8 Temmuz 2018 Pazar

Edirne’den İstanbul’a giden Yolcu treni raydan çıktı! 5 vagon devrildi 24 kaybımız var 338 yaralıdan 194 kişi tedavi gördü 124 kişi hastanelerde tedavisi devam ediyor

Edirne'den İstanbul'a giden Yolcu treni raydan çıktı! 5 vagon devrildi. 24 kaybımız var 338 yaralıdan 194 kişi tedavi gördü 124 kişi hastanelerde tedavisi devam ediyor
ÇORLUDA TREN FACİASI


(Necmi Işıksal) Edirne'den İstanbul'a giden Yolcu treni raydan çıktı! 5 vagon devrildi 24 kaybımız var 338 yaralıdan 194 kişi tedavi gördü 124 kişi hastanelerde tedavisi devam ediyor
Uzunköprü-İstanbul seferini 362 yolcusuyla yapan 6 vagonlu yolcu treninin 5 vagonu devrildi. Olay Tekirdağ'ın Çorlu ilçesi yakınlarında vagonların raydan çıkması sonucu gerçekleşti
24 kaybımız var 338 yaralıdan 194 kişi tedavi gördü 124 kişi hastanelerde tedavisi devam ettiği belirtilirken, Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan kazanın hava muhalefeti nedeniyle olduğunu ifade etti.
Kaza ile ilgili Başbakanlıktan da bir açıklama geldi.
Açıklamada, "Edirne-Halkalı seferini yapan banliyö treninin Muratlı-Balabanlı bölgesine geldiğinde aşırı yağış nedeniyle toprak kayması sonucu kaza meydana gelmiştir." denildi.
İlk etapta vatandaşlar Çorlu'daki tren kazasına müdahale etti
Askeri helikopterler ve personeli başta olmak üzere Afad ve sağlık ekipleri olaya müdahale etmeye devam ediyor
Olay yeri çok zorlu bir tarım arazisi olmasının yanında yeni yağan yağmur nedeniyle her yer çamur deryası olması sebebiyle çalışmalar zor koşullarda sürdürülüyor
İş makineleri devrilen beş vagonu kaldırma çalışmalarına başladı
Ölü ve yaralı sayısının artmasından korkuluyor.
Uzunköprü-İstanbul seferini yapan yolcu treni Tekirdağ'ın Çorlu ilçesi yakınlarında raydan çıktı, 5 vagon devrildi. Kaza sonucu ilk bilgilere göre 10 kişi öldü, 73 kişi ise yaralandı. Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan kazanın hava muhalefeti nedeniyle olduğunu söyledi. Kaza ile ilgili Başbakanlıktan da açıklama yapıldı. Açıklamada, "Edirne-Halkalı seferini yapan banliyö treninin Muratlı-Balabanlı bölgesine geldiğinde dray olması sonucu kaza meydana gelmiştir." denildi.
BAŞBAKANLIK: DRAY OLMASI SONUCU...

Kaza ile ilgili Başbakanlıktan da açıklama yapıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Edirne-Halkalı seferini yapan banliyö treninin Muratlı-Balabanlı bölgesine geldiğinde dray olması sonucu kaza meydana gelmiştir. Yaralılar ve hayatını kaybeden vatandaşlarımız var. Yaralılarımıza acil şifalar, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına ise baş sağlığı diliyorum.
Sayın Başbakanımız, kazanın ardından bölgeye giden Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ve Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan ile telefonla görüşerek olay hakkında bilgi aldı.
Gelişmeler an be an takip edilmektedir."
"HATTA CİDDİ TAHRİBATLAR YARATMIŞ"

Kriz masasının çalışmaları ilerledikçe bilgiler de netleşmeye başlıyor. Bazı fotoğraflara da ulaşıldı. Hava koşullarının oldukça kötü olduğu bir bölge burası. Şiddetli yağış meydana gelmiş durumda. Şiddetli yağmur nedeniyle toprak kayması yaşanıyor. Rayların bulunduğu hat üzerinde ve hatta ciddi tahribatlar yaratmış. Boşta kalan raylar trenin geçtiği sırada trenin devrilmesine neden oluyor. İlk ulaşılan bilgiler, toprak kaymasının ray hattı boyunca zedelenmeye yol açması. Bu toprak kayması nedeniyle tren o hattan geçerken devriliyor. Trenin 360 kayıtlı yolcusu vardı.

SUÇLU AYAĞA KALK!...

Bir ihmal sonucu 24 ölü 124 yaralı olması ülkede yürekleri parçaladı...
Üstelik ölü sayısının daha da artacağından endişe ediliyor
Peki, suçlu kim?
İlgili bakan biz Nisan ayında denetimleri yaptık diyerek bu işten kurtulacak mı?
O resimde de görülen saçma sapan menfez işçiliğini hangi müteahhit yaptı?
Hadi diyelim müteahhit çaldı/çırptı ve o ucube menfez işçiliğini yaptı, peki hangi devlet yetkilisi bu ucube işi teslim aldı?
Bu iş bir iki taziye mesajı ile kapanacak mı?
Bir iki bakanın hastaneleri ziyaret edip geçmiş olsun demesi, cenaze yakınlarına televizyonlardan verdikleri başsağlığı mesajı ile bu iş kapanmalımı?
Bu korkunç ihmal için milletvekilleri şu ana kadar ne yaptı?
Daha sonra ne yapacak?
Başta baro olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri bu iş için şu ana kadar ne yaptı bundan sonra ne yapacak?
Bu faciada ihmal olmaması sizce mümkün mü?
Şu ana kadar bir bakan,
bir yetkili, bir müteahhit, veya işi devlet adına teslim alan bir mühendis hakkında ihmal soruşturması açıldı mı?
Akılda deli sorular!...

