17 Eylül 2018 Pazartesi

Renault Spring 1994 model 11.000 TL.

Renault Spring 1994 model 11.000 TL.


Renault Spring 1994 model Motor diri, yürürü mükemmel, boya keyfe keder. Benzinli & Lpg li. Yakıt cimrisi.

Motor olarak 1389 cm3 hacimli C1J kodlu motor. Bu motor 5250 devirde 60 hp (DIN) güç üretmekte olup platin kontrollü elektronik ateşlemeye sahiptir. Tek boğaz zenith karbüratör bulunmaktadır. Maksimum hız olarak 160 km/h yapabilmektedir. 90 km/h sabit hızla 6,1lt/100 km benzin, 90km/h sabit hızla 7,9 lt/100 lpg yakıt tüketimine sahiptir. Merkezi kilit ve otomatik ön cam, içeriden ayarlanabilir yan dikiz aynalar.

İrtibat tel: 0544 801 01 77


APARTMAN TEMİZLİK ELEMANI ARANMAKTADIR


APARTMAN TEMİZLİK ELEMANI ARANMAKTADIR 

EDİRNE LONDRA ASFALTI IŞIK OTEL BİTİŞİĞİNDE Kİ 10 DAİRELİ KIRAY APARTMANINDA HAFTADA 2 KEZ MERDİVEN TEMİZLİĞİ YAPACAK, AYDA BİR KEZ CAMLARI SİLECEK, ÇÖPLERİ ATACAK KİŞİ ARANMAKTADIR.
İŞE TALİP OLACAK KİŞİLERİN DETAYLARI GÖRÜŞMEK İÇİN 0544 801 01 77 NUMARALI TELEFONDAN CENGİZ GÜLTEKİN İLE İRTİBAT KURMALARINI RİCA EDERİZ.

EDİRNE'DE SAHİBİNDEN KİRALIK DAİRE

EDİRNE'DE SAHİBİNDEN KİRALIK DAİRE


EDİRNE’DE CUMARTESİ PAZARINA 100 METRE, TRAKYA ÜNİVERSİTESİ AYŞEKADIN YERLEŞKESİNE 600 METRE UZAKLIKTA, EŞYALI MERKEZİ ISITMALI 3 + 1 KİRALIK DAİRE.
(1.200 TL. DEPOZİT + 1.200 TL. KİRA) YAKIT VE AİDAT AYLIK 240 TL. DİR KİRACI TARAFINDAN ÖDENECEKTİR.
TEL: 0546 515 35 74 & 0544 801 01 77

12 Eylül 2018 Çarşamba

Erdal Durak: “Edirne için bir masada toplanıp projeler hazırlamamız lazım. Bunu sadece MHP olarak değil, partili partisiz Edirne’de yaşayan, konusunda uzman bütün arkadaşlarla bir araya gelerek yapmamız lazım. Daha sonra hazırladığımız projeyi Genel Başkanımızın il ilçe teşkilatlarımız ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanımıza götürüp, uygulamaya konmasının sağlamasını ve takibini yapmamız lazım. Edirne için bir araya gelirsek, bir noktaya vurursak başarıya ulaşacağımıza eminim.”


Erdal Durak: “Edirne için bir masada toplanıp projeler hazırlamamız lazım. Bunu sadece MHP olarak değil, partili partisiz Edirne’de yaşayan, konusunda uzman bütün arkadaşlarla bir araya gelerek yapmamız lazım. Daha sonra hazırladığımız projeyi Genel Başkanımızın il ilçe teşkilatlarımız ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanımıza götürüp, uygulamaya konmasının sağlamasını ve takibini yapmamız lazım. Edirne için bir araya gelirsek, bir noktaya vurursak başarıya ulaşacağımıza eminim.”

• Erdal Durak: Yenikadın köyünde tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor. MHP Edirne Merkez İlçe yönetim kurulu üyesi. Türk Milliyetçisi, mütevazi ve iyi niyetli kişiliği ile tanınıyor.

