4 Mayıs 2018 Cuma

Erdi Celenk: “Edirne bir turizm kenti.  Turizm hizmet sektörüdür. Netice itibariyle Edirne’nin birçok lezzeti var. Yeter ki sunumu doğru yapalım, insanlara doğru davranalım ve hijyen kurallarına dikkat edelim.”
Erdi Celenk, iş yerine gelenlere müşteri değil, misafir mantalitesi ile yaklaştıklarını, zamanla aile ortamı oluştuğunu belirtti.
·         Erdi Celenk: Genç yaşında kafe restoran işine girerek Turkuaz Kafe ve Restoran’ı açtı. Sabah 8,00 / akşam 22’ye kadar hizmet veriyor. Uzun zamandır gıda ve işletme sektöründe çalışmakta olduğu için, Edirne insanının ne istediğini, talebinin ne olduğunu, aradığı lezzeti ve fiyat aralığını bilerek çalışmalarını sürdürüyor. Tüm bu beklentileri süzgeçten geçirerek Turkuaz Kafe işletmesini açtığını belirtiyor. Ailesi ile beraber insanlara hizmet verdiği için müşterileri ile de aile gibi olmuşlar.
ü    Bize Edirne insanını değerlendirirmisiniz?
Erdi Celenk: Edirne insanı sıcakkanlı ve sevecendir. Müşterilerimize Edirneli gibi yaklaşıyoruz. Çok şükür bugüne kadar çok olumlu geri dönüşler aldık. En büyük isteğimiz insanların mekânımıza geldiğinde rahat ve konforlu vakit geçirmesi. Yedikleri yemekten, oturdukları yere kadar haklarınızı da vermek zorundayız. Bütün uğraşımız bunun için. Çocuklu ailelerimizin rahat vakit geçirmesi için bahçemizde parkımız da var. Gelen insanların çocuklarıyla hoşça vakit geçirmesini arzu ediyoruz. Her daim gelemeyenler ama lezzetlerimizden mahrum kalmak istemeyenler için de paket servisimiz mevcut. Evlere ve iş yerlerine paket servisi isteyenler bize telefon ile ulaşabiliyorlar. Ciğer, köfte, tavuk şiş, tavuk ızgara, tavuk kanat, Osmanlı sucuk… gibi lezzetlerimiz ile Edirne halkının hizmetinde olduğumuzu ve en büyük amacımızın Edirne insanına kaliteli hizmet etmek olduğunu belirtmek isterim. Edirne halkının bizden memnun  kalmasıyla dışarıdan gelen turistlerin de ilgisini çekeceğimizi düşünüyorum. Bu da Edirne’ye hizmet etmek demek… Biz sunumu, yemekleri, mekânın ortamını belirli bir seviyede tuttukça bundan Edirne’de kazanacaktır.
ü    Edirne’yi birde turizm açısından değerlendirelim. Ne eksiğimiz var, ne fazlamız var, çözüm öreleriniz var mı?
Erdi Celenk: Edirne bir turizm kenti.  Turizm hizmet sektörüdür. Edirne’ye daha fazla turist çekmek istiyorsak esnaflar olarak insanlara nazik ve kibar davranmalı, sunumu iyi yapmalı ve hijyenik koşullara dikkat etmeliyiz. Zaten Edirne insanının sıcakkanlı ve misafirperver tavrını sergilersek turistlerin Edirne’yi tercih etmemesi için hiçbir sebep yok. Netice itibariyle Edirne’nin birçok lezzeti var. Yeter ki sunumu doğru yapalım, insanlara doğru davranalım ve hijyen kurallarına dikkat edelim.