Şu anda "ortalık cehennem yeri" acılarımızı paylaşarak cenazelerimizi hele bir gömelim, bunlarında hesabı tabi ki sorulacak...

6 Temmuz 2018 Cuma

Kamil Gezgin: “Edirne daha modern, geniş pazar yerlerini hak ediyor. Edirne’ye ordu evinin olduğu yere görüntüyü bozmayacak şekilde bir üst köprü yapılabilir.”


Kamil Gezgin: “Edirne daha modern, geniş pazar yerlerini hak ediyor. Edirne’ye ordu evinin olduğu yere görüntüyü bozmayacak şekilde bir üst köprü yapılabilir.”

♦ Kamil Gezgin, uzun yıllar ilkokul öğretmenliği yaptı. Edirne Musabeyli köyü İlk Öğretim Okulundan 1993 yılında emekli olduktan sonra bir süre boş kaldı. Sonra boş oturmaktan sıkıldı. Gıda sektörüne yeğenleri yetiştirdiği pirinçleri köylere, kahvelere, pazar önlerine gitmek suretiyle pirinç satarak başladı. Edirne’deki pazarlarda, Edirnelilerle buluşarak hem pazarcılığı, hem esnaflığı öğrendi. Pirinçten sonra, kırmızı mercimek, fasulye, nohut gibi ürünleri de satmaya başladı ve bakliyatçı oldu. Müşteriye her zaman kaliteli ürün sundu ve o günden bugüne beğenmedikleri ürünü iade olarak almaya devam ediyor. Böylelikle müşteri kazandı, Edirne insanı onları sevdi, onlarda Edirne insanını. Hiçbir zaman kalitesiz ürün satmadılar. Daha sonra Kıyık’tadükkan kiraladılar ve orada hizmet vermeye devam ettiler. Edirne’de tanındıkları gibi Balkan ülkelerinden gelen turistlerimize de hizmet sundular ve sunmaya devam ediyorlar. Halen Edirne’de bulunan bütün pazarlarda hizmet veriyorlar. Bununla beraber Kıyık’ta Öz Gezgin Gıda olarak, marketlerinde hizmet veriyorlar. İşletmemelerinde ailece çalışıyorlar. Hanımı ve çocuklar ile dükkanın her işi ile A’dan Z’ye ilgileniyorlar. Yanlarında çalıştıkları elemanları ile de aile gibiler. Onlar da haliyle, işlerine daha fazla sarılıyorlar.

► Edirneli Olarak Edirne’nin Sorunları Hakkında Neler Söylemek İstersiniz? Şehrimizin Ne Gibi Sorunları Var?
Kamil Gezgin: En başta kendi sektörümüzle ilgili konuşalım. Edirne daha modern, geniş pazar yerlerini hak ediyor. Esnafın daha çok kazanacağı, halka daha çok çeşit ve ürünün sunulacağı geniş ve modern pazar yerlerine ihtiyacımız var. Edirne’ye ordu evinin olduğu yere görüntüyü bozmayacak şekilde bir üst köprü yapılabilir. İnsanlar oradaki ışıklarda çok bekliyorlar. Şehre daha geniş, modern ve çok katlı otoparklar da yapmak gerekiyor. Nehirlerimizden neredeyse hiç faydalanamıyoruz. Orada su sporları yapılabilir, teleferik konularak insanlar nehir üzerinde gezdirilebilir, eğlence yerleri yapılabilir. Nehirlerin seviyesi derinleştirilip, temizlenmek suretiyle Edirne’ye layık bir görüntü ortaya çıkartılabilir.

5 Temmuz 2018 Perşembe

Hamdi Sedefçi: “Edirne’nin hak ettiği yeri bulması için partizanlığı bir kenara bırakmak, hükümetle yakın olmak şart. Ben Edirne çocuğuyum Edirne'lilerle çok rahat ve iyi ilişki kurabiliyorum. Çünkü onlarla beraber büyüdüm, sinemaya gittim, top oynadım. Bana kimse diyemez kapısına gittim görüşemeden boş döndüm.”

Hamdi Sedefçi: “Edirne’nin hak ettiği yeri bulması için partizanlığı bir kenara bırakmak, hükümetle yakın olmak şart. Ben Edirne çocuğuyum Edirne'lilerle çok rahat ve iyi ilişki kurabiliyorum. Çünkü onlarla beraber büyüdüm, sinemaya gittim, top oynadım. Bana kimse diyemez kapısına gittim görüşemeden boş döndüm.”