► Size göre Türk Milliyetçiliği nedir? Tarif eder misiniz?
Erdal Durak: Bu anlatılacak değil, yaşanacak bir şey. Mehter marşı duyduğumuzda bile tüylerimiz diken diken oluyor. Bu bir ruhtur. Kelimelerle tarif edemiyorum. Bizimkisi vatan aşkı, vatan sevgisidir. Türk Milliyetçiliği dendiğinde ırk milliyetçiliğinin olarak kabul etmeyelim, ben bunun karşısındayım. Vatan için, bayrak için, toprak için bu ülkede yaşayan insanların birlikte hareket etmesi gerektiğini olgusunu savunuyorum. “İktidar ve yöneticileri millete hizmet için vardır” Sözü ‘Türk Milliyetçiliğinin’ ilkesidir. Diğer taraftan Türk Milliyetçiliği Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldur. Türk Milliyetçiliği ırk milliyetçiliği değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin toprakların üstünde yaşan bütün milletlerin kültürel bütünlüğüdür. Türk Milliyetçiliği bir parti veya kurumun yalnız başına savunup yücelteceği kadar küçük bir olgu değildir. Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüzle, terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyabiliyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir.
► Edirne bir turizm kenti. Edirne’nin daha iyi olması için neler yapılabilir? Turizm, kültür ve tarih açısından şehrimizi değerlendirir misiniz?
Erdal Durak: Edirne ağır sanayiyi kabul edebilecek bir şehir değil. Biz bir turizm kentiyiz. Turizm hizmetlerini de layığıyla yaptığımızı düşünmüyorum. Çünkü doğru tanıtım yapmıyoruz, yeteri kadar tanıtım yapmıyoruz. En iyi tanıtımı turist yapar. Ama turistler Edirne’deki altyapı problemlerini görünce kaçıyor. Reklamımız da kötü oluyor böylece. Edirne’ye turist getirmek kolay, ama kaçan turist bir daha gelmez. Aynı zamanda belediyecilik ile alakalı ciddi problemler yaşıyoruz. Altyapı sorunu var diyemeyeceğim, altyapı yok çünkü! Kakava, Kırkpınar gibi şenliklerde şehrimize hatırı sayılır miktarda turist geliyor. Ancak miktar artınca problemler ortaya çıkıyor. İnsanlar sadece etkinlik geceleri otellerde yer bulamıyor, araç park edecek yer bulamıyorlar. Geri kalan zamanlarda oteller boş. Edirne bir sınır şehri olarak önce altyapı problemlerini halletmeli, sonra da turistleri buradan memnun göndermeli. Şehir yapılaması maalesef hiçte düzgün değil. Bir sokak, diğerini tutmuyor. Bir cadde diğeri ile aynı değil. Evler ve siteler estetik kaygıdan uzak. Yüzyıllar evvel Kaleiçi yapılanması ortaya konmuş, bu şehri yönetenler tarafından. Bir düzen ve tertip içerisinde Kaleiçi mahallesinin restore edilmesi şart. Problemler olmakla birlikte yıllar önce çizilmiş en iyi şehir planına Kaleiçi semtimiz sahip. Diğer sokaklarımıza bakın. Hangi sokak nereye çıkıyor belli değil! Avrupa’da Edirne gibi tarihi şehirlerde böyle şehir yapılanması göremezsiniz. Yola bir yabancı salsak, adam kaybolur. Üç gün çıkamaz Binevler bölgesinden. Kaleiçi yıllar evvel yapılmış en iyi mahalle yapılanması ama orada da çok sorun var. Kaçak, göçek, uyuşturucu kullanan ne kadar adam varsa Kaleiçi bölgesinde. Rahat rahat dolaşmanız mümkün değil, tarihi konaklar üstünüze düşecek korkusu ile mahallede gezmek mümkün değil. Hem sokakların güvensizliği, hem de tarihi evlerin durumu bizi üzüyor. Şehrimize gelen turistlere çok kötü örnekler sergiliyoruz. Devlet Kaleiçi’ndeki evlere Bir an önce ele almalı. Mahallenin yapılanması o kadar güzel ki, oradaki tarihi evlere yazık oluyor. Kendi imkânları ile tarihi evleri restore edenler var ama yanında ki binaya bakıyorsunuz mezbelelik haline gelmiş tarihi bir konak! Kaleiçi semtine kazma vursanız, altından tarih fışkırır ama Edirneliler bile farkında değil. Tarihimize yazık ediyoruz. Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP’nin Belediye Başkanı, yani iktidara yakın değil ama Eskişehir’de yaptıkları ile destan yazdı. Aynı hizmeti maalesef Edirne’de göremiyoruz. Sokakların, mahallelerin ve nehirlerin durumu ortada. Avrupa’da içinden nehir geçen şehirler ihya olurken, Edirne’den üç tane nehir geçmesine rağmen, biz Meriç ve Tunca’yı temizlemekten bile aciz durumdayız. O bölgeyi de tam manasıyla turizme kazandıramıyoruz. İki çay bahçesi ile Meriç ve Tunca bölgesini tam manasıyla değerlendiremezsiniz.
► Peki ne yapmalıyız, nasıl çözüm bulmalıyız?
Erdal Durak: MHP Edirne il ve ilçe teşkilatımızda, üyelerimizde tarih ve mimari engin bilgi sahibi arkadaşlarımız var. Edirne için bir masada toplanıp projeler hazırlamamız lazım. Bunu sadece MHP olarak değil, partili partisiz Edirne’de yaşayan, konusunda uzman bütün arkadaşlarla birlikte yapmamız lazım. Daha sonra hazırladığımız projeleri Genel Başkanımızın, il ilçe teşkilatlarımız ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanımıza götürüp uygulamaya konmasını sağlaması ve takibini yapması lazım. Edirne için bir araya gelirsek, bir noktaya vurursak başarıya ulaşacağımıza eminim.