3 Mayıs Türkçülük Günü Edirne’de “Soykırım Tarihinin Destanı” ile anıldı


3 Mayıs Türkçülük Günü Edirne’de “Soykırım Tarihinin Destanı” ile anıldı

İrevan Devlet Azerbaycan Dram Tiyatrosu oyuncuları 'Soykırım Tarihinin Destanı' isimli oyun ile duygusal anlar yaşattı. 
Türk Ocakları Edirne Şubesi 3 Mayıs Türkçülük gününde düzenlediği etkinlikte Azerbaycan Türklerine yönelik yapılan soykırım içerikli “Soykırım Tarihinin Destanı” tiyatro oyunu ile Edirne halkı ile buluştu.
Ermenilerin Türk Milletine yaptığı soykırım dramatik olarak anlatıldı. İzleyicilerin duygusal anlar yaşadığı dikkati çekti. 
Türk Ocakları Edirne Şubesi, Anadolu Aydınlar Ocağı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının ortaklaşa Edirne Deveci Han Kültür Merkezi ‘nde düzenlediği etkinlikte İrevan Devlet Azerbaycan Dram Tiyatrosu oyuncuları 'Soykırım Tarihinin Destanı' isimli oyun ile duygusal anlar yaşattı. Program Türk Ocakları Edirne Şubesi Başkanı Yakup Öz'ün açılış konuşması ile başladı. Yakup Öz, 3 Mayıs Türkçülük günü hakkında yaptığı konuşmasında, Türkçülüğün bölücü değil, birleştirici, kapsayıcı, Turan halklarını kucaklayan bir anlayış olduğunu söylerken, 3 Mayıs 1944 olaylarında Türkçülük fikrinin meşalelerini taşıyan dava adamlarının fikirlerinin bugün Türk Ocaklarında yaşatıldığına dikkat çekti.
Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup Öz etkinliğe katılan Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cirit, Edirne Aile Sosyal Politikalar Müdürü Bilgin Özbaş, Edirne İl Kültür Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, Edirne Gençlik Spor İl Müdür Vekili Zekeriya Bayrak, Edirne Türk Eğitim Sendikası İl Başkanı Hakan Yıldız, ve İyi Parti Edirne Yönetim Kurulu Üyeleri ile Edirne’lilere teşekkür etti.

Proje destekçisi Prof. Dr. Lütfü Baş, Azerbaycan İrevan Devlet Tiyatrosu Direktörü Doktor İbrahim Piriyev ve Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yaptılar.

Türk Ocakları Edirne Şubesi 3 Mayıs Türkçülük gününde düzenlediği etkinlikte Azerbaycan Türklerine yönelik yapılan soykırım içerikli “Soykırım Tarihinin Destanı” tiyatro oyunu ile Edirne halkı ile buluşmasına katkı sağlayan "Gençlik Kolu üyeleri"
 İrevan Devlet Azerbaycan Dram Tiyatrosunun sahnelediği oyunda, Ermenilerin Türk Milletine yaptığı soykırım dramatik olarak anlatıldı. İzleyicilerin duygusal anlar yaşadığı dikkati çekti. Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup Öz etkinliğe katılan Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cirit, Edirne Aile Sosyal Politikalar Müdürü Bilgin Özbaş, Edirne İl Kültür Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, Edirne Gençlik Spor İl Müdür Vekili Zekeriya Bayrak, Edirne Türk Eğitim Sendikası İl Başkanı Hakan Yıldız, ve İyi Parti Edirne Yönetim Kurulu Üyeleri ile Edirne’lilere teşekkür etti.

3 Mayıs 2018 Perşembe

Hamza Baba: “Otel konusu Edirne’de büyük bir sıkıntı… Yeni yapılan oteller var ama aşırı yoğunluk olduğunda hala cevap verilemiyor. Park sorunu bunun kadar önemli. İnsanlar Saraçlar’da arabalarını park edecek yer bulamıyorlar. Arabalarını bırakıp, rahat rahat gezemiyorlar. O zaman daha neden bahsedeceğiz ki. Altyapı büyük problem…”

Hamza Baba: “Otel konusu Edirne’de büyük bir sıkıntı… Yeni yapılan oteller var ama aşırı yoğunluk olduğunda hala cevap verilemiyor. Park sorunu bunun kadar önemli. İnsanlar Saraçlar’da arabalarını park edecek yer bulamıyorlar. Arabalarını bırakıp, rahat rahat gezemiyorlar. O zaman daha neden bahsedeceğiz ki. Altyapı büyük problem…”



·        Ayşekadın- Balta Oteli yanı, tava ciğer, köfte, sulu yemek salonu işletmecisi Ziya Büken, Edirneliler onu Hamza Baba olarak tanır. Ayşekadın Polis durağı yanında ki lokantası pazar günleri hariç her gün, her saat açık… Cemiyetlere pilav da dağıtılıyor. Hamza Baba 21 yıldır işin başında. DSİ’den emekli. Aşçılığı rahmetli dayısından öğrenmiş. Edirne’nin en eski köftecilerinden köfteci Sedat’ın çırağı, Köfte Mehmet’in yeğeni. “Aşçılığı bana dayım Köfte Mehmet öğretti. DSİ’de aşçılık yaptıktan sonra 1996 yılında dükkân açtım.” diyor.