♦ 1950 yılında Edirne‘de doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Edirne’de tamamlayan Sedefçi 1976 yılında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1989 yılında yapılan mahalli idareler seçimlerinde Edirne Belediye Başkanlığı’na seçildi, 1994 yılındaki seçimlerde de ikinci kez kazanarak bu görevine devam etti. 1999 yılındaki seçimi kaybeden Hamdi Sedefçi, 28 Mart 2004 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimlerinde üçüncü kez Belediye Başkanlığına seçildi. 2009 yılında yapılan yerel seçimlerinde dördüncü kez Edirne Belediye Başkanlığı görevini kazandı. 30 Mart 2014 seçimlerinde kadar görevini sürdürdü. 2014 yılında tekrar Edirne Belediye Başkanlığına aday oldu ama seçilemedi. Edirne'nin Yeni İmaret Mahallesi doğumlu olduğu için kendisini şanslı hissettiğini söylüyor. Bizim mahallemiz bir Belediye Başkanı beni çıkardı bir de Milletvekili arkadaşım Orhan Çakırlar'ı çıkardı. Ben Edirne çocuğuyum Edirne'lilerle çok rahat ve iyi ilişki kurabiliyorum. Çünkü onlarla beraber büyüdüm, sinemaya gittim, top oynadım. Bana kimse deyemez kapısına gittim görüşemeden boş döndüm.

► Siyasete tekrar dönmek gibi bir düşünceniz var mı? Bunu hangi parti ile gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?
Hamdi Sedefçi: Arkadaşlar, ben belediye başkanlığı için adayım. Kendimi belirli bir konjonktürün insanı olarak gördüğüm için herhangi bir parti zikretmem doğru olmaz çünkü ben kendimi herhangi bir partili olarak ifade etmem. Atatürkçü, laik, memleketini ve Edirne’sini seven; Türk, Kürt, Çingene ayırmaksızın insanlara hizmet etmeye çalışan bir insanım. Dolayısıyla AKP olmuş, İyi Parti olmuş başka bir parti olmuş benim için önemli değil. Edirnelilere sesleniyorum. Beni tanıyorsunuz, benim Edirne’ye getirdiğim hizmetler ortada. Ben hangi partide olursam olayım bana oy verin ki yarım bıraktığımız işi tamamlayalım. Ama şurası kesin ki ben herhangi bir partiden belediye başkanlığı için aday olacağım.
► Edirne’nin Kaleiçi Semtinde ki Sıkıntılar Sizin de Malumunuz. Edirne’nin Yüz akı iken Edirne’nin dördüncü beşinci sınıf mahallelerinden biri haline geldi. Kaleiçi’nde ne gibi değişiklikler yapılabilir?
Hamdi Sedefçi: Tarihi eserlerin restorasyonunu yapıp burayı komple turizme açmak zorundayız. Eski tarihi konakları restore edip, turizme açmak dışında bir kurtuluş yok. Buraya özel bir ilgi göstermek gerekiyor. Devletle hükümetle işbirliği yaparak Kaleiçi’ni düzenlemek mümkün. Siyasi ilişkileriniz iyiyse çok şeyi halledersiniz. Yıllardır bunu söylüyorum. Süleyman Demirel ile ilişkilerim çok iyiydi. Bunun sayesinde Edirne birçok şey kazandı. 2012’de Tayyip Erdoğan Edirne’ye geldiğinde kendisine altın kemer taktığım için benim kellem gitti! Maalesef bakış açısı bu olduğu için Edirne’yi geliştirecek imkânları bulamıyoruz. Benim derdim Edirne’nin kazanması. İnsanlar bana her gördüğü yerde Allah razı olsun diyorsa evimde rahat uyumamam için hiçbir sebep yok.
► Tarihi Karaağaç yolunun tek yönlü trafiğe kapatılması gerek güzergâhta çalışan esnaf için gerek ise halk için sıkıntı yaratıyor. Buna nasıl bir çözüm bulunabilir.
Bunun çözümü çok basit, yolu tamamı ile trafiğe kapatacaksınız, birkaç tane nostalji treni koyacaksınız. Trafikte rahatlayacak, halkta rahatlayacak oraya giden vatandaş düğününe katılacak, yemeğini yiyecek, içkisini içecek nostaljiyi tarihi yaşayacak.
► Edirne’de turizmi geliştirmek için neler yapılabilir?
Hamdi Sedefçi: Tanıtım çok önemli. Aynı zamanda muhakkak Havaalanı getirmek zorundayız bu şehre. Tanıtım ve havaalanı ile birlikte Edirne patlar. Edirne’ye en az beş tane fabrika getirmek zorundayız. Böylelikle Edirne’de 5000 kişi istihdam edilir. Gerekirse ben arazi ve parayı bulup, firmalarla görüşüp, gerekli işlemleri yapıp fabrikaların kurulmasına önayak olunur. Yine aynı yere geleceğim hükümetle ilişkileriniz iyi olursa Kaleiçi’ni de restore edersiniz, Edirne insanını istihdam da edersiniz, havaalanı da yaparsınız. Hükümet kim olursa olsun yakın olursanız istediğiniz her şeyi yaptırırsınız. Şu partizanlık işini bırakalım artık! Adaylara bakın. Hangisi şehre daha faydalı olur diye düşünün. Yerelde particilik zihniyetinden kurtulmak zorundayız. Bu şehir yalnızca Kakava, Kırkpınar gibi etkinlikler de turist çekiyor. Onda da altyapı sıkıntılı olduğu için ciddi sorunlar yaşıyoruz. Konaklayacak yer, araç park edecek otopark bulamıyor insanlar. Önce altyapıyı halletmek zorundayız. Ondan sonra turist çekecek alternatif eğlence alanları yaratmak zorundayız. Romanlar Edirne’nin bir gerçeği olarak görülmeli. Bizler de roman kardeşlerimizi işin içine katarak Roman geceleri düzenleyebiliriz. Böylelikle insanların burada kalmasını sağlarız.