Mustafa İsmail Okur: “ Kaleiçi semti Edirne’nin en önemli noktası olması gerekirken, adeta bir mezbelelik konumuna itiliyor. Aynı konu Uzunköprü için de geçerli. Dünyada içinden nehir geçen şehirler çok ama iki nehrin kucakladı şehir tek, o da Edirne”


Mustafa İsmail Okur: “ Kaleiçi semti Edirne’nin en önemli noktası olması gerekirken, adeta bir mezbelelik konumuna itiliyor. Aynı konu Uzunköprü için de geçerli. Dünyada içinden nehir geçen şehirler çok ama iki nehrin kucakladı şehir tek, o da Edirne”

• Mustafa İsmail Okur, 1968 yılında Samsun’da doğdu. 1997 yılından beri Edirne’de ticaret yapıyor. Uzunköprü’de de ailecek işlettikleri çeltik fabrikası var. Hem Edirne’de, hem de Rusya’da çeltik ekimi yaparak çiftçilikle de uğraşıyor. Ak Parti Edirne İl Yönetiminde görevli. Atatürk Milliyetçiliğini Türk Milliyetçiliği olarak sıfatlandıran, yardımsever bir insan olarak tanınıyor.

► Türkiye’deki tarım politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çiftçiye verilen destek sizi tatmin ediyor mu? Tarımın daha iyi olması için çözüm önerileriniz nelerdir?
Mustafa İsmail Okur: Tabi ki dört dörtlük değil. Türkiye’yi ayakta tutan tarımdır. Ekonomik krizden geçen ülkemiz tarıma sıkı sıkıya tutunmak zorunda. Çiftçinin elini rahatlatmak için mazot ve gübre destekleri çiftçiye daha erken gönderilebilir diye düşünüyorum. Şu an çiftçinin belini büken gübre zamları. Bu konu hakkında çalışmalar yapıldığını Ziraat odası başkanımızdan öğrendim. Umuyorum nihayete erer. Nasıl ki mazota gelen zamdan ÖTV’den ötürü çiftçi etkilenmiyor ise bu uygulama gübre için de geçerli olmalı. Çeltikte üç dört yıldır on kuruş destekleme yapılıyor. Bu neden yirmi kuruşa çıkartılmasın? Çiftçi kazanırsa herkes kazanır. Az önce de söylediğim gibi politikalar dört dörtlük değil ama çiftçimiz de daha aktif olmalı, daha cesur davranmalı. Sadece buğday, ayçiçeği ekerek tarım yapmaktansa alternatif tarım ürünlerine eğilmek gerek. İnanın bu daha kazançlı olacaktır. Örneğin çiftçimiz kanola eksin, siyez buğdayı eksin, siyah mercimek, siyah nohut eksin. Bunlar katma değerli ürünlerdir. Bir çiftçi olarak bende bu ürünlere yöneldim. Çiftçimiz kendini kalkındırmadan lüks harcamaya kaçıyorlar. Bir milyon liraya arazi almak, devamlı traktör, biçerdöver değiştirmek, makinenin en iyisini, en lüksünü almak ve bunları da devamlı değiştirmek gibi hatalara düşüyorlar. İnsanımızın genelinde olan bu tüketim çılgınlığı tarımda da var. Oysaki tarım sektörü bu harcamalara bu lükse müsait değil. Elbette işini iyi yapmak için yatırım yapmak gerek ama çiftçilerimiz önce kazanıp, kendini kurtarmak zorunda. Türkiye’de her şey çiftçinin aleyhine işliyor. Rusya’da da tarım yaptığımı söylemiştim. Küçük bir mukayese yapmak gerekirse, burada mazot ve girdiler pahalı. Rusya’da ise durum öyle değil. Burada 3 yıl çiftçilik yaptığımda harcayacağım para ile Rusya’da 49 yıllık yer kiraladım. Bunun gibi düşüncelerimizi aktif siyasetin içerisinde olan herkesle paylaşmaya gayret ediyoruz. Aynı zamanda çiftçilerimizin sorunları her daim ziraat odası başkanımız ile görüşüyor, dertlerine derman olmaya çalışıyoruz.
► Son yıllarda Edirne’ye gelen yatırımcıların şehrimizden çok fazla toprak satın aldığını gözlemliyoruz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Mustafa İsmail Okur: Trakya’da ne görüyorlar da topraklarımızı satın alıyorlar anlam veremiyorum! Trakya toprakları tabi ki çok değerli, bunu ironi olarak söylüyorum ama toprakları alan kişilerin art niyetli olmasından, ülkemiz için zararlı işler yapmasından endişe etmekteyim. Yabancılar parayı bastırıp toprak satın alabiliyorlar. Yunan, İsrail vatandaşı hiç fark etmiyor! Toprağını satan da paraya bakıyor. Kim isterse, parayı bastırıp alabiliyor. Yeraltı kaynakları açısından da çok kıymetli bir bölge Trakya. Bu yüzden endişe etmekteyim. Maalesef insanlarımız bu konuda duyarlı değil. Sorduğunuz soru dikkat çekilmesi gereken bir konu.