ü    Lokantacılık sektörü çerçevesinde Edirne’yi Nasıl Değerlendirsiniz?
Hamza Baba: Türkiye’nin birçok yerini dolaştım. İşler her yerde durgun ve ağır. Bu yüzden zam yapmak zorunda kalıyorsunuz ve insanlar da dışarıda yemek yemekten kaçıyorlar. Bizim mevcut dernek ve odamızda işlerin iyi olması bağlamında herhangi bir çalışma yapmıyor. Dernek ve oda bizlerle çok daha bağlantılı olmak zorunda… Odalarına kayıtlı lokantalara malzemeleri toptan fiyatına, daha ucuz verebilirler mesela. Böylelikle biz de çok daha rahat ederiz ve daha ucuz olacağı için insanlar da lokantalara daha çok giderler. Odamız ve derneğimiz küçük esnafı rahatlatıcı önlemler almak durumunda. Girdiler düşerse nefes alma imkânımız olabilir. Yılbaşından bu yana, dört ay gibi kısa bir sürede 20.000 civarı küçük esnafın kepenk kapattığı konuşuluyor. Bu çok ciddi bir rakam… Bir başka konuda aşçı yetişmemesi… Bu işi yapmak isteyen, nitelikli elemanlar yetiştiremiyoruz artık. Devlet bu işe el atmalı. Aşçı yetişmezse bu sektör biter. Liseden itibaren çok daha fazla aşçılık okulu açmalı ki insanlar meslek sahibi olsunlar. Bizim en büyük sorunumuz bu gibi gözüküyor.
ü  Edirne Turizmini değerlendirdiğinizde neler söylersiniz? Yeterli görüyor musunuz?
Hamza Baba: Mevcut camilerin ziyareti, birkaç mesire yeri, Tunca-Meriç nehri hepsi o kadar. Eğlence sektöründe yatırım yapmak, nehir kenarlarını güzelleştirmek zorundayız ki insanlar geceleri burada kalsınlar. Turistlerin burada kalması, konaklaması gerekiyor. Eğlence yerlerinin yerini arttırın, akşam yapacak bir şeyler olsun bakın görün turist sayısı nasıl artıyor. Bu durum esnafa da yansır, alışveriş canlanır. Büyük iş merkezleri yüzünden turistler buraya geldiklerinde dağılıp gezmiyor artık, tek bir yere gidiyor.
ü  Edirne’ye 3.6000.000 Turist geldiği söyleniyor. Bu rakamı gerçekçi buluyor musunuz?
Hamza Baba: Kapıkuleden transit geçip, şehre girmeyenleri turist olarak görmenin hiçbir âlemi yok. Bunları Edirne şehrine çekmek zorundasınız. Çevre yolu yapılınca Kapıkule’nin hiçbir faydası kalmadı Edirne’ye…  Bunun için bir giriş kapısı yapabilir ilgili kurumlar.
ü  Edirne yemek kültürü konusunda çok zengin ama insanlara bunu sunma noktasında eksik. Bunları öne çıkartmak için neler yapılabilir?
Hamza Baba: Edirne’nin geleneksel lezzetleri öne çıkartılır ama bunun için buraya turist çekmek gerek. Kimse risk almak istemiyor. Daha önceki yıllarda bu saatlerde oturmaya vaktimiz yoktu, bugün rahatım ve sizinle röportaj yapıyorum. Geleneksel lezzetler öne çıkartılır ama insanlar risk almaktan korkuyor, ya satılmazsa, ya tutmazsa diyorlar.
ü  Edirne’deki tarihi eserlerin tanıtılması konusunda neler yapılabilir? Yetkililere neler söylemek istersiniz?
Hamza Baba: Edirne’nin reklamı iyi yapılmıyor. Stantlar açılmıyor, tanıtımlar yapılmıyor. Ciğer festivali daha geniş kapsamlı yapılabilir, böylelikle gelip tarihi eserleri de görürler. Tanıtım stantları açılmalı Türkiye’nin birçok yerinde. Daha aktif, daha geniş kapsamlı bir tanıtım yapılmalı. Önümüzdeki aylarda Kırkpınar’da bir yoğunluk olacak ama üç gün. Üç gün sonunda burada kimse kalmıyor. Bunu kırmak zorundayız.
ü  Edirne’nin altyapı sorunlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha fazla turist ağırlayacak altyapımız var mı?
Hamza Baba: Otel konusu Edirne’de büyük bir sıkıntı… Yeni yapılan oteller var ama aşırı yoğunluk olduğunda hala cevap verilemiyor. Park sorunu bunun kadar önemli. İnsanlar Saraçlar Caddesi civarıda arabalarını park edecek yer bulamıyorlar. Arabalarını bırakıp, rahat rahat gezemiyorlar. O zaman daha neden bahsedeceğiz ki? Altyapı büyük problem…
ü  Son olarak Edirne halkına ne söylemek istersiniz?
Hamza Baba: Biz bu şehri, memleketi çok seviyoruz. Burada yaşamaktan mutluyuz. Ama lokantacılık sektörü daha iyi bir konuma gelirse burada herkes mutlu olur. Biz de mutlu oluruz, esnafta mutlu olur, insanlar da mutlu olur. Sıkıntıları el birliği ile çözebiliriz. Esnaf örgütleri daha aktif çalışmalı, daha organize hareket etmeli, Edirne’yi tanıtmalı ve bizler de bu işin bir parçası olmalıyız.