3 Temmuz 2018 Salı

Ahmet Haydin: “Edirne’yi Balkanların merkezi yapmak zorundayız. Edirne. Sanayiye gidin bakın, yerlerin neredeyse yarısından fazlası depo olarak kullanılıyor. Sanayideki yerler neden depo olarak kullanılır? Depo olarak kullanılacak başka dükkan yok mu Edirne’de? Siz o dükkanları depo olarak kullanacağınıza otomobil sektörüne yönelin. İnsanlar buralarda kalifiye eleman yetiştirsin, işsizlik azalsın. Edirne insanı iş sahibi yapılsın, istihdam edilsin. “


Ahmet Haydin: “Edirne’yi Balkanların merkezi yapmak zorundayız.  Edirne. Sanayiye gidin bakın, yerlerin neredeyse yarısından fazlası depo olarak kullanılıyor. Sanayideki yerler neden depo olarak kullanılır? Depo olarak kullanılacak başka dükkan yok mu Edirne’de? Siz o dükkanları depo olarak kullanacağınıza otomobil sektörüne yönelin. İnsanlar buralarda kalifiye eleman yetiştirsin, işsizlik azalsın. Edirne insanı iş sahibi yapılsın, istihdam edilsin. “

• Ahmet Haydin aslen Edirne Musabeyli köyünden. Doğma büyüme İstanbullu. 1982 yılında kardeşi Ayhan Haydin ile birlikte otomobil Aksesuar işine girdiler. Oto aksesuar işine İstanbul’da başlamışlar ve oğlu Anıl Haydin’i katarak Edirne’de “Anılım Oto Aksesuar & Stiker İmalat ve Toptan Satış” ismiyle devam ettiriyorlar. 2012 yılında babalarının sağlık problemlerinden dolayı Edirne’ye geldiler ve babalarına verdikleri söz üzere, 2012 tarihinden beri işlerine Edirne’de devam ediyorlar. Kendilerini bir Cumhuriyet Sevdalısı olarak tarif edebildiğini söylüyorlar. Bu yüzden aile geleneği haline getirdikleri oto aksesuar işini yapıyorlar. Her 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında otomobiller için özel olarak hazırlanmış yapışkanlı ya da standart Türkiye Cumhuriyeti Bayraklarını ücretsiz olarak dağıtıyor, kendilerince Edirne halkına küçük bir hediye veriyorlar. Bu etkinlik onlarda de bir gelenek halini almış.
► Yaptığınız İşten Bahseder Misiniz?
Ahmet Haydın: Ürünlerimiz genel itibariyle ithal ve Alman malı. Ürünlerin %65’i ithal, geri kalan %35’i ise yerli markadır. İthal ürünlerin kaliteli ürünler olduğunu söylemek isterim. Müşterilerimizle ithal ya da yerli fark etmez, en kaliteli ürünleri buluşturmaya çalışıyoruz. Ekibimiz araç kaplamadan tutun da, kılıf montajına kadar, elektrik montajından, nikelaj montajına kadar Edirne’nin en iyi, en kaliteli ekibi. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yurtdışından da bilhassa Yunanistan ve Bulgaristan oldukça fazla rağbet görüyoruz, fazlasıyla müşterimiz mevcut. Edirne’de otomobil aksesuarı söz konusu isekaliteli ekip ve kaliteli ürün dediğiniz zaman akla biz geliyoruz. Fiyatlarımız ya İstanbul standardında ya da biraz altında; zira biz sattığımız ürünlerden %13 komisyon alıyoruz. Bunu da müşterimize indirim olarak yansıtıyoruz. Yine de biz elimizden geldiğince müşteriyi ayakta tutacak şekilde fiyat belirlemeye çalışıyoruz. İl dışından müşterimiz çok fazla. Kendi illerinde aldıkları fiyattan daha az fiyata müşterilerimize yardımcı oluyoruz. Örnek veriyorum orada 800 lira ödeyeceği hizmet için biz 550 lira belirliyoruz ki insanlar aradaki fark için Edirne’ye gelsinler, şehrimizi tanısınlar. İnsanlar daha ucuza aynı hizmeti, kaliteli bir biçimde aldıkları zaman, aileleri ile Edirne’ye geliyorlar. Biz arabalarını istedikleri şekle getirirken, aileleri ile Edirne’de vakit geçiriyorlar ve şehrimizi tanıyorlar. Bu yüzden Tekirdağ, Kırklareli gibi çevre illerden çok fazla müşterimiz var. Bunu Edirne’mizi tanıtmak maksadıyla yaptığımızı söylemek isterim.
