benim için deli muhtar derler” diyor. Deli, Rumeli'de bulunan, Osmanlı toprakları genişledikten sonra Anadolu'da da vezir ve beylerbeylerine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri anlamına geliyordu. Süleyman Amaç kendisini hangi anlamda “Deli” olarak sıfatlandırıyor. Ben de küçüklüğümden beri kendimi, rengârenk hayaller kurarak mutlu etmeyi öğrendim. En sevdiğim hayalin rengi ise beyazdı. Beyaz bana göre mutluluk anlamına geliyor şeklinde konuşurken Yeniimaret’te mutlu olduğunu, burada yaşayanları da mutlu görmek için olağan gücü ile çalıştığını belirtiyor. Mahallesinin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine yakışır hali olmadığından yakınıyor.
ü  Neden muhtar olmak ihtiyacı hissettiniz?
Süleyman Amaç: II.Beyazid Camisi ve Külliyesi (II.Beyazid Kompleksi) benim mahallemde. Burası UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde. Mahallemin dünya mirasına yakışır hali var mı siz söyleyin? Dünyaya Yeniimaret’te geldim, burada yetiştim. Beş altı muhtar döneminde devamlı muhaliftim çünkü benden önceki muhtarlar yeni imarette yaşayan insanlar için herhangi bir şey yapmadılar. Muhtarın görevi mahallenin bütün sorunlarına çözüm bulmaktır. Benden önceki memurlar bu görevlerini yerine getirmediler. Muhalefet olduğum dönemde diğer 24 muhtarlığı da gezerek durum tespitinde bulundum. Yeni İmaretin ne kadar geri bırakıldığını gördüm. Bu yüzden muhtar olmak ihtiyacı hissettim. 15 senedir burada muhtar olarak görev yapmaktayım. Alnım ak, bütün seçmenlerime hesap verebilecek durumdayım. 1984’te buraya sağlık ocağının yapılmasını sağladım. İkinci kazmayı da Yeni İmaret Spor Kulübüne vurdurdum. Sağlık ocağından sonra spor kulübüne de yaptırdık. Bu hizmetleri yapmamızda bizzat yanına gidip yardım istediğimiz rahmetli Başbakan Süleyman Demirel’in de büyük katkısı oldu. Allah ondan razı olsun. Ben iki tane eser bıraktım. Bunun yanında çöplüğü de mahallemizden kaldırdık. Belediye Başkanı Recep Gürkan’dan şikayetçiyim. Beş senedir hizmet konusunda Recep Gürkan’dan bir şey görebilmiş değiliz.  Yeniimarette üç tane tarihi köprümüz var. Bu tarihi köprülerimizin restore edilmesi konusunda, köprülerin ışıklandırılması konusunda valimizden yardım istedik. Ama bir sonuç alamadık. Köprüde ışıklandırma olmadığı için orada üç tane cinayet işlendi, cesetleri suya attılar. Bundan köprünün ışıklandırılmasını sağlamayanlar sorumludur. Edirne’de Kamudan hizmet alamıyoruz. Nedenini de anlamıyoruz.
ü  Peki, bu sorunlarınıza dair çözüm ne olabilir?
Süleyman Amaç: Sorunlarımızı çözümleme imkanı olan makamlara iletiyorum. Eğer sorunlarımıza çözüm bulunmaz ise daha yüksek mercilere bu sıkıntıları aktarmak durumunda kalacağım. Vali beye aktardık. Sorunları çözecek kişiler biz değiliz. Çözüm bekliyoruz. Bununla birlikte Yeniimaret halkına düğün salonu sözü verildiğini belirtmek de isterim. Bu söz de tutulmamıştır.

Metin Adiran: Gelmek isteyen gelecektir. Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.


Metin Adiran: Gelmek isteyen gelecektir. Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.