► Edirne bir turizm kenti. Edirne’nin bir turizm kenti olarak sıkıntılarını sorsak ne söylersiniz? Çözüm önerileriniz nelerdir?
Mustafa İsmail Okur: Öncelikle şunu ifade edeyim, Edirne’de yaşayan insanlar Edirne’nin değerini bilmiyorlar. Edirne’nin değerlerine sahip çıkmak buranın insanının birinci vazifesi. Yıllardır Edirne’de yaşayıp, Edirne’nin tarihi eserlerini ziyaret etmemiş, ayak basmamış insanlarımız var. Viyana’da ve Litvanya’da Edirne’deki Kaleiçi’ne benzeyen yerler var. Eski tarihi olan bir yerler. Tarihi dokusunun tamamı aynen duruyor. Eski yapıların tamamı restore edilmiş. İçerisinde turizme hitap eden restoran, kafe tarzı iş kurumları bulunmakta. Sanat galerisi, müzik, bale kursu gibi sanatsal faaliyetlere hizmet eden organizasyonlar da mevcut. İçeriye girdiğinizde kendinizi eski bir tarihte hissediyorsunuz. Kendinizi film setinde hissediyorsunuz. Mimari yapısı, yollar ve çeşmeler dâhil eski kültüre uygun bir şekilde dizayn edilmiş. Kaleiçi’nin durumuna bakınca üzülüyorum. Restorasyonu yapılmayan, atıl durumda birçok tarihi ev var. Bu tarihi evler ile iç içe betonarme yeni evler de yapılıyor. Bu betonarme evler estetik kaygıdan uzak, tarihi evlerin mimari yapısı ile birbirine hiç benzemeyen yapılar olduğu için Kaleiçi maalesef hak ettiği değeri görmüyor, Edirne’nin en önemli noktası olması gerekirken, adeta bir mezbelelik konumuna itiliyor. Burada Yahudiler, Ermeniler, Rumlar yaşamış. Kaleiçi’nde onların yaşam tarzını yansıtan yapılar var. Bunları aslına uygun olarak yapmak gerekiyor ki Osmanlı’nın her kültürü kucaklayan sosyal yapısı Edirne’ye gelen turistlere yansıtılsın. Edirne’yi Viyana’ya benzetmemin bir sebebi de, bahsettiğim bölgenin hemen yakınında bir nehir olması. Bu nehir belki Edirne’mizin nehirlerinden daha küçük ama bakımlı, temiz ve turizme tam manasıyla açılmış. Bizim nehrimiz bütün Edirne’yi kucaklıyor üstelik. Yeni İmaret’ten, diğer sınırlarımıza kadar… Orada yeni yerleşim eski yerleşimi nehir aracılığıyla bölmüş, burada ise bizim nehrimiz şehri kucaklıyor. Bahsettiğim yapıyı örnek alarak Kaleiçi’ni trafiğe kapatmak, restore etmek zorundayız. Dünyada içinden nehir geçen İtalya’da Floransa, Venedik ve Roma, Rusya’da Petersburg, Bosna Hersek’de Mostar, Macaristan’da Budapeşte, Avusturya’da Graz, Almanya’da Berlin, Desten ve Köln, İngiltere’de Londra, Makedonya’da Üsküp, Fransa’da Paris ve Lion, Letonya’da Riga, Litvanya’da Vilnius, Polonya’da Varşova, Avusturya’da Viyana, İsveç’te Basel, Portekiz’de Lizbon, Sırbistan’da Belgrad, İspanya Sevilla, Belçika’da Bruges, Hollanda’da Roterdam ve Amsterdam, Ukrayna’da Kiev, Rusya’da Moskova, Slovenya’da Ljublijana, Portakiz’de Porto, İsveç’te Bern gibi birçok turizm kenti sayabiliriz ama doğal iki nehrin kucakladı şehir tek, o da Edirne.
Belediyecilik konusunda da birkaç şey söylemek istiyorum: Edirne halkının takdirine saygı duyuyoruz ama altyapı ile ilgili problemler ortada, tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkılmıyor, yıllardır aynı sorunları dillendiriyoruz. Bunu çözmek yine insanımızın elinde. Belediye seçimlerinde kim daha çok hizmet eder, kim Edirne’yi kalkındırır sorusunu kendilerine sorsunlar ve siyasi görüşlerini bir tarafa bırakarak oy versinler. Sorunlar yalnızca Edirne merkez için geçerli değil. Kaleiçi ne durumda ise Uzunköprü’müz de aynı