12 Mart 2018 Pazartesi
11 Mart 2018 Pazar
Şafak Kırbiç: “Edirne’de kurumlar arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden dolayı kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli etken siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci planda olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu ayrışmalar zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.”
Şafak Kırbiç: “Edirne’de
kurumlar arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden
dolayı kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli
etken siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci
planda olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu
ayrışmalar zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.”
·
Şafak Kırbiç, 1969 Edirne Yeniimaret Mahallesi doğumlu. Tarım ile uğraşıyor.
Daha önce hayvancılık da yapıyordu şu an tarım ağırlıklı çalışıyor. 5 dönemden
beri Trakya Birliğin 188 sayılı Edirne Yağlı Tohumlar Tarım Satış
Kooperatifinin Yönetim Kurulu başkanı. Yaklaşık 20 yıldan beri de Edirne Ziraat
odasında yönetim kurulu, meclis üyeliği gibi görevlerde bulundu. Edirne’de İyi
niyetli, sevecen, yardımsever, Türk Milliyetçisi, vatanperver kimliği ile tanınıyor.
ü Edirne’yi
değerlendirelim. Kültürü, tarihi, turizmi ve ziraatı ile daha iyi bir Edirne
olması için ne yapmak lazım?’’
Şafak
Kırbiç: Edirne’de ön plana
çıkan iki sektör var. Birincisi tarım, ikincisi turizm. Tarım açısından
bakarsak çok fazla arazi yapısı olmamasına rağmen çeltikte Türkiye üretiminin
yarısını Edirne ve buna bağlı ilçeler karşılıyor. Ayçiçeğinde ise Türkiye
üretiminin %15-20 si Edirne’de üretilmekte.
Keza buğday üretiminde de Türkiye ortalamasında çok yukarılarda bir Edirne
görmekteyiz. Onun haricinde bazı bölgelerde şeker pancarı ve mısır üretimi
yapılmakta. Tarımda Türkiye’de söz sahibi olan bir iliz. Toprak büyüklüğüne
bakarsak çok büyük değil ancak Türkiye’nin birçok iline göre oldukça verimli
topraklar üzerinde oturuyoruz. Bu bereketli toprakları daha verimli kullanmak
için sulamadan yeteri kadar yararlanamıyoruz. Birçok nehrin aktığı bir il
olmamıza rağmen bu konuda yetersiziz. Güney bölgelerimizde barajlar var ama
kuzey bölgelerimizde Edirne Merkez, Lalapaşa, Süloğlu gibi bölgeler biraz garip
kalmış durumdadır. Gelecekte suyun petrolden daha önemli ve hayati hale gelmesi
kaçınılmaz. Bu bakımdan sulamanın da idareli ve bilinçli yapılması gerekmekte;
israf önlenmeli, devlet bu konuda gereken adımları atmak durumunda. Salma
sulamadan uzaklaşıp, yağmurla sulama sistemine geçilmesi gerekiyor. Bu yüzden
Edirne’de sulamanın daha doğru yapılmasını bekliyor ve istiyoruz. Böylece
sulanabilir ve daha verimli arazilere kavuşmuş oluruz.
ü Peki,
bunun için ne yapmak lazım?
Şafak
Kırbiç: Tabi burada
barajlar yapılabilir, büyük enerji güçleri ve yeni teknolojik sistemler ile
kapalı sistem sulama sistemine geçilebilir, pompaj sistemi ile sulamalar
yapılabilir.
ü Turizmi
değerlendirirseniz ne söyleyebilirsiniz?