·         Metin Adiran, Yıldırım Hacısarraf Mahallesi Muhtarı. Mahallesinde doğmuş, büyümüş ve muhtar olmuş. Tarihsel öneminin yanı sıra Birinci derecede Anıtsal Eser konumunda olan Hıdırlık Tarabya’nın komşusu olan Yıldırım Hacısarraf Mahallesi halkı genellikle düşük gelir seviyeli insanlardan oluştuğu için sıkıntıları da var. Metin Bey, tabyaların ziyarete açılmasından sonra mahallesinin cazibe merkezi olacağının bilincinde.
ü  Neden bu mahalleye muhtar oldunuz?’’
Metin Adiran: Halkımıza hizmet etmek için 2004 yılında muhtar oldum. 14 yıldır bu görevi sürdürüyorum.
ü  Mahalleye yapılan belediyecilik hizmetlerinden memnun musunuz?
Metin Adiran: Belediyecilik hizmetlerinden memnunuz. Bir eksik olduğunda telefon ediyoruz. Hangi kurum olursa olsun, gelip işimizi hallediyorlar. Bu yüzden belediyeden memnunuz.
ü  Mahallenin sorunu var mı?
Metin Adiran: Acil bir sorunumuz yok. Su akacak, yol bozuksa yapılacak… Böyle sorunlarla karşılaşıyoruz ve yardım istediğimizde belediye sorunlarımızı çözüyor.
ü  Edirne’de revajda iki sektör var. Turizm ve tarım. Bunun yanında inşaat da sayılabilir. Edirne ekonomisinin %17’sini inşaat geri kalan %67’sini turizm ve tarım gelirleri oluşturuyor. Turizmin daha iyi olması için sizce neler yapılası gerekiyor?
Metin Adiran: Edirne’mize yeteri kadar turist geldiğini düşünüyorum. Cuma gününden başlayarak hafta sonu boyunca şehrimiz yabancı turistlerle doluyor, bayağı kalabalık oluyor.’’
ü  İstatistikliklere göre 3.600.000 civarında turist gelmiş Edirne’ye. Bu büyük bir rakam… Kapıkule’den geçenlerle beraber 3.600.000. Ama bunların hepsi Edirne’ye giriş yapmıyor. Kapıkule’den geçiş yapıyorlar. Bunları Edirne’ye çekmek için neler yapılabilir?
Metin Adiran: Gelmek isteyen gelecektir. Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.

8 Mart 2018 Perşembe

Dr. Devrim Şuka: “Batı Trakya’daki halka reklam yaparak Edirne’ye check-up turları düzenleyerek sağlık turizmi geliştirilebilir.”

  • Dr. Devrim Şuka: “Batı Trakya’daki halka reklam yaparak Edirne’ye check-up turları düzenleyerek sağlık turizmi geliştirilebilir.”