durumda. Uzunköprü UNESCO dünya mirası tarafından korunan bir eser ama etrafı pislik içerisinde. Ne olduğu belirsiz insanların uğrak yeri haline gelmiş bir köprü var Uzunköprü ilçemizde. Etrafında yıkık dökük binalar, tam bir mezbelelik. Ne Kaleiçi, Ne Uzunköprü ne de Edirne bunları hak etmiyor! Ergene nehrinin durumu ortada. Bir türlü temizlenemiyor. Rahmetli Süleyman Demirel de bu sorunu dile getiriyordu, yıllar geçti aynı sorun şu an Cumhurbaşkanımız tarafından hala dile getiriliyor. Vakti zamanında Haliç temizlendi, istense Ergene de temizlenir. Hafta sonu trafik sorunu da yaşamaya başladık. Yabancı turistlerin yoğun olduğu hafta sonu ciddi trafik sorunu yaşamaya başladık. Alternatif yol güzergâhları belirlemek gerekiyor. Edirne halkı ve esnafı mazlum ve mülayimdir. Turistlere her daim iyi davranırlar. İnsanımız açısından sorun yok ama belediye açısından sorun yaşıyoruz. Edirne’ye gelenler trafik sorunu yaşarsa, otopark sorunu yaşarsa, akşam burada kalmak için bir sebepleri olmazsa neden tekrar Edirne’ye gelsinler. Turist getirmek kolaydır ama turistler kaçarsa bir daha getirmek zordur. Saray içi bölgesini düşünelim. Orası sadece panayır zamanı mı hareketli olacak? Osmanlı’nın eski sarayının olduğu bölge böyle mi olmalı? Oraya Osmanlı dönemini hatırlatan bir merkez kurulabilir, eğlence merkezleri kurulabilir, restoran ve kafeler yapılarak, Osmanlı’nın ruhu yeniden canlandırılabilir. Biz daha fazla turist gelsin diyoruz ama altyapı sorununu çözmeden bunu istemek mantıksız. Kakava, Kırkpınar gibi etkinliklerde insanlar kalacak yer bulamadı, parklarda yattılar; yemek yiyecek yer bulamadılar. Altyapı sorununu halletmeden şehrimiz daha fazla turisti maalesef kaldırmaz. Kaleiçi’nden bahsettik. Bu konuda bir şey söylemek istiyorum. Orayı imara açabilecek, kentsel dönüşümü yapacak ve tarihi evleri yeniden canlandıracak tek güç TOKİ’dir. Burada da iş dönüyor dolaşıyor siyasete geliyor. Devlet hükümetin yönlendirmesi ile bu işleri yapacak güç ve imkâna sahiptir. Vatandaşlarımızın belediye seçimlerinde bunları dikkate alarak tercih yapması en büyük temennimiz. Bizler iyi bir ekip ve imkanlar ile Edirne’nin bütün sorunlarını çözeceğimize inanıyoruz.
► Kendi bakış açınıza göre bize Türk Milliyetçiliğinin tarifini yaparmısınız?
Mustafa İsmail Okur: Bana göre Türk Milliyetçiliği ırk milliyetçiliği değil, Laz’ı ile, Çerkez’i ile, Kürt’ü ile, Arnavut’u ile, Boşnak’ı ile ………. 72 milleti ile aynı toprakların üstünde yaşayanların kültürel bütünlüğüdür. Türk Milliyetçiliği kesinlikle bir partini veya kurumun tekelinde tutulacak kadar küçük kavram değildir. Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüz ile terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyabiliyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir. Bu Türk Milleti sevgisidir, Türk Milliyetçiliği. Rengini şehit kanından alan al yıldızlı bayrağımızı başımızın üzerinde taşımak bizim gözümüzde Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği bizim gözümüzde Atatürk’ün çizdiği yoldur. Türk Birliği veya Turancılık ayrı bir olgudur.
Türk Birliği ülküsü, yeryüzündeki bütün Türklerin bir millet ve devlet halinde, bir bayrak altında toplanması ülküsüdür. Bunun tahakkuku, bazı kimselere ilk bakışta imkansız gibi görünebilir. Bazı kesimler, bunu zararlı bir hayal olarak da vasıflandırabilir. Fakat unutmamak lazım ki, her hakikat önce bir hayal ile başlar. Yine hatırlamak gerekir ki, 1919 yılında hür ve müstakil bir Türkiye kurmak için Gazi Mustafa Kemal Atatür’ün önderliğinde Anadolu’da dünyanın galiplerine karşı savaşa girişmek de çılgınlık ve hayal diye vasıflandırılmıştı.