Şafak
Kırbiç: Turizm Edirne’nin
iki öncü kaynağından birisi. Turizmde dünyada ikinci durumda Edirne, böylesine
zengin tarihi eserlere sahibiz. Bu dünyanın başka bir ülkesinde olsa, burasını
açık hava müzesi haline getirirler. Edirne’ye tarihi açıdan yeterli değeri
göstermediğimizi söyleyebilirim. Buna rağmen Balkan ülkelerinden oldukça fazla
sayıda turist çekmekteyiz. Yabancı turistler Edirne’ye alışveriş yapmak için
gelmekte. Yine de birinci önceliğimiz tarihi eserler olmalı. Örneğin köprüler
bir an evvel trafiğe kapatılmalı, yerlerine yenileri yapılarak, köprüler koruma
altına alınmalı ve sadece yaya trafiğine açılmalı. Tarihi eserlerimizi ancak
böyle koruyabiliriz. Dünyada da bunun örneklerini görmekteyiz. Edirne’de
turizmin ileride çok daha iyi olacağının kanaatindeyim.’’
ü Turizmin
daha iyi olması için neler yapmak lazım?
Şafak
Kırbiç: Ekonomik kaynaklar
arttırılmalı ve bakanlık eliyle yeni yatırımlar yapılmalı. Osmanlı Döneminde
başkent olan Edirne’nin 446 camii olduğunu biliyoruz. Şu anda Edirne’de 41 tane
camii bulunmakta. Bu örnek durumu gözler önüne seriyor. Vakıflar Genel
Müdürlüğü Edirne’deki tarihi eserler ile alakalı çalışmalar yapmakta. Köprüler
ve diğer tarihi eserlerin meydana çıkartılması ile alakalı çalışmalar
yapılıyor. Bunların ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekiyor. Dışarıdan gelen
turistler bizleri mutlu etmekte. Edirne’nin reklamını çok daha iyi yapmak
durumundayız. Belediyeler de yabancı turistlere kılavuzluk ederek şehrimizin
değerine değer katmalı. Edirne konaklama yoluyla cazibe merkezi haline
getirilmelidir. Burada üniversitemize de büyük görevler düşüyor. Onlar da
özellikle yabancı öğrencilere Edirne’nin reklamını öğrenciler yoluyla yapmak
durumundalar.
ü Siz
Edirne’de bir kurumun başındasınız. Sizce Edirne’de kurumlar arasında bir
işbirliği var mı?
Şafak
Kırbiç: Edirne’de kurumlar
arası ilişki zaman zaman kaybolmakta. Bazen birtakım sebeplerden dolayı
kurumlar ayrışıyor. Bu Edirne’ye zarar veriyor. Buralarda en önemli etken
siyasi görüşümüzü işin dışında tutmak olacaktır. Siyasi tercihler ikinci planda
olmalı, birinci amaç Edirne’ye ve halkına hizmet etmek olmalıdır. Bu ayrışmalar
zaman zaman olmakta ama diyalog yoluyla çözüleceği kanaatindeyim.
ü Köylerde
eskisi kadar tarım yapılmaması ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Şafak
Kırbiç: Tabi şu anda
tarımdaki en büyük sıkıntılardan birisi genç nüfusun tarım yapmaması. Köylerin
nüfuzu azaldı ve kurumlarımızın yaş ortalaması 50-58 arasında. Genç nüfus
tarımla uğraşmamakta ve hayvancılık yapan insanların sayısı da oldukça azaldı.
En önemli noktalardan birisi insanları köye döndürmek olacaktır. Burada devlet
birtakım enstrümanlar geliştirmek durumunda. Genç çiftçilerimize hibe
desteklemeleri yapılıyor, faizsiz krediler veriliyor ama bunlar yeterli değil,
arttırılması gerektiğini düşünüyorum.
Köyde yaşayanların bağ-kurunu devletin ödemesi gibi bir yöntem önemli
bir başlangıç olabilir. Bu insanlarımızı tekrar tarıma yönlendirmek
durumundayız. Çiftçilik ve tarım teknik bir iştir. Akşamdan sabaha öğrenilmez.
Bu konuya hâkim olan genç bir nüfus oluşturmak durumundayız. Edirne’de tarım
lisesi açılması konusunda bir girişim var. Bizler de bunu destekliyoruz. Çünkü
ara eleman sıkıntısı yaşıyoruz. Bu işin teknik boyutunu okulda öğrenip, bu işi
yapmak isteyen gençlerimiz bu okul yoluyla teşvik edilebilir. Köylüyü
Atatürk’ün dediği gibi milletin efendisi haline getirmek durumundayız. Başka
çaremiz yoktur.
