2 Haziran 2018 Cumartesi

Yunan halkının % 87'si Türkiye'yi düşman olarak görüyor


Yunan halkının % 87'si Türkiye'yi düşman olarak görüyor

Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, yapılan kamuoyu anketlerine de yansıdı. Alternatif Politikalar Enstitüsü tarafından Ethnos gazetesi için yapılan anketin sonuçları yayımlandı.
Sonuçlar; son dönemlerde yaşananların ardından Yunan halkının Türkiye'yi düşman olarak görmeye başladığını ortaya koydu.
Ankete katılanlara; Arnavutluk, Makedonya (FYROM), Bulgaristan ve Türkiye arasından hangi ülkeyi düşman olarak gördükleri soruldu.
Yunan halkının yüzde 87'si Türkiye'yi düşman olarak gördüğünü ifade etti.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

EDİRNE İLİ SEÇİM ÇEVRESİ MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ KESİN ADAY LİSTESİ

EDİRNE İLİ SEÇİM ÇEVRESİ


MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ KESİN ADAY LİSTESİ 
(S.No – Adı Soyadı – Öğrenim – Mesleği)
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ
1 FATMA AKSAL – YÜKSEK – EKONOMİST / İKTİSATÇI
2 İLYAS AKMEŞE – YÜKSEK – SERBEST/ÖZEL
3 ERDEM GÜYÜMGÜLER – İLK – SERBEST/ÖZEL
4 BURAK CAMBAZ – YÜKSEK – EĞİTMEN
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ 
1 HAKAN ÖZKAN – ORTA – ESNAF
2 ERKAN GEGE – YÜKSEK – MALİ MÜŞAVİR
3 ASEF ULUTÜRK – YÜKSEK – TIP DOKTORU
4 TANER ALBAYRAK – ORTA – İŞADAMI
HÜR DAVA PARTİSİ
1 RECEP SARIAĞAÇ – ORTA – İŞÇİ
2 NEVZAT AKYÜZ – ORTA – SERBEST
3 HAMZA KEZER – ORTA – ESNAF
4 AHMET ATEŞ – İLK – ESNAF
VATAN PARTİSİ
1 ŞÜKRÜ ÖZER – YÜKSEK – MÜHENDİS
2 ENİS ÇETİNEL – YÜKSEK – ESNAF
3 ATA OGÜN KAPLAN – ORTA – ÖĞRENCİ
4 CENGİZ BALCI – YÜKSEK – İŞLETMECİ
HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ
1 MURAT AMİL – ORTA – SİYASETÇİ
2 HANIM GÜZEL – İLK – EMEKLİ
3 SERDAL ZIMBA – İLK – SERBEST
4 HASAN ATİK – ORTA – ÖĞRENCİ
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
1 OKAN GAYTANCIOĞLU – YÜKSEK – ÖĞRETİM GÖREVLİSİ
2 ERDİN BİRCAN – ORTA- İŞ İNSANI
3 YAKUP ATALAY – YÜKSEK – EMEKLİ
4 ERDOĞAN GÜMÜLCİNELİ – İLK – SERBEST/ÖZEL
SAADET PARTİSİ
1 ALİ ERHAN DEMİRKIRAN- YÜKSEK – EMEKLİ
2 AYHAN ÖZKAN – ORTA – SERBEST
3 MANSUR İRİŞ – ORTA – SERBEST
4 RECAİ TAŞKIN – İLK – EMEKLİ
İYİ PARTİ 
1 İMREN ÇAKIRLAR – YÜKSEK – EMEKLİ ÖĞRETMEN
2 ORHAN ÇAKIRLAR – YÜKSEK – MÜHENDİS
3 DİLEK KIRMIZI – ORTA – ESNAF
4 İSMET ERSÖZ – YÜKSEK – ÖĞRETMEN
BAĞIMSIZ
1 CÜNEYT ÖZDEMİR – YÜKSEK – İŞADAMI

Ruşen Terlemez: “Edirne bir doğa harikası