2 Mayıs 2018 Çarşamba

Köksal Atlı: “Şehitliğin güvenliğini valilik sağlamak zorunda… Şehrin en büyük sorun otopark sorunu. Altyapı sorunu çözülmeden buraya daha fazla turist çekemeyiz. Kaleiçi Edirne’nin gözbebeği ama bugün orada bir sürü Suriyeli yaşıyor. İnsanlar oldukça tedirgin, güvenlik sıkıntısı yaşıyorlar.”


Köksal Atlı: “Şehitliğin güvenliğini valilik sağlamak zorunda… Şehrin en büyük sorun otopark sorunu. Altyapı sorunu çözülmeden buraya daha fazla turist çekemeyiz. Kaleiçi Edirne’nin gözbebeği ama bugün orada bir sürü Suriyeli yaşıyor. İnsanlar oldukça tedirgin, güvenlik sıkıntısı yaşıyorlar.”
Köksal Atlı



·       Köksal Atlı,  Edirne doğumlu, Edirne’de yaşıyor. Şehit Aileleri Derneği İmar Vakfı’nda görevli. En büyük hobisi posta güvercini uçurtmak… Uzun zamandır posta güvercini bakıyor.

ü    Şehit Aileleri Derneği İmar Vakfı olarak hastane şehitliğini yaptınız. Bu şehitlik şu an terk edilmiş vaziyette. Buradaki eksiklikler, sıkıntılar hakkında neler söylersiniz?
Köksal Atlı: Şehitliğin güvenliğini valilik sağlamak zorunda… Bu konuda büyük sıkıntı çıkıyor. Bank takıyoruz, bankları bile söküp, götürüyorlar. Güvenlik ve ulaşım büyük sıkıntı… Oraya ulaşım zor ama imkânsız değil. Şimdi bu konuda bir projemiz var. Balon binadan ray sistemi döşemek suretiyle insanları balon binadan şehitliğe götürecek bir hat projesi üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Gelen arabalar balon binaya girecekler, oradan raylı sistem ile şehitliğe geçiş yapılacak.  Ulaşım konusu çözülmezse oraya ziyaretçi gelmesi çok zor olacak. Daha mescit bile yapılamadı. Bu konuda büyük eksikler var.
ü    Edirne’nin ne gibi sorunları var, bu sorunlara çözüm önerileriniz nelerdir?
Köksal Atlı:  En büyük sorun otopark sorunu. İnsanlar sağlık müzesini ziyarete geliyorlar, arabalarını park edecek yer bulamıyorlar. Taşbahçe komple istimlâk edilerek otopark yapılabilir. Diğer kalan yerler de belediye tarafından istimlâk edilebilir. Böylelikle büyük bir otopark sıkıntısından kurtuluruz. Turizm otogarı yapmak da bir yöntem… Cumartesi-Pazar günü çalışmayan otobüsler belirli bir noktada durarak insanları şehre taşıyabilir. Böylelikle otobüslere otopark yeri temin ederiz. Şehirde de kaos yaşanmaz. Her yıl Mayıs ayın beşinde Kakava şenlikleri var. Şehrimize onlarca otobüs gelecek. Bu insanları nasıl misafir edeceğiz, nerede konaklayacaklar, otobüsler nereye park edecek? Çok ciddi sorunlar ile karşı karşıyayız. Altyapı sorunu çözülmeden buraya daha fazla turist çekemeyiz. Edirne’nin üstü açık turizm otobüsü var. Onların sayısı arttırılırsa insanlar bu araçlarla gezdirilebilir. Kaleiçi Edirne’nin gözbebeği ama bugün orada bir sürü Suriyeli yaşıyor. İnsanlar oldukça tedirgin, güvenlik sıkıntısı yaşıyorlar. Kaleiçindeki evler peyderpey onarılmak suretiyle, arka arkaya beş tane örneğin yenilenip, turizmin hizmetine açılırsa güvenlik ve turizm sorunları ortadan kalkacaktır.