10 Mart 2018 Cumartesi
Av. Mete Türkay: “Edirne’nin en büyük sorunu Edirnelilerin Edirne’ye sahip çıkmamasıdır.”
Av. Mete Türkay: “Edirne’nin en büyük sorunu Edirnelilerin
Edirne’ye sahip çıkmamasıdır.”
· Av. Mete Türkay 1978 doğumlu. 1994 yılından beri Edirne’de yaşıyor. Babasının Edirne’de Ağır Ceza Hakimi olmasıyla Edirne’de yaşamaya başlanmış. 2004 yılında eşi Av. Neslihan Özkan Türkay ile evlendikten sonra Edirne’de yaşantısını devam ettirmeye karar vermiş. 2010’dan beri Edirne Barosunda görev çeşitli görevlerde aktif rol alıyor. Üç dönem yönetim kurulu üyeliğinden sonra, son dönemde de baro başkan yardımcılığını görevinde bulundu. Bu dönemde de Türkiye Barolar Birliği delegesi olarak görevini sürdürüyor. Atatürkçü Cumhuriyetçisi ve Türk milliyetçisi vatanının, toprağını, bayrağını seven bir kişiliği var.
ü Hukukçu bir aileden geliyorsunuz. Edirne’de yaklaşık olarak
400 avukat bulunmakta. Bu sayının Edirne’ya fazla olduğunu düşündüğümüzde neden
burada avukatlık yapıyorsunuz? İstanbul’da ya da başka yerlerde daha iyi
şartlarda mesleğinizi devam ettirebilirsiniz. Edirne’de sizi cezbeden nedir?
Av. Mete Türkay: Büyük şehirde yaşamanın getirisi kadar
götürüsü de çoktur. Büyük şehirlerde yaşamak maddi olarak daha zor. Ev
kiralarını göz önüne getirin. Kazandığınız para Edirne’de daha değerli.
Avukatlık mesleğini gerektiği gibi icra edip, arta kalan zamanlarda hukukla
alakalı gelişmeleri takip edebilmek adına Edirne çok güzel bir şehir.
Mesleğimizi gönlümüzce devam etiriyoruz. Aslında az evvel söylediğiniz 400
avukat rakamı fazla değil desek doğru olur. Değişen yasalar dolayısıyla
avukatlarda iş kaybı çok daha fazla oldu. CMK’larda yapılan değişiklikler ile
arabuluculuk mesleği hayatımıza girdi. Uzlaşma usulünün de yasalar ile
hayatımıza girdiğini gördük. Onun dışında veraseti artık noterler veriyor.
Bunlardan dolayı para kazanamıyoruz. İnsanların alım gücü de çok düştü.
Ekonomideki zayıflamadan dolayı kazanç kaybı oldu. Paramızın değerinin azaldığı
ortada.
ü Edirne’nin tarihi ve kültürel değerlerini nasıl
değerlendirirsiniz? Burada kalmanızda bu değerler cezp edici oldu mu?
Av. Mete Türkay: Edirne’nin taşı toprağı tarih bir
defa. Edirne’nin kızları Selimiye Cami’nin minaresini görene kadar uzağa gider
derler. Hanım Edirneli olunca biz de Edirne’ye sevgimizden cami minaresinden
uzaklaşamadık. Edirne’nin rahat bir şehir olması, genel suç oranının düşük
olması, sosyal olarak insanın kendisine vakit ayırabilmesi Edirne’yi mutlu
yaşanır bir şehir haline getiriyor.
ü Edirne’nin daha iyi olması için neler yapılabilir?
Av. Mete Türkay: Edirne’nin çok ciddi bir altyapı
sorunu var. Ancak bu yüklü maliyet gerektiren bir iş, hemen yapılamıyor. Halkın
da bu noktada sabırlı olması gerekmekte. Türkiye’nin genel sorunu budur. Edirne
ile ilgili uzun vadeli düşünüp, doğru yatırım yapmak gerekli. Bu şehre sanayi
gelmeli. Ama Edirneliler gerekli ilgi alakayı gösterebilecek mi? Bu önemli bir
soru olarak karşımıza çıkıyor. Edirne’nin bakir kültür yapısının bozulmaya
uğramaması gerek yoksa altyapı olarak Çorlu gibi bir şehir olmaya başlarız.