► Aslen Edirneli’siniz ve 6 yıldır burada yaşıyorsunuz. Edirne’de gördüğünüz en büyük eksikler nelerdir?
Ahmet Haydın: Yurt dışı bağlantısının merkezden uzak olması en büyük eksik. Tır garajı bile mevcut değil. Yurtdışından çıkış yapanlar Edirne’ye girmeden otobandan transit geçiyor bu şehri. Hudut yerlerinden gelen insanların Kapıkule’den Edirne’ye girmesini sağlayacak bir yol ayrımı, yol düzenlemesi yapılması gerekiyor ki insanlar Edirne’ye girsinler, tanısınlar, alışveriş yapsınlar ve bu şehir kazansın. Doğru düzgün yeşillik alan mevcut değil. Söğütlüğümüz var diyoruz ama ağaçları da söktük maalesef… Yeşillendirme çalışması da yapılmıyor. Buradaki en büyük sıkıntılardan birisi de kiraların çok yüksek olması. Bu şehirde istihdamı sağlamak açısından bu da büyük bir eksik olarak öne çıkıyor. Bir de sanayi mevzusuna değinmek istiyorum. Edirne’de sanayi yok. Sanayi dendiğinde ne hikmetse iki üç tane tekstil firması akla geliyor. Biz de Edirne’de ağır sanayi olmasını istemeyiz; çünkü burası turizm ve kültür şehri. Ama Edirne sanayisini geliştirmek zorunda. Neden burada makine üreten, cep telefonu malzemesi ve altyapısı üreten, bilgisayar ürünlerinin altyapısını üreten sanayi kurulmasın? Sanayi hizmetleri gelişmemiş bir şehir Edirne. Sanayiye gidin bakın, yerlerin neredeyse yarısından fazlası depo olarak kullanılıyor. Sanayideki yerler neden depo olarak kullanılır? Depo olarak kullanılacak başka dükkan yok mu Edirne’de? Siz o dükkanları depo olarak kullanacağınıza otomobil sektörüne yönelin. İnsanlar buralarda kalifiye eleman yetiştirsin, işsizlik azalsın. Edirne insanı iş sahibi yapılsın, istihdam edilsin. Konu ile ilgili makamların bu konuya çözüm bulması gerektiğini düşünüyorum.
► Edirne’ye daha fazla turist çekmek için neler yapılabilir?
Ahmet Haydın: İstanbul’a çok yakın bir şehiriz. Buna rağmen Edirne’ye yerli turist çekemiyoruz. Turlar var ama çok yetersiz. Belediyelerin düzenlemiş olduğu turlar da bu şehri yeteri kadar tanıtmıyor, bu şehre yeteri kadar kazandırmıyor. Belediye turları ile gelenler de haliyle Edirne’yi tanımadan, birçoğu memnun kalmadan  şehirden ayrılıyor ve ikinciye gelmek istemiyorlar. Nehirlerin durumunu, çevresini ve oradaki çöpleri görenler neden bu şehre ikinci kez gelmek istesin ki? Edirne Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri ama maalesef tanıtım başta olmak üzere çevre ve şehircilik faaliyetleri çok yetersiz. Şehrin gelişmesini istiyorsanız buraya dışarıdan para çekmek zorundasınız. Bu da ancak turizm faaliyetleri ile olur. Nasıl ki yabancı turistler buraya gelip rahatça alışveriş yapıyorsa biz de belirli şartlarda oraya gidip alışveriş yapmalıyız. Böyle bir kanun çıkartılabilir. Vize istemeksizin, Edirne’deki oturma belgesini göstererek, Edirne insanına böyle bir kolaylık sağlamak gerekiyor. Balkan ülkelerine gittiğinizde Türkiye’nin bazı ürünler hususunda ne kadar pahalı olduğunu görüyorsunuz. Bulgaristan’ı fakir bir ülke olarak görüyoruz ama bu ülke 1970 yılında televizyon üretmeye başladığında, Türkiye’de televizyon yoktu. Belki oradaki insanlar az para alıyorlar ama paranın alım gücü yüksek. Bizler önce Edirne’yi sonra ülkemizi bu noktaya getirip, Edirne’yi Balkanların merkezi yapmak zorundayız.

Serkan Kaba: “Edirne’de çarpık kentleşme var. Önce bunu düzeltmek gerekiyor.” İsmail Yıldız: “girişimcilere destek verilmiyor iken bu şehir nasıl gelişsin? Nasıl değerine değer katsın?”


Serkan Kaba: “Edirne’de çarpık kentleşme var. Önce bunu düzeltmek gerekiyor.”

İsmail Yıldız: “girişimcilere destek verilmiyor iken bu şehir nasıl gelişsin? Nasıl değerine değer katsın?”