11 Eylül 2018 Salı

Reyhan Özel: “• Edirneli Edirne’yi pasif hale getiriyor. En büyük sorun belediyeyi yönetenler ve politikaları. Edirne hakkında konuşurken önce insanımız hakkında birkaç kelam edeyim. Burada yoğun olarak gördüğüm ve rahatsız olduğum bir durum var. Maalesef Edirne insanında birliktelik, dayanışma ve yardımlaşma gibi kavramlar oldukça eksik. Dayanışma ruhundan uzak bir toplum yapısı mevcut. İnsanlar birbirine yardım etmek yerine birbirlerinin ayağını kaydırmak için çalışıyor. Edirne insanının Edirne eğitimi alması gerekiyor. • Edirne’yi yönetenler halka hizmet için değil, kendilerine hizmet için makam koltuklarına oturuyorlar. • Devletimiz aciz değil. Sadece bazı noktaları uyuşturulmuş durumda. • Belediye Başkanı ve Belediye meclis üyeleri, bu kritik görevlerde bulunan insanlar işinin ehli olmak zorunda. Turizmden, tarihten, imar ve şehircilikten anlayan insanlar bu görevlere getirilmediği için şehrimiz zarar görüyor.”

Reyhan Özel: “• Edirneli Edirne’yi pasif hale getiriyor. En büyük sorun belediyeyi yönetenler ve politikaları. Edirne hakkında konuşurken önce insanımız hakkında birkaç kelam edeyim. Burada yoğun olarak gördüğüm ve rahatsız olduğum bir durum var. Maalesef Edirne insanında birliktelik, dayanışma ve yardımlaşma gibi kavramlar oldukça eksik. Dayanışma ruhundan uzak bir toplum yapısı mevcut. İnsanlar birbirine yardım etmek yerine birbirlerinin ayağını kaydırmak için çalışıyor. Edirne insanının Edirne eğitimi alması gerekiyor.
• Edirne’yi yönetenler halka hizmet için değil, kendilerine hizmet için makam koltuklarına oturuyorlar.
• Devletimiz aciz değil. Sadece bazı noktaları uyuşturulmuş durumda.

• Belediye Başkanı ve Belediye meclis üyeleri, bu kritik görevlerde bulunan insanlar işinin ehli olmak zorunda. Turizmden, tarihten, imar ve şehircilikten anlayan insanlar bu görevlere getirilmediği için şehrimiz zarar görüyor.”
Reyhan Özel ve Oğlu Savaş Anıl Özel

• Reyhan Özel, Çanakkale ilinin Lapseki ilçesinin Suluca Köyü doğumlu. 1973 yılından beri 45 yıldır Edirne’de yaşıyor. Askerlik dönüşünde ilk atandığı yer Edirne Gazi Mihal Sağlık Ocağı sağlık memurluğu oldu. Bir süre sonra oradan istifa ederek, SSK’ya geçti. Anestezi kursuna katılıp, anestezi teknisyeni unvanını aldı ve 1973 yılından 1983 başına kadar memuriyet hayatına 10 yıl boyunca SSK hastanesinde, anestezi teknisyeni olarak devam etti. Daha sonra istifa ederek serbest olarak sünnetçilik yapmaya başladı. Şimdi ki adı ile Aşiyan Sünnet Sarayı ve Düğün Salonunu kiralayarak, tesis yaptı. Daha sonra ki yıllar birikimlerine baba mirasını da ekleyerek burayı satın aldı.