Bununla beraber suç oranı artmaya başlar. Edirne’nin en büyük sorunu
Edirnelilerin Edirne’ye sahip çıkmamasıdır. Edirne gibi milli ve manevi
değerlerini çok düzgün yaşayan bir şehirde daha fazla sahiplenme gerekiyor.
Edirne’deki sorunların hepsinin tespit edilip, hepsine bir sabırla eğilmek
gerekiyor.
ü Edirne’ye 3.600.000 turist geliyor. Ama bu gerçek rakam
değil. Kapıkuleden geçenleri turist diye sayıyorlar. Bunları Edirne’ye çekmek
için ne yapmak gerekiyor?
Av. Mete Türkay: Gerekli yol düzenlemelerini yapmaya
başlamak gerek öncelikle. Yol planlaması yapılmalı. Edirne’ye şehre girişi
gösteren bir giriş kapısı yapılması gerekmekte. Böylelikle esnafta
kazanacaktır. Şehre gelen turistler Edirne’yi tanırken, esnaflarımız da daha
çok para kazanacaktır. Kapıkule’de antrepolar kurulması da önemli bir seçenek.
Oradan gelen tırlar burada bırakılır, yapılacak ticaret buradan yapılır.
Dağıtım buradan olmalı, giriş buradan olmamalı. Böylelikle Edirne ticari açıdan
da gelişmiş olacaktır. Bu ticari güveni de sağlar. Kapıkuledeki geniş araziler
değerlendirilmek durumunda.
Biz tarihimizi sunamıyoruz.
Tarihimizi korumayı bilmiyoruz. Düzenlemeleri doğru yapamıyoruz. Düzeltmek restore etmek istediğiniz binaları
restorasyonu prosedür açısından çok zor. Bir çivi çakamıyorsunuz çünkü izin alamıyorsunuz.
Bu yüzden Kale içinde bulunan binalar atıl durumda kalıyor. Edirne turizmini
geliştirmenin yolu daha fazla reklam yapmak ve turları Edirne’ye yönlendirmek.
Buraya yalnızca Yunanistan ve Bulgaristan geliyor. Onlar da alışveriş için
geliyorlar. Bu durum değiştirilmeli. Meriç nehri ve Tunca nehri de
değerlendirilmeli. Meriç Avrupa’da olsa Venedik gibi olur. Buralar da turizm
açısından daha fazla değerlendirilmeli. Belediye, valilik ve sivil toplum
kuruluşları bu konuda ortak hareket etmek durumunda. Çiftçilerin, köylülerin
üretmeye başlaması da şart. Burada tarımın bu kadar zayıf olması düşünülmesi
gereken bir konu. Burası tarımın merkezi olmak durumunda. Halkın gelir seviyesi
yükselirse Edirne de yükselecektir.
9 Mart 2018 Cuma
Alaaddin Uğur: “Edirne huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının olmadığı, farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir.
Alaaddin Uğur:
“Edirne huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının
olmadığı, farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir.”
ü A veya B
makamında birisi olarak değil, Alaaddin Uğur olarak; Turizm, kültür ve tarih
açısından Edirne’yi değerlendirdiğinizde nasıl bir manzara ile
karşılaşıyorsunuz?