 • Serkan Kaba, Lalapaşa Hamzebeyli doğumlu. Adrian Doğalgaz ve Dekorasyon şirketinin üç ortağından birisi.  2017 yılında kurduk şirketi, daha evvel Adalılar Makine olarak hizmet veriyorlardı. Şimdi Adrian Makine olarak hizmet veriyorlar. Firma olarak doğalgaz ve dekorasyon işlerinde faaliyet gösteriyorlar.
• İsmail Yıldız, Diyarbakır’lı. Daha 29 yaşında 7 yıldır Edirne’de yaşıyor. Asker bir ailenin evladı. AdrianMakine’nin üç ortağından biri. Okulu bitirdikten sonra amcaları Edirne’de yaşadığı için onların yanına gelmiş ve önce Adalılar Makine’de sonrasında da AdrianMakine’de işlerini yapmayı südürmüşler. Firma olarak doğalgaz işi yapıyorlar. Sıhhi tesisat işi de yapıyorlar. Fayans, kalebodur, parke, çelikkapı gibi alanlarda da Edirne’lilere hizmet vermeye gayret ediyorlar.
► İsmail Bey Diyarbakır’lı birey olarak Edirne hakkında ne söylemek istersiniz?
İsmail Yıldız: Edirne tam bir kültür ve turizm şehri. Bizim bacasız sanayimiz var. Sanayi ile uğraşmak yerine turizmi geliştirmek zorundayız. Burada birçok kültürel miras var. Bir Diyarbakırlı olarak bu şehre hayranım. Kültürel miraslarımızı ayakta tutamıyoruz. Birçok tarihi eser yenilenmeye muhtaç, nehirlerin durumu ortada. Çevre düzenlemesi çok yetersiz. Kaleiçi’nin durumu ortada. Yeni evler yapılıyor eski evlerin yanına ve bir estetik söz konusu değil. Bu da Edirne’nin marka değerini azaltıyor. Edirne’nin en iyi şehir yapılanması Kaleiçi’nde olmasına rağmen o bölgeye yeteri kadar hizmet edilmiyor. Geçtiğimiz yıl üzerinde çalıştığımız bir proje vardı. Türkiye’de üretimi olmayan lityum pilini üretmek istedik. Çin’de bir firma ile görüştük. Devlet desteği almak için de KOSGEB’e başvurduk. Ancak yanımıza partner firma istedikleri için projemizi gerçekleştiremedik. Lityum pil ve ARGE’miz onay almasına rağmen partner firma istedikleri için projemizi gerçekleştiremedik. Çünkü 40 milyon lira öz sermayesi olan bir partner firma istendi ama Edirne’de böyle bir firma yok. Üniversite ve Ticaret Odası arkamızda olmasına rağmen bu projemizi gerçekleştiremedik. Bu şartlarda, girişimcilere destek verilmiyor iken bu şehir nasıl gelişsin? Nasıl değerine değer katsın?
Serkan Kaba: Edirne’de çarpık kentleşme var. Önce bunu düzeltmek gerekiyor. Çevre düzenlemesi ve şehircilik konusunda sınıfta kalmış bir şehir. Yerli iş adamları bu şehre yatırım yapmıyor, dışarıdan gelenler de sadece müteahhitlik yapıyorlar. Edirne’nin en güzel yerleşim yeri Kaleiçi semti ama onun da hali ortada. Estetik değerlerden yoksun, çevre düzenlemesinin olmadığı, yeni ve eski evlerin karıştığı. Suriyelilerin yoğunlukta olduğu bir Kaleiçi maalesef Edirne’nin göz bebeği olmaktan çıkıyor.

Ergin Pacal: “İl Sağlık ve İlçe Sağlık Müdürlükleri garantisiz gözlük satışlarını kontrol altına almalı. Halkın sağlığı ile oynanıyor."


Ergin Pacal: “İl Sağlık ve İlçe Sağlık Müdürlükleri garantisiz gözlük satışlarını kontrol altına almalı. Halkın sağlığı ile oynanıyor."

• Ergin Pacal, iki buçuk aydır Edirne’de yaşıyor. 20 yıldır da optik sektörünün içerisinde çalışıyor. Aynı sektörde Ecrin Optik olarak 10 yıldır Edirne’de ve çevre ilçelerde çalışma gösteren Ersin Çağırtekin kuzenine destek olmak için, onun ilerlemesine katkı sağlamak için Edirne’de ikamet etmeye karar vermiş.
◙ Edirne’ye Yeni Gelen Birisi Olarak Bu Şehir Hakkında Neler Söylemek İstersiniz?
Ergin Pacal: Edirne genel olarak güzel, küçük ve sevimli bir şehir. Halkın sabit fikirli olduğunu söyleyebilirim. Edirne insanı hakikaten iyi ve temiz kalpli, kültürlü ama yeniliklere açık değiller. Bu durum beni üzüyor. Elbette dikkatimi ilk celbeden çevre düzenlemesi oldu. Çevre düzenlemesi konusunda ciddi eksikler mevcut. Tarihi eserlere bakıyoruz, dünya’da tarihi eser açısından en zengin yerlerden birisi. Ama o kadar kötü bakılmış hatta bakılmamış ki bu durum bu şehre yakışmıyor. Restore edilmeyi bekleyen bir sürü tarihi eser gördüm, sokaklarda gezerken. Tunca ve Meriç Nehrinin kirliliği, çevresinin temiz olmaması da bu şehir açısından oldukça kötü bir görüntü çiziyor.
◙ Gözlük Seçerken Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?
Ergin Pacal: Estetikten ziyade göz sağlığına önem vermek gerekiyor. Biz gözlükçülere mağaza olarak bakmamak gerek. Biz önce sağlık işi yapıyoruz. İnsanların gözlerindeki bozukluklara çözüm üreten sağlıkçılarız. Kaldı ki bizleri de Sağlık Bakanlığı denetliyor. Buradan yola çıkarak söylüyorum önce sağlık ve gözün sağlıklı bir biçimde görmesi için gözlük seçmek gerekiyor. Edirne’de bu konuda ciddi bir eksik var. Önce gözlüğün nasıl durduğuna bakıyorlar ki bu çok yanlış. Mağazamıza gelenler yakışıp yakışmadığına baktıktan sonra fiyatına bakıyorlar. Ama önce sağlığa dikkat etmek gerek, gözlüğün insanlara sağlık açısından uygun olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor. Estetik ikinci planda olmalı. Fiyat odaklı hareket edilmemeli.
 ◙ Marketlerden Aspirin Alınamazken, Gözlük Alınabiliyor? Bunun Önüne Nasıl Geçilebilir?
Ergin Pacal: Onlar işin kozmetik tarafı. Garanti belgesiz ürünler satıyorlar. İl Sağlık ve İlçe Sağlık Müdürlükleri garantisiz gözlük satışlarını kontrol altına almalı. Halkın sağlığı ile oynanıyor.  Göz damarlarına zarar verdiği gibi, katarakt problemlerine de yol açıyor, bu sahte ürünler. Bilhassa sahte güneş gözlükleri göz sağlığını ciddi derece bozuyor. Gözlükçüden alınan tüm ürünler Sağlık bakanlığından onaylıdır ve orijinaldir. Diğer yerlerde satılan gözlükler ise insan sağlığı ile oynamaktadır. Bu konuda görevli kimseleri daha sıkı çalışmaya davet ediyoruz. İnsan sağlığı ile oynanmasına müsaade etmeyelim. İnsanlarımız da lütfen bu konuda duyarlı olsun, buralardaki ürünler satın alınmasın.

1 Temmuz 2018 Pazar

Kerim Saraç: “Edirne’de görevli insanların buradaki tarihi eserlere ve turizmine verdiği önem çalışmalarına bakınca ortaya çıkıyor!.. Edirne'nin Edirne olmasını istiyorsak, Edirne'yi seven Valiye, Edirne'yi seven Belediye Başkanına, Edirne'yi seven il müdürlerine çok acil ihtiyacımız var.”

Kerim Saraç: “Edirne’de görevli insanların buradaki tarihi eserlere ve turizmine verdiği önem çalışmalarına bakınca ortaya çıkıyor!.. Edirne'nin Edirne olmasını istiyorsak, Edirne'yi seven Valiye, Edirne'yi seven Belediye Başkanına, Edirne'yi seven il müdürlerine çok acil ihtiyacımız var.”