► 45 yıldır Edirne’de yaşayan bir vatandaş olarak Edirne hakkında neler söylemek istersiniz?
Reyhan Özel: Ben de 45 yıldır burada yaşadığım, Edirne’ye Edirne’de doğandan fazla sahip çıktığım Edirneliyim. Zaten doğduğum yer Çanakkale kültür olarak Trakya bölgesine çok yakın. Hepimiz aynı toprağın çocuklarıyız. Edirne hakkında konuşurken önce insanımız hakkında birkaç kelam edeyim. Burada yoğun olarak gördüğüm ve rahatsız olduğum bir durum var. Maalesef Edirne insanında birliktelik, dayanışma ve yardımlaşma gibi kavramlar oldukça eksik. Dayanışma ruhundan uzak bir toplum yapısı mevcut. İnsanlar birbirine yardım etmek yerine birbirlerinin ayağını kaydırmak için çalışıyor. şehrin birçok insanında hasetlik ve fesatlık had safhada. Karşımızdaki insanlar başarısız olsun da bir tekme de biz vuralım kafa yapısı var. Şehrimizde kentleşme adına da büyük sorunlar yaşanıyor. 45 yıldır buradayım. İnsanlar hala kentte yaşamanın bilincinde değil. Kenti yönetenler de hizmet etmeyi beton bina dikmekten ibaret görüyor!
► Edirne’de eksik gördüğünüz noktalar ve çözüm önerileriniz nelerdir?
Reyhan Özel: Edirne’de üretime yönelik bir yatırım yok. Ben Edirne’ye geldiğimde Kapıkule’de 3-4 fabrika vardı. Geçen yıllarda olanların kapandığı gibi, bir tane bile yeni fabrika açılmadı. Edirneli Edirne’yi pasif hale getiriyor. En büyük sorun belediyeyi yönetenler ve politikaları. Bir hayalim var. Tabi gerçekleşmesi mümkün değil ama sorduğunuz için söylemek isterim. Diyelim ki altı aylığına Edirne’yi boşalttık. Burada yaşayan insanları Doğu Anadolu’da ve Karadeniz bölgesinde bir yerlere gönderdik. Doğu Anadolu’da veya Karadeniz’de yaşayan insanları da Edirne’ye getirdik, yerleştirdik. Altı ay sonra buraya dönen Edirneliler şehri tanınmaz halde bulur. Şehrin ne kadar geliştiğine şahit olurlar. Evet, şunu vurgulamak istiyorum sorun bu şehrin insanında. Bu işin temel kaynağı da eğitimdir. Edirne insanının Edirne eğitimi alması gerekiyor. Bu şehir gerçekten çok güzel. Buradan kısa süreliğine de ayrılsanız, özlüyorsunuz. O zaman neye sahip olduğunuzu anlıyorsunuz. Tarih boyunca, Roma döneminden bu tarafa Edirne yıldızı parlayan bir kenttir. Ancak son dönemde belediyecilik faaliyetleri bu şehrin yıldızını söndürdü. Örnekler vererek anlatmaya çalışayım. Binevler bölgesinde, Baca diye tabir ettiğimiz bölgede kanalın üzerine lastik kaplama yol yaptılar. Gayet güzel oldu, halkta sahiplendi. Vatandaş sabah akşam yürüyüş yapıyor. Yürüyüş yolun olduğu yere merdivenler yapılmış. En kötü, hiç işten anlamayan bir ustaya bile merdiven yap deseniz, o şekilde bir merdiven yapmaz! Bu merdiveni yapanların başında en azından teknisyen düzeyinde bir insan yok mu? Bu noktada Kocasinan ve Fatih Mahallesi muhtarlarını devreye sokarak merdiveni kullanılır hale getirdik. Ama yaptırana kadar üç ay geçti. Bahsettiğimiz bölgeler, Edirne’de CHP’ye yüksek oranda oy çıkan yerler. Size her belediye seçiminde destek olan insanlara reva gördüğünüz belediyecilik bu mu? Yine aynı bölgede bulunan havuzun sularının tekrar aktif konuma gelmesi için aylarca uğraştık, yetkililer ile konuştuk. Nihayetinde Belediye Başkanı bizim söylememiz ile park ve bahçeler müdürlüğünü arayarak sorunu çözdü. Demek ki belediye başkanı ve yanında çalışanlar o bölgeden hiç geçmiyorlar. İlla ki bizim söylememiz gerekiyor! Bacanın pisliğini gölgeleyen bir havuzun bütün yıl suyu akmıyor. Sonra da oturdukları yerden belediyecilik yaptıklarını iddia ediyorlar. Edirne’nin üç tane mabedi var. Biri Selimiye, diğeri Kapıkule, diğeri de Söğütlük. Her hafta sonu onlarca otobüs geliyor, şehrimiz ziyaret ediliyor. Ama gelenler rezil bir durum ile karşılaşıyorlar. İnsanlar söğütlük bölgesine gittiklerinde çerçöp ile karşılaşıyor. Her taraf pislik içerisinde. Zorla, ite kaka, her gün konuşarak o bölgenin temizlenmesi için baskıda bulunmamız neticesinde, Söğütlük bölgesinin tam manasıyla olmasa da temizlenmesi bizleri mutlu etti. Ama bunu belediyenin başarısı olarak değil, benim gibi sıradan vatandaşların baskı yapmasının verdiği olumlu netice olarak görmekteyim. Kaleiçi semtine bakın, ne hale getirdiler. Saat dokuzdan sonra yürümek mümkün değil, evine gitmek mümkün değil. Biri suç işlese, suç işleyeni bulmak mümkün değil. Çünkü suçu işleyenler yabancı. Bu noktada devletin Suriye politikasını da yanlış buluyorum. Eğer Suriyeliler on beş gün, bir ay memleketlerine gidip, tatil yapabiliyorsa, o zaman artık onları misafir etmemize ne gerek var? Memleketlerine dönsünler. Bizim insanımız aç iken, misafirperverliğin fazlası bize zarar verir. Kadın, çocuk, yaşlı masumlar kabulümüz ama ya diğerleri? Onlar plajlarda sefa sürerken, biz onların memleketinin toprağında savaşıyoruz! Kaleiçi’ndeki evlerin durumu da içler açısı. Bu tarihi eserleri vatandaşın yenilemesi pek mümkün değil. Maliyet çok yüksek. Vatandaş yapamaz ise, devlet bu işe el atmalı. Evler satın alınarak, restorasyonu yapılmalı. Bu mudur tarihi esere verilen değer? Hem evleri satın alanlara yardım etmeyip, yıldıracaksınız hem de taşın altına elinizi sokmayacaksınız. Devletimiz aciz değil. Sadece bazı noktaları uyuşturulmuş durumda. Demem o ki imkanı olan vatandaşlar ve evlerin sahipleri ile ortak projeler geliştirilerek Kaleiçi bölgesindeki evlere sahip çıkmak zorundayız. Politika yapacak insanların önce kendi sorunlarını çözmeli, en azından askari hale getirmiş olmalı. Politika halk için yapılmalı, kendi menfaatin için yaparsan, kendine de, halka da zarar verirsin. Edirne’yi yönetenlerde bu dediğim sorunu en net biçimde görüyoruz. Edirne’yi yönetenler halka hizmet için değil, kendilerine hizmet için makam koltuklarına oturuyorlar. Bakkal, manav, kasap… Belediye meclis üyesi seçiliyor. Tabi ki küçümsemiyorum. Demokrasiye de saygılıyım ama bu adamlar imar komisyonda, turizm komisyonlarında görev alıyorlar. Bakkal, manav, kasap ne anlar turizmden, imardan? Belediye Başkanı ve Belediye meclis üyeleri, bu kritik görevlerde bulunan insanlar işinin ehli olmak zorunda. Turizmden, tarihten, imar ve şehircilikten anlayan insanlar bu görevlere getirilmediği için şehrimiz zarar görüyor. Biz de en küçük bir sorunun çözülmesi için dahi aylarca beklemek zorunda kalıyoruz.