Alaaddin
Uğur: Şehirlerin insanlar gibi
olduklarını düşünüyorum. Her şehrin diğer bir şehirden farklılığı var. Tıpkı
insanlar gibi. Birbirinden farklıdır şehirler. Bu açıdan baktığımızda Edirne
kültür, turizm ve biraz da tarım şehri. Edirne’de sanayi yok deniyor ancak
Edirne’ye sanayi getirirseniz başka şeylerden fedakarlık yapmak durumunda
kalırsınız. Edirne’nin güzelliklerinin farkına varmalı ve onları
kaybetmemeliyiz. Herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir durum var. Edirne
huzurlu bir şehir. Edirne asayiş bakımından rahat, toplumsal baskının olmadığı,
farklı karakterlerden insanların bir arada yaşayabildiği bir şehir. Edirne bunu
belki de sanayileşmemesine borçludur. Edirne’nin tarihi dokusu ve geçmişi,
Osmanlı’ya başkentlik yapması onu değerli kılıyor, bu yüzden şehrin tarihi
üzerine yoğunlaşmak gerek. Edirne ülkenin en batısında bulunmasına rağmen,
küçük bir il olmasına rağmen, ülke basınında yeterince yer almamasına rağmen
Türkiye’nin sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından ilk ona giren şehirlerinden
bir tanesi. Edirne’nin tüm bu olumlu yönlerinin yanı sıra olumsuz yönleri
olduğunu da belirtmek gerek. Edirne’nin akil insanlarının bir araya gelip bir
vizyon yaratması gerekmekte. Örneğin İl
genel meclisi ve belediye meclisinin bir araya gelip Edirne için ortak projeler
üretmesi şarttır. Bir arada çalışması gereken unsurlar güven eksikliği yüzünden
bir araya gelemiyor. Bu konuda eksikler görüyorum. Edirne’nin vizyonu tarih ve
kültür turizmidir. Bunun yanında tarımsal hayata önem vermek gerekiyor.
ü Edirne’de
turizm manasında nelerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz? Yurtdışından Edirne’ye
gelenler Edirne’nin giriş kapısı olmadığı için Edirne’yi bulamıyorlar.
Edirne’nin bir ‘gir benisi’ yok. Bunun için ne yapmalı?
Alaaddin
Uğur: İspanya’nın Cadiz bölgesinde
sarı, kırmızı, mavi şeritler ile yola çizgiler çekilmiştir. Bu renkler ayrı
ayrı şehir içindeki önemli yerleri gösteriyor. Edirne üzerinden anlatacak
olursak. Sözgelimi sarı çizgi Selimiye Camii ya da valilik, mavi çizgi saraçlar
caddesi, kırmızı çizgi sağlık müzesi ya da Bulgar kilisesi. Yol üzerindeki
çizgileri takip ettiğiniz vakit istediğiniz yere gidebilirsiniz. Böylelikle
turizm haritası da çıkartmış olursunuz. Gayet basit ama kullanışlı bir sistem.
Edirne’ye de İspanya’da olduğu gibi bir sistem getirilirse dediğiniz sorun
ortadan kalkacaktır. İnsan yeter ki hizmet etmek, geliştirmek istesin Edirne
için yapılacak çok proje var, yeter ki birliktelik sağlansın. Bununla beraber
yöresel sıkıntılardan da bahsetmek isterim. Trakya’da genelde insanlar yatırım
yapmaktan kaçınıyor, riske girmek istemiyorlar. Az olsun benim olsun mantığı
ile hareket ediliyor. Edirne’de üretime dönük, istihdamı arttırıcı yatırımlar
göremiyoruz. Bu elbette mizaç meselesi ama Edirne’nin gelişimini engelleyen
faktörlerden birisi. Türkiye’deki hemen her şehirde sabit bir meydan
bulunmakta, tıpkı dünyanın diğer şehirlerinde olduğu gibi. Edirne’de bu
eksikliği de görmekteyiz. Saraçlardaki Atatürk heykeli etrafının meydandan
sayılmayacağını düşünüyorum. Kurumsal olarak Edirne Valisi Günay Özdemir
önderliğinde bu sorunları aşacak projeler üzerinde çalışıyoruz.’’
Süleyman Amaç: “Edirne’de Kamudan hizmet alamıyoruz! Nedenini de anlamıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesine yakışmıyoruz.”
Süleyman Amaç: “Edirne’de Kamudan hizmet alamıyoruz!
Nedenini de anlamıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesine yakışmıyoruz.”
·
Yenimaret Mahallesi muhtarı Süleyman Amaç. 15 senedir muhtarlık yapıyor.
“Benim için deli muhtar derler” diyor. Deli, Rumeli'de
bulunan, Osmanlı toprakları genişledikten sonra Anadolu'da da vezir ve
beylerbeylerine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri anlamına
geliyordu. Süleyman Amaç kendisini hangi anlamda “Deli” olarak sıfatlandırıyor.
Ben de küçüklüğümden
beri kendimi, rengârenk hayaller kurarak mutlu
etmeyi öğrendim. En sevdiğim hayalin rengi ise beyazdı. Beyaz bana göre
mutluluk anlamına geliyor şeklinde konuşurken Yeniimaret’te mutlu olduğunu,
burada yaşayanları da mutlu görmek için olağan gücü ile çalıştığını belirtiyor.
Mahallesinin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine yakışır hali olmadığından
yakınıyor.
ü Neden muhtar olmak ihtiyacı hissettiniz?
Süleyman Amaç: II.Beyazid Camisi ve
Külliyesi (II.Beyazid Kompleksi) benim mahallemde. Burası UNESCO Dünya Mirası
Geçici Listesinde. Mahallemin dünya mirasına yakışır hali var mı siz söyleyin? Dünyaya
Yeniimaret’te geldim, burada yetiştim. Beş altı muhtar döneminde devamlı
muhaliftim çünkü benden önceki muhtarlar yeni imarette yaşayan insanlar için
herhangi bir şey yapmadılar. Muhtarın görevi mahallenin bütün sorunlarına çözüm
bulmaktır. Benden önceki memurlar bu görevlerini yerine getirmediler. Muhalefet
olduğum dönemde diğer 24 muhtarlığı da gezerek durum tespitinde bulundum. Yeni
İmaretin ne kadar geri bırakıldığını gördüm. Bu yüzden muhtar olmak ihtiyacı
hissettim. 15 senedir burada muhtar olarak görev yapmaktayım. Alnım ak, bütün
seçmenlerime hesap verebilecek durumdayım. 1984’te buraya sağlık ocağının
yapılmasını sağladım. İkinci kazmayı da Yeni İmaret Spor Kulübüne vurdurdum.
Sağlık ocağından sonra spor kulübüne de yaptırdık. Bu hizmetleri yapmamızda
bizzat yanına gidip yardım istediğimiz rahmetli Başbakan Süleyman Demirel’in de
büyük katkısı oldu. Allah ondan razı olsun. Ben iki tane eser bıraktım. Bunun
yanında çöplüğü de mahallemizden kaldırdık. Belediye Başkanı Recep Gürkan’dan şikayetçiyim.
Beş senedir hizmet konusunda Recep Gürkan’dan bir şey görebilmiş değiliz. Yeniimarette üç tane tarihi köprümüz var. Bu
tarihi köprülerimizin restore edilmesi konusunda, köprülerin ışıklandırılması
konusunda valimizden yardım istedik. Ama bir sonuç alamadık. Köprüde
ışıklandırma olmadığı için orada üç tane cinayet işlendi, cesetleri suya
attılar. Bundan köprünün ışıklandırılmasını sağlamayanlar sorumludur. Edirne’de
Kamudan hizmet alamıyoruz. Nedenini de anlamıyoruz.
ü Peki, bu sorunlarınıza dair çözüm ne olabilir?
Süleyman Amaç: Sorunlarımızı çözümleme
imkanı olan makamlara iletiyorum. Eğer sorunlarımıza çözüm bulunmaz ise daha
yüksek mercilere bu sıkıntıları aktarmak durumunda kalacağım. Vali beye
aktardık. Sorunları çözecek kişiler biz değiliz. Çözüm bekliyoruz. Bununla
birlikte Yeniimaret halkına düğün salonu sözü verildiğini belirtmek de isterim.
Bu söz de tutulmamıştır.
Metin Adiran: Gelmek isteyen gelecektir. Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.
Metin Adiran: Gelmek isteyen gelecektir. Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.
·
Metin Adiran,
Yıldırım Hacısarraf Mahallesi Muhtarı. Mahallesinde doğmuş, büyümüş ve muhtar
olmuş. Tarihsel öneminin yanı sıra Birinci derecede Anıtsal
Eser konumunda olan Hıdırlık Tarabya’nın komşusu olan Yıldırım Hacısarraf
Mahallesi halkı genellikle düşük gelir seviyeli insanlardan
oluştuğu için sıkıntıları da var. Metin Bey, tabyaların ziyarete açılmasından
sonra mahallesinin cazibe merkezi olacağının bilincinde.
ü Neden bu
mahalleye muhtar oldunuz?’’
Metin
Adiran: Halkımıza hizmet etmek için
2004 yılında muhtar oldum. 14 yıldır bu görevi sürdürüyorum.
ü Mahalleye
yapılan belediyecilik hizmetlerinden memnun musunuz?
Metin
Adiran: Belediyecilik hizmetlerinden
memnunuz. Bir eksik olduğunda telefon ediyoruz. Hangi kurum olursa olsun, gelip
işimizi hallediyorlar. Bu yüzden belediyeden memnunuz.
ü Mahallenin
sorunu var mı?
Metin
Adiran: Acil bir sorunumuz yok. Su
akacak, yol bozuksa yapılacak… Böyle sorunlarla karşılaşıyoruz ve yardım
istediğimizde belediye sorunlarımızı çözüyor.
ü Edirne’de revajda
iki sektör var. Turizm ve tarım. Bunun yanında inşaat da sayılabilir. Edirne
ekonomisinin %17’sini inşaat geri kalan %67’sini turizm ve tarım gelirleri
oluşturuyor. Turizmin daha iyi olması için sizce neler yapılası gerekiyor?
Metin
Adiran: Edirne’mize yeteri kadar
turist geldiğini düşünüyorum. Cuma gününden başlayarak hafta sonu boyunca
şehrimiz yabancı turistlerle doluyor, bayağı kalabalık oluyor.’’
ü İstatistikliklere
göre 3.600.000 civarında turist gelmiş Edirne’ye. Bu büyük bir rakam…
Kapıkule’den geçenlerle beraber 3.600.000. Ama bunların hepsi Edirne’ye giriş
yapmıyor. Kapıkule’den geçiş yapıyorlar. Bunları Edirne’ye çekmek için neler
yapılabilir?
Metin
Adiran: Gelmek isteyen gelecektir.
Edirne’nin yeteri kadar tarihi turistik eseri var.
8 Mart 2018 Perşembe
Dr. Devrim Şuka: “Batı Trakya’daki halka reklam yaparak Edirne’ye check-up turları düzenleyerek sağlık turizmi geliştirilebilir.”
Dr. Devrim Şuka: İskeçe doğumlu bir Batı Trakya Türk’üyüm. İzmir Dokuz Eylül
Üniversitesinde tıp eğitimi aldıktan sonra Yunanistan’a döndüm ancak burada
Türkiye’de aldığım tıbbiye diploması kabul görmedi. Şu anda yalnızca Türkiye’de
çalışma izni almak koşuluyla yabancı uyruklu olarak doktorluk yapabiliyorum.
Batı Trakya’da doktorluk yapmama müsaade edilmiyor.
ü Edirne’de ki hayatınızdan
memnun musunuz?
Dr. Devrim Şuka: Türkiye’de geçtiğimiz on
yılda çok sıkıntılı zamanlar geçirdik ancak şu anda biraz daha iyi durumdayız.
Bu sıkıntıları genellikle Türkiye tarafında yaşadık. Yıllarca Batı Trakya’daki
arabalarımızı bile Türkiye’ye sokmamız engellendi. Şikâyetlerimiz de sonuçsuz
kaldı. Şu anda böyle bir sıkıntı yaşamıyoruz. Sınırdaki memurlar bize çok
saygılı davranıyorlar. Sıkıntı yaşadığımız dönemde bir ara arkadaşım Şerif ile
birlikte sağlık turizmi yaptık. Yunanistan’dan Otobüs kaldırdık.
ü Edirne’ye Sağlık Turizmini nasıl
gerçekleştirebilirz?
Dr. Devrim Şuka: Batı Trakya’daki halka
reklam yaparak Edirne’de check-up turları düzenleyerek.
ü Edirne’de her ameliyat
yapılabiliyor. Çok büyük hastaneler var. Fakat Balkanlarda sağlık hizmetlerinin
yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Balkanların sağlık ihtiyacının Edirne’de
sağlanması konusunda neler yapılabilir.
Dr. Devrim Şuka: Yunanistan özelinde konuşmak
gerekirse orada yeterli sayıda sağlık hizmeti verecek nitelikli hastaneler
bulunmakta ancak Batı Trakya bölgesinde maalesef aynı sağlık hizmetleri
verilemiyor. İş adamlarımızın bu konuda yatırım yapması gerekiyor. Benim amacım
İskeçe-Gümülcine arasına bir hastane kurmaktı ancak bugün baktığımda bunun
gerçekleşmesi zor bir hedef olduğunu görmekteyim.
ü Yunanistan’ın ticari
prosedürleri mi o bölgede hastane yapılmasına engel teşkil ediyor?
Dr. Devrim Şuka: Elbette. Yunanistan’ın
bu konuda kılıcı çok keskin. Maalesef Batı Trakya’da yaşayan Türk ve
Müslümanlar nitelikli sağlık hizmeti alamıyor ve Yunanistan bu durumu düzeltmek
niyetinde değil.
ü Balkanlarda, Bulgaristan,
Yunanistan gibi ülkelerde yaşayan hastaları buraya yönlendirmek mümkün müdür?
Dr. Devrim Şuka: Bunu gerçekleştirmek
bugünkü ortamda zor. Olabileceğini düşünsem gerçekleştirmek için elimden geleni
yapardım; çünkü İskeçe ve Gümülcine bölgelerinde yaşayan oldukça fazla
tanıdığım var. Bu işi tek tük yapmaya çalışanlar da insanların sağlığının
derdinde değil, kazanacakları paranın derdinde. Yunanistan’da yaşayan
insanların aşağı yukarı hepsinin sağlık sigortası bulunmakta. Örneğin bir safra
kesesi ameliyatı Yunanistan’da para ödemeden yaptırılabiliyor. Türkiye’ye
gelirse ilk karşılaşacağı sorun sigortası olmaması. Bu yüzden maddi durumu
kısıtlı halkın Türkiye’de tedavi görmesi oldukça güç. Bu durumu aşmak için
öncelikle Yunanistan ile sağlık anlaşması yapılması gerekmekte. Tabiî ki
burada dürüstlük çok önemli. İnsanların sağlığı rant kapısı haline
getirilmemeli. Yunanistan ile Türkiye arasında hastaneler konusunda sağlık
anlaşması yapılırsa bu sorun tamamen çözülür.
ü Sağlık sektörü Türkiye’de mi
yoksa Yunanistan’da mı daha iyi işliyor?
Dr. Devrim Şuka: Tabi ki Türkiye’de sağlık
hizmeti çok daha iyi veriliyor. Bu tartışmaya açık değil. Gerektiğinde
Balkanlar ülkelerinden gelen halkın da ihtiyaçları Edirne’de rahatlıkla
karşılanıyor. Tabi bunun ücretini hasta kendi bütçesinden karşılıyor. Parası
olan Edirne’ye gelip iyi ve kaliteli sağlık hizmeti alabiliyor.
ü Turizm açısından Edirne’yi
nasıl görüyorsunuz? Eksikleri var mı? Konaklamalı gelmelerini sağlamak için
neler yapabiliriz?
Dr. Devrim Şuka: Kültür turizmi
açısından Edirne Balkanların dikkatini fazlasıyla çekiyor. Ama Yunanistan’dan
gelenlerin turizm amaçlı gelmediğini söyleyebilirim. Çoğunluk ticaret yapmak
için buraya geliyor. Euro’nun artış göstermesi de Yunanistan’dan gelen
insanların sayısı arttırmış durumda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