• Kerim Saraç, Bulgaristan göçmeni. Edirne’nin Ayşekadın Semtinde Çamlık Çay Bahçesi ve Düğün Salonunun işletmecisi. Kitap okumayı çok seviyor, özellikle tarih içerikli kitapların ilk baskılarını koleksiyonunda bulundurmak onun için hobi. Bir Türk Milliyetçisi. Çay Bahçesinin kapalı kısmında kendisine ayrılmış bir masası var. Akşamları dostları ile bu masanın çevresinde toplanıyorlar sadece “Edirne” konuşuyorlar. “Edirne’nin sorunlarını çözüm önerileri ile her platformda konuşun, dile getirin. Kamuoyu yaratılsın ki çözüme kavuşsun.” nasihatını veriyor Kerim amca. Dededen, atadan Yörük… 5 aylıkken Edirne’ye geldi. 67 senedir Edirne’de yaşıyor. Bir Edirne sevdalısı olarak hayatını burada geçirdi. Edirne’yi sevdiği kadar hiçbir şeyi sevmedi. “Dört nehri olan başka bir şehir dünyada yok.” diyor.
► Bütün Hayatını Edirne’de Geçiren Birisi Olarak Edirne Hakkında Neler Söylemek İstersiniz?
Kerim Saraç: Edirne her açıdan ihmal edilmiş bir şehir. Kültürel, turizm, mimari ve tarihi açıdan olağanüstü zenginliklere sahip olmasına karşın ne hikmetse Edirne için çalışması gereken mülki ve idari tüm görevliler Edirne’yi ihmal ettiler. 67 yıldan beri bu şehirde değişen tek şey Trakya Üniversitesi olmuştur. Balkanların en büyük hastanesi Tıp Fakültesi. Bu nispette bakarsanız Trakya Üniversitesi bu şehir için çok mühim ama ona bile gereken önem verilmiyor.
► Edirne’nin Sorunları Hakkında Neler Söylemek İstersiniz?
Kerim Saraç:Evvela Edirne’ye hizmet edilmek isteniyorsa altyapı hizmetleri yenilenmek zorunda. Bir yağmur yağıyor, her yeri su basıyor. İnsanlar yolda yürüyemeyecek duruma geliyorlar. Otopark sorunu ciddi bir sıkıntı. Yollar taksi ile dolu, insanlar araçlarını park edecek yer bulamıyorlar. Aslında otopark yapacak birçok yer mevcut ama nedense buralara otopark yapılmıyor. Edirne’de bilinmedik birçok yer var. Restore edilmeyi bekleyen hanlar, çeşmeler, köprüler ve türbeler mevcut. Ne yazık ki bunlara dair bir politika geliştirilmiyor. Örneğin, İkinci Beyazıt Külliyesi ile sarayın arasında bir mezar var. Orası Yahya Efendi’nin mezarıdır. Kendisi Sarayın aşçısıdır. Arta kalan yemekleri, Tunca nehrine dökmesi ile ünlüdür. Rivayet odur ki, Yahya Efendi arta kalan yemekleri nehre dökmekte ve balıklar da bu yemeklerle beslenmektedir. Padişahın Yahya Efendi’yi takip ettiği bir gün, balıkların dile geldiği ve padişahım, bizlere bahşedilen sarayın artıklarını çok mu gördün dediği söylenegelmiştir. Yine rivayet odur ki Yahya Efendi o esnada secdeye kapanarak vefat etmiştir ve mezarı tam olarak dediğim yerdedir. İşte bu değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Bu iş direkt olarak Valiliğin işi. Valilik ve Vakıflar koordineli olarak bu değerlerimizi yenilemek ve en önemlisi tanıtmak zorunda. Bunun yanında tarihi evleri yenilemek ve turizme açmak zorundayız. Bu konuda Valilik ve Vakıflar çalışanlarının çalışmalar yaptığını biliyorum. Bunlar artarak devam etmeli. Kapıkule’den şehrimize girerken bir giriş kapısı ile insanları karşılamak gerektiğini düşünüyorum. Şehrimizin bir giriş kapısı olsa, yurtdışından çıkış yapanlar transit olarak Edirne’yi geçmezler. Şehrimize daha fazla turist girer. Giriş kapısı yanında, Edirne’yi tanıtan minyatürler, Fatih Sultan Mehmet Heykeli, şehrimizin girişinde güzel olmaz mı?
► Selimiye Camii’nde Yakın Zamanda Restorasyon Yapılacak. Bu turizmi etkilemez mi?
Kerim Saraç: Etkileyeceğini düşünmüyorum. Selimiye’ye nereden bakarsanız bakın, görürsünüz. Restorasyon da topyekûn değil, peyderpey yapılırsa sıkıntı olmaz. Yemişçi Kapanı Hanı’da estetik açıdan büyük bir sorun. Yarım duruyor ve kötü bir görüntü oluşturmakta. En kısa zamanda en azından etrafı camlarla kaplanıp, oradaki atıl görüntü ortadan kaldırılabilir.
► Balkan Şehitliği Türkiye’nin En Büyük İkinci Şehitliği. Ancak Bu Şehitliğe Yeteri Kadar Sahip Çıkamıyoruz. Edirne İnsanı Bile Şehitliği Tanımıyor. Bu Konuda Neler Söylemek İstersiniz?
Kerim Saraç: Oranın hali de içler acısı. Altında kefensiz yatan binlerce şehidimiz olmasına karşın abideye gereken bakımın yapılmaması, ihtimamın gösterilmemesi bir Edirne sevdalısı olarak içimi acıtıyor. Esasında Balkan Savaşlarında, binlerce şehit verdiğimiz, insanların açlıktan ağaç kabuğu yemek zorunda kaldığı o üzücü hadise, Tunca nehrinin daha iç kesimlerinde yaşandı. Abidenin olduğu yerden daha alt tarafta, Tunca nehrinin içlerine doğru olan bölgede o üzücü olaylar yaşanmıştır. Bu konuya valilik, belediye ve bilhassa Edirne sevdalıları ivedilikle el atsın. Çünkü orada binlerce kefensiz yatan şehidimiz var. Üstüne bastığınız yerde şehitlerin kemikleri var. Yalnızca Balkan Şehitliği değil, Şükrü Paşa Anıtı da çok kötü durumda. Belediye Meclis Üyemiz Hüseyin Ülker, oradaki bayrağın değiştirilmesi hususunda çalmadık kapı bırakmadı. Ancak maalesef muvaffak olamadı. En sonunda bayrak direğini değiştirmek için direği kesmek zorunda kaldılar ve bayrak öyle değişti. Diyecek bir şey bulamıyorum. Edirne’de görevli insanların buradaki tarihi eserlere verdiği önem çalışmalarına bakınca ortaya çıkıyor. Edirne'nin Edirne olmasını istiyorsak, Edirne'yi seven Valiye, Edirne'yi seven Belediye Başkanına, Edirne'yi seven il müdürlerine çok acil ihtiyacımız var.