Dr. Devrim Şuka: İskeçe doğumlu bir Batı Trakya Türk’üyüm. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde tıp eğitimi aldıktan sonra Yunanistan’a döndüm ancak burada Türkiye’de aldığım tıbbiye diploması kabul görmedi. Şu anda yalnızca Türkiye’de çalışma izni almak koşuluyla yabancı uyruklu olarak doktorluk yapabiliyorum. Batı Trakya’da doktorluk yapmama müsaade edilmiyor.
ü  Edirne’de ki hayatınızdan memnun musunuz?
 Dr. Devrim Şuka: Türkiye’de geçtiğimiz on yılda çok sıkıntılı zamanlar geçirdik ancak şu anda biraz daha iyi durumdayız. Bu sıkıntıları genellikle Türkiye tarafında yaşadık. Yıllarca Batı Trakya’daki arabalarımızı bile Türkiye’ye sokmamız engellendi. Şikâyetlerimiz de sonuçsuz kaldı. Şu anda böyle bir sıkıntı yaşamıyoruz. Sınırdaki memurlar bize çok saygılı davranıyorlar. Sıkıntı yaşadığımız dönemde bir ara arkadaşım Şerif ile birlikte sağlık turizmi yaptık. Yunanistan’dan Otobüs kaldırdık.
ü  Edirne’ye Sağlık Turizmini nasıl gerçekleştirebilirz?
Dr. Devrim Şuka: Batı Trakya’daki halka reklam yaparak Edirne’de check-up turları düzenleyerek.
ü  Edirne’de her ameliyat yapılabiliyor. Çok büyük hastaneler var. Fakat Balkanlarda sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Balkanların sağlık ihtiyacının Edirne’de sağlanması konusunda neler yapılabilir.
Dr. Devrim Şuka: Yunanistan özelinde konuşmak gerekirse orada yeterli sayıda sağlık hizmeti verecek nitelikli hastaneler bulunmakta ancak Batı Trakya bölgesinde maalesef aynı sağlık hizmetleri verilemiyor. İş adamlarımızın bu konuda yatırım yapması gerekiyor. Benim amacım İskeçe-Gümülcine arasına bir hastane kurmaktı ancak bugün baktığımda bunun gerçekleşmesi zor bir hedef olduğunu görmekteyim.
ü  Yunanistan’ın ticari prosedürleri mi o bölgede hastane yapılmasına engel teşkil ediyor?
Dr. Devrim Şuka: Elbette. Yunanistan’ın bu konuda kılıcı çok keskin. Maalesef Batı Trakya’da yaşayan Türk ve Müslümanlar nitelikli sağlık hizmeti alamıyor ve Yunanistan bu durumu düzeltmek niyetinde değil.
ü  Balkanlarda, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerde yaşayan hastaları buraya yönlendirmek mümkün müdür?
Dr. Devrim Şuka: Bunu gerçekleştirmek bugünkü ortamda zor. Olabileceğini düşünsem gerçekleştirmek için elimden geleni yapardım; çünkü İskeçe ve Gümülcine bölgelerinde yaşayan oldukça fazla tanıdığım var. Bu işi tek tük yapmaya çalışanlar da insanların sağlığının derdinde değil, kazanacakları paranın derdinde. Yunanistan’da yaşayan insanların aşağı yukarı hepsinin sağlık sigortası bulunmakta. Örneğin bir safra kesesi ameliyatı Yunanistan’da para ödemeden yaptırılabiliyor. Türkiye’ye gelirse ilk karşılaşacağı sorun sigortası olmaması. Bu yüzden maddi durumu kısıtlı halkın Türkiye’de tedavi görmesi oldukça güç. Bu durumu aşmak için öncelikle Yunanistan ile sağlık anlaşması yapılması gerekmekte. Tabiî ki burada dürüstlük çok önemli. İnsanların sağlığı rant kapısı haline getirilmemeli. Yunanistan ile Türkiye arasında hastaneler konusunda sağlık anlaşması yapılırsa bu sorun tamamen çözülür.
ü  Sağlık sektörü Türkiye’de mi yoksa Yunanistan’da mı daha iyi işliyor?
Dr. Devrim Şuka: Tabi ki Türkiye’de sağlık hizmeti çok daha iyi veriliyor. Bu tartışmaya açık değil. Gerektiğinde Balkanlar ülkelerinden gelen halkın da ihtiyaçları Edirne’de rahatlıkla karşılanıyor. Tabi bunun ücretini hasta kendi bütçesinden karşılıyor. Parası olan Edirne’ye gelip iyi ve kaliteli sağlık hizmeti alabiliyor.
ü  Turizm açısından Edirne’yi nasıl görüyorsunuz? Eksikleri var mı? Konaklamalı gelmelerini sağlamak için neler yapabiliriz?
Dr. Devrim Şuka: Kültür turizmi açısından Edirne Balkanların dikkatini fazlasıyla çekiyor. Ama Yunanistan’dan gelenlerin turizm amaçlı gelmediğini söyleyebilirim. Çoğunluk ticaret yapmak için buraya geliyor. Euro’nun artış göstermesi de Yunanistan’dan gelen insanların sayısı arttırmış durumda.