Refik Buz: “Selimiye Cami'nin etrafında bir sürü gecekondu yapılanma var. Önce buradaki yapılanmalardan kurtulup, sonrasında buralar otopark yapılmalı. Yemiş kapanı hanının durumu Edirne için tek kelime ile rezalettir. Orasını kapatıp, gerekirse kazı bitmiyorsa bile o kötü görüntüden kurtarmak zorundayız. Hiç değilse maket gibi bir şey yapılabilir. Madem kazı bitmeyecekti, neden başladınız? Koyun maket şeklinde bir sistem, banklar koyun, güvenlik koyun. Orayı mezbelelikten kurtarın. Yabancılardan utanır duruma geldik. Kendi halkımızdan utanır duruma geldik. İnsanlar Edirne’ye bu mezbelelik yakışıyor mu diye soruyorlar. Edirne’ye çağ atlatmak zorundayız. Valilik Belediyeye suç atıyor, Belediye Valiliğe. İki kurum arasında Edirne insanının ömrü geçiyor.”


Refik Buz: “Selimiye Cami'nin etrafında bir sürü gecekondu yapılanma var. Önce buradaki yapılanmalardan kurtulup, sonrasında buralar otopark yapılmalı. Yemiş kapanı hanının durumu Edirne için tek kelime ile rezalettir. Orasını kapatıp, gerekirse kazı bitmiyorsa bile o kötü görüntüden kurtarmak zorundayız. Hiç değilse maket gibi bir şey yapılabilir. Madem kazı bitmeyecekti, neden başladınız? Koyun maket şeklinde bir sistem, banklar koyun, güvenlik koyun. Orayı mezbelelikten kurtarın. Yabancılardan utanır duruma geldik. Kendi halkımızdan utanır duruma geldik. İnsanlar Edirne’ye bu mezbelelik yakışıyor mu diye soruyorlar. Edirne’ye çağ atlatmak zorundayız. Valilik Belediyeye suç atıyor, Belediye Valiliğe. İki kurum arasında Edirne insanının ömrü geçiyor.”
Selimiye Arastası esnafı Refik Buz Edirne'nin bir an önce mezbelelikten kurtulması gerektiğini söylüyor.

·                  Refik Buz, emekli olduktan sonra Selimiye Cami Arasta Çarşısında esnaflığa başladı. 30 yıldır Arasta çarşısında esnaflık yapıyor. İnanç turizmine yönelik, hediyelik eşyaya yönelik malzemeler satarak bu şehre ve turistlere katkıda bulunmaya çalışıyor. Dürüst ve vatanperver, Türk Milliyetçisi kişiliği tanınıyor.

-    30 yıldır esnaflık yapan birisi olarak Edirne’nin sorunları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Refik Buz: Büyük eksiklerimiz var. Evvela Selimiye’nin etrafını açmak zorundayız ve Edirne’nin otopark sorununu çözmek zorundayız. Bu şekilde istediğimiz yere varamayız. Burası buram buram tarih kokuyor. Edirne’nin altyapısı düzeltilse, Selimiye Çarşısı ve Camii’nin etrafı temizlense, düzeltilse Edirne turizmin başkenti olacaktır. Bizim muazzam bir eserimiz var Selimiye Camii adında. Edirne denilince insanın aklına ilk Selimiye Cami geliyor, Selimiye Cami denilince insanın aklına Edirne geliyor.. Ama Edirne’nin ne otoparkı var, ne altyapısı var, ne tuvaleti var. Turistleri kovar gibi bir halimiz var. Edirne esnafı bu şartlarda nasıl para kazanacak? Edirne’de ekonomi nasıl canlanacak? Esnaf arkadaşlarımızın birçoğunun çeki, senedi ve bankaya borçları var. Esnaf arkadaşlarımız mutsuz. Burada yeteri kadar insanı istihdam edemiyoruz. Esnaf arkadaşlarımıza kazandıramıyoruz.
-  Edirne’deki sorunlara dair çözüm önerileriniz nelerdir?
Refik Buz: Selimiye’nin etrafında bir sürü gecekondu
Refik Buz: "Edirne’ye çağ atlatmak zorundayız. Valilik Belediyeye suç atıyor, Belediye Valiliğe. İki kurum arasında Edirne insanının ömrü geçiyor.”
yapılanma var. Önce buradaki yapılanmalardan kurtulup, sonrasında buralar otopark yapılmalı. Yemiş kapanı hanının durumu Edirne için tek kelime ile rezalettir. Orasını kapatıp, gerekirse kazı bitmiyorsa bile o kötü görüntüden kurtarmak zorundayız. Hiç değilse maket gibi bir şey yapılabilir. Madem kazı bitmeyecekti, neden başladınız? Koyun maket şeklinde bir sistem, banklar koyun, güvenlik koyun. Orayı mezbelelikten kurtarın. Yabancılardan utanır duruma geldik. Kendi halkımızdan utanır duruma geldik. İnsanlar Edirne’ye bu mezbelelik yakışıyor mu diye soruyorlar. Selimiye’nin etrafı ortada, Kaleiçin durumu ortada. Kendi kendimize çok kötü reklam yapıyoruz. Önemli olan turistlerin buraya gelip alışveriş yapması… Buraya gelip, alışveriş yapmadıktan sonra, gezmedikten sonra, şu kadar turist geldi, bu kadar turist gitti demenin hiçbir manası yok. Edirne’ye bir giriş kapısı yapılsa, insanlar sınırdan transit geçmezler ve şehre girerler. Bu şekilde Edirne insanı nasıl kazanacak, Edirne’yi nasıl tanıtacağız? Edirne’ye çağ atlatmak zorundayız. Valilik Belediyeye suç atıyor, Belediye Valiliğe. İki kurum arasında Edirne insanının ömrü geçiyor. Bir kurum Sofya’ya, bir kurum Atina’ya bağlı gibi hareket etmemin hiçbir manası yok. İki kurum da Ankara’ya bağlı. Öyleyse oturup, sorunlarını halledip, ortak hareket etmek, istişare etmek zorundalar.
- Milliyetçiliği tarif eder misiniz?
Refik Buz: Orta Asya’dan gelmiş bir milletiz biz. Orta Asya’dan beri devletimizi, milletimizi, bayrağımızı, vatandaşımızı, yaptığımız işi seven insanlarız biz. İşte Türk Milliyetçiliği budur. Türk Milliyetçiliği bir partinin ve ya kurumun tekelinde olacak kadar küçük olduğu değildir. Bütün toplumun, bütün kurumların hayat felsefesidir.

İbrahim Dağ: “İnsandan başka her şeyin geri dönüşü var.”

İbrahim Dağ: “İnsandan başka her şeyin geri dönüşü var.”

·       İbrahim Dağ, Edirne eski Sanayi sitesinde Bizim Hurdacı dükkânının sahibi. Kıymet vermeyip, sağa sola attığımız çer-çöpü sanayiye kazandıran, geri dönüşümü sağlayan, çevreye katkısı had safhada bir iş sahibi…