10 Eylül 2018 Pazartesi

İsmail Yörük: “Edirne bir turizm cenneti. Birçok yanlış, saçma karalar alan ve konusu ile ilgisiz yöneticileri olduğu halde bile biz hala, bu şehirde yaşayanlar olarak turizmden ekmek yiyoruz. Bir de işin doğrusunu yapsak! Öncelikli sorunlarımızı bile çözemiyoruz. Sorunları görüp eleştirmek kolay ama alternatifini de getirmek lazım. Sorunlar masa başında çözülmez, halkı, esnafı dinleyerek çözülür. Öncelikle bu yapılmalı”


İsmail Yörük: “Edirne bir turizm cenneti. Birçok yanlış, saçma karalar alan ve konusu ile ilgisiz yöneticileri olduğu halde bile biz hala, bu şehirde yaşayanlar olarak turizmden ekmek yiyoruz. Bir de işin doğrusunu yapsak! Öncelikli sorunlarımızı bile çözemiyoruz. Sorunları görüp eleştirmek kolay ama alternatifini de getirmek lazım. Sorunlar masa başında çözülmez, halkı, esnafı dinleyerek çözülür. Öncelikle bu yapılmalı”

• İsmail Yörük, Edirne doğumlu, doğma büyüme Edirneli. Alipaşa Çarşısı esnafı. Babadan gelen işini devam ettiriyor. “Allah nasip ederse bu güzel şehirde öleceğim” diyor.

► Edirne’de yaşayan bireylerin çoğunluğu dolaylı veya direk turizmden faydalanıyor. Edirne turizminin daha iyi olması için neler yapılabilir?
İsmail Yörük: Edirne bir turizm cenneti. Birçok yanlış, saçma karalar alan ve konusu ile ilgisiz yöneticileri olduğu halde bile biz hala, bu şehirde yaşayanlar olarak turizmden ekmek yiyoruz. Bir de işin doğrusunu yapsak! Öncelikli sorunlarımızı bile çözemiyoruz. Sorunlar masa başında çözülmez, halkı, esnafı dinleyerek çözülür. Öncelikle bu yapılmalı. Edirne eskiden bir tarım kentiydi, evet. Ancak son 25-30 senede köyden kente göç başladı, insanlar tarım arazilerini ekmekten vazgeçtiler. Genç nüfus tarım yapmaz oldu. Düşünün köylerde Pazar kuruluyor artık! Tüm bunlarla birlikte tarımın hak ettiği değeri görmemesi ile bize ekmek kapısı olarak sadece turizm kaldı. Doğru değerlendiremediğimiz halde bile bu işten iyi kötü ekmek yiyoruz, dediğim gibi. Tuvalet gibi, otopark gibi sorunlarımızı çözmekten aciziz… Bir seyyar tuvalet yaptılar, koyacak yer bulamıyorlar. Seyyar tuvaleti koydukları yer doğru bir yer değil elbette ama alternatif bir yer bulabiliyor muyuz? Tamam, Atatürk anıtının arkasında olmasın, peki nerede olsun? Sadece eleştirmeyelim, alternatif getirelim. Seyyar tuvalet sorunu çözülmek zorunda. Bunun yanında otopark sorunu şehrimize gelen insanları bıktırmış durumda. İnsanlar Kaleiçi bölgesine, ara sokaklara arabasını bırakıyor, işleri bittiğinde arabasını bulamıyor. Turistler bizim kıymetlimiz ama iyi hizmet etmiyoruz. Kaçan turisti geri getirmek zordur. Her tarafta dilenciler görüyoruz, seyyar satıcılar görüyoruz. İnsanların önünü kesip, zorla bir şeyler satmak nedir? Yabancı turistlerin önünü kesip sadaka istiyorlar. Böyle bir yere neden turist gelsin? Bütün Belediye ve Valilik gibi resmi odalar, sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek önce durum tespiti yapmalı, sonra da esnafla konuşarak, esnafın fikirlerini alarak çözüm üretmeli. Bizim en yoğun günlerimiz Cuma pazarının olduğu gün ve hafta sonu. Yabancı turist bugünlerde çok geliyor. Bahsettiğim yetkililer bu günlerde gezip, turistlerin sorunlarını gözlemlemeli. Esnaf vatandaşa iyi davranıyor mu, turistlere iyi davranıyor mu bunlar da gözlemlenerek, esnaf kötü muamele ediyorsa, ceza verilmeli. Demem o ki bu iş çok faktörlü. Önce altyapı sorunları halledilmeli, sonra esnafın dertleri dinlenmeli, durum tespiti yapılarak, sahaya inilmeli ve tabii esnafta denetlenmeli. En iyi reklam turiste hoş davranmaktır. Turiste iyi davranırsan, buradan memnun ayrılırsa, ülkesine döndüğünde senin ayaklı gazeten olacaktır, senin reklamını yapacaktır zaten.
Edirne’nin Kaleiçi bölgesi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
İsmail Yörük: Tabii evlerin durumu içler acısı. Bu durum hepimizi üzüyor. Keşke atıl durumda olan evler restore edilse. Her şeyi devletten beklemeyelim ama taşın altına elini sokan, bu konakları satın alıp, restore etmek isteyen insanların da önünü açalım, bürokratik engeller ile yıldırmayalım. Burada da kurumların desteği lazım. Her şeyi devletten beklemeyelim ama devlet de müteşebbislerin önünü açsın.