-    Geri dönüşüm işinin nasıl yapıldığından bahseder misiniz?
İbrahim Dağ: Kullanılmayan, imalat artığı, vakti geçmiş malzemeleri alıyoruz ve gerekiyorsa tamir ediyoruz. Düzeltip tekrar müşteriye sunuyoruz. Genel itibariyle müşterilerden tarım aleti, taşımalık, metal malzemeler geliyor. Biz de bunları düzeltme, tamir etme yoluna gidiyoruz. Demir kesme giyotini, demir presi, forklift, ahtapot (yükleyici) gibi malzemelerimiz burada mevcut. Mümkün mertebe tamir etme ve tekrar geri dönüştürme yoluna gidiyoruz. Elimize geçen malzemeleri sınıflandırıyoruz ki geri dönüşüme kazandıralım. Örneğin demir geldiğinde içinden toz, toprak çıkabiliyor. Demiri, bakırı, çinkoyu sınıflara göre ayırıyoruz. Ahşabın bile hurdası var. İnsan hariç her şey bugün geri dönüştürülebilir vaziyette. Biz son senelerde elektronik işini de girdik. Elektronik hurda almaya başladık. Kısacası geri dönüşüm her maddeden yapılabilir. Geri dönüşüm ev ekonomisine büyük katkı sağlıyor aslında. İnsanlar bunun farkında değil. Deterjan ve peçete bile geri dönüştürülebilir. İnsanlar bunun farkında olursa hem biz kazanırız, hem onlar kazanır, hem de ülke ekonomisine katkı sağlamış oluruz. Geri dönüşüm yapılırsa daha az ağaç kesilir. Çay içtiğimiz karton bardağın bile, sarı pirincin bile geri dönüşümü olduğunu unutmamak lazım. İnsanları bu konuda duyarlı olmaya, geri dönüşümün ne olduğunu anlamaya ve bizlere yardım etmeye çağırıyorum.
-  Edirne’de Belediye, Valilik gibi kurumlar çevre düzenlemesi konusunda yeterli mi? Neler eksik?
İbrahim Dağ: İşlerini daha iyi yapıp, sapla samanı karıştırmadan çevre düzenlemesine önem vermek zorundalar. Bizim geri dönüşüm çevre belgemiz var. Tehlikesiz atık topladığımıza dair… Bu belgeyi çevre bakanlığından alıyoruz. Bu belgeye sahip olanlara belediye ve valilik tarafından aynı zamanda devlet tarafından yardım edilmeli, çevre tahsisi yapılmalı. Geri dönüşümü hızlandırmak için insanları bilinçlendirmek gerek. Bu konuda Edirne’deki kurumlara büyük görevler düşüyor. Belirli yerlere geri dönüşüm kutuları koymak gerek. İnsanlar plastiği ayrı yere, camı aynı yere atarsa, çöplük sorunu da kalmaz, geri dönüşüm işi de kolaylaşır. Bu geri dönüşüm kutuları eskiden yapıldı ama insanlar bunlara çöp attı. İnsanları bilinçlendirip, sonrasında bu geri dönüşüm kutularını eskisi gibi Edirne’nin çeşitli yerlerine koymak gerek.
- Edirne halkına geri dönüşümün önemi hakkında ne söylemek istersiniz?
İbrahim Dağ: Geri dönüştürülebilecek ürünlere çöp diye bakmasınlar. Kâğıt bile çöp değildir, geri dönüştürülebilir. Çöpe attıkları nesneler geri dönüşüme dönüştürülebiliyor. Çöpe atılan bir para var ortada. Aile ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır, geri dönüşüm… İnsanlar bu sektörden ekmek yiyor, çöp toplayan insanları düşünün. Aileleri de bu konularda duyarlı olmaya davet ediyorum. Biz bu işi yaparken zevk alıyoruz. Aile bütçesine, devlet ekonomisine büyük katkısı var bu işin. Umuyorum ki bu manada yaptığımız röportaj faydalı olur.

Ciğerci Kemal: “Edirne’nin Kaleiçi semtinin durumu yürekleri sızlatıyor. Güzelim tarihi evler yıkılıyor ve bu duruma müdahale edilmiyor. Evleri birkaç şahsa verdiler ve güzel bir sonuç alındı. Neden müteşebbislere imkân tanınmıyor? Bu arttırılabilir. Bakın o bölgede bir ev Osmanlı Konağı olarak restore edildi ve butik otel olarak işletiliyor. Keza Gül Ercan Hanımın restore etmek için uğraştığı Klara’nın konağı var. Biz bu arkadaşlarımızla Edirneli olarak gurur duyuyoruz.”


Ciğerci Kemal: “Edirne’nin Kaleiçi semtinin durumu yürekleri sızlatıyor. Güzelim tarihi evler yıkılıyor ve bu duruma müdahale edilmiyor. Evleri birkaç şahsa verdiler ve güzel bir sonuç alındı. Neden müteşebbislere imkân tanınmıyor? Bu arttırılabilir. Bakın o bölgede bir ev Osmanlı Konağı olarak restore edildi ve butik otel olarak işletiliyor. Keza Gül Ercan Hanımın restore etmek için uğraştığı Klara’nın konağı var. Biz bu arkadaşlarımızla Edirneli olarak gurur duyuyoruz.”

Edirne Tava Ciğeri'ni markalaştıran isimlerden Kemal Usta namı ile tanınan Mustafa Kemal İmrak.

·       Ciğerci Kemal orak tanır herkes onu, adı Mustafa Kemal İmrak’tır. 1982’den beri, 37 yıldır ciğercilik mesleği ile uğraşıyor. Tava Ciğer’i Edirne’de markalaştıranlardın biridir. Babadan gelen bir sakatatçılık mesleği var. “Yıllardır Ustamdan ve babamdan gördüklerimi uygulamaya çalışıyorum.” diyor. Selimiye’yi ziyaret eden, sağlık külliyesini gezen insanlar, Edirne ciğerini yemeden gitmeyelim diyorlar.

!    Edirne’yi turizm açısından değerlendirdiğinizde ne gibi eksikler görüyorsunuz?
Ciğerci Kemal: Tabi ki şehrimizin birçok eksiği var. En başta buraya gelen turistlere tuvalet imkânı sağlayamamak gibi… Esnaf elinden geldiğince kaliteli hizmet sunuyor ama tuvalet gibi temel ihtiyaçları karşılayamamak buraya insanların gelmesini güç hale getiriyor. Yollarımız yetmiyor ve nitelikli değil, yenilemek ve genişletmek zorundayız. Aynı zamanda turizm için tuvalet kadar önemli bir ihtiyaç da otopark. İnsanlar arabalarını park edecek yer bulamıyorlar. El ele vererek Edirne’yi daha iyi noktaya getirmek zorundayız. Bakın Kapadokya nereden nereye geldi. Neden biz de aynısını yapmayalım ki?
!    Şehrimize daha fazla sayıda turist çekmek için neler yapmak gerekiyor?
Ciğerci Kemal:  Geçtiğimiz yıl Edirne’ye 3 milyon 600 bin civarında turist geldiği iddia ediliyor. Bu rakamı gerçekçi bulmuyorum. Sınırdan transit geçen insanları turist olarak saymak yanlış olur. Daha fazla sayıda turist çekmek zorundayız. Bunun da en önemli yolu hizmet kalitesini arttırmaktan geçiyor. Gurbetçileri şehrin içine sokmakla başlayabiliriz bu işe, her sene yurt dışından bir sürü insan geliyor. İnsanlar otobana girmeden şehre girmeli. Bunun için de şehrin bir albenisi olmak zorunda. Sadece Selimiye ile bu iş yürümez. Yemiş kapanı hanının durumu ortada. O kadar kötü görünüyor ki. Dışarıdan gelen insanlar bizi ayıplıyor. Selimiye’nin hemen yan tarafında adeta bir harabe olması bu şehri yönetenlerin nasıl zoruna gitmez? Yemiş kapanı hanında geceleri içki içen de var, bali çeken de var. Haliyle insanlar rahatsız ve tedirgin oluyorlar. Dürüstlük ve çalışma anahtar kelimeler… Edirne’nin Kaleiçi semtinin durumu yürekleri sızlatıyor. Güzelim tarihi evler yıkılıyor ve bu duruma müdahale edilmiyor. Evleri birkaç şahsa verdiler ve güzel bir sonuç alındı. Neden müteşebbislere imkân tanınmıyor? Bu arttırılabilir. Bakın o bölgede bir ev Osmanlı Konağı olarak restore edildi ve butik otel olarak işletiliyor. Keza Gül Ercan Hanımın restore etmek için uğraştığı Klara’nın konağı var. Biz bu arkadaşlarımızla Edirneli olarak gurur duyuyoruz. Bunların sayısını arttırmak Edirne’yi yönetenlerin elinde. Kaleiçine kimin girdiği, kimin çıktığı da belli değil. Gerekli önlemler alınmaz ise Suriyeli sorunu artarak devam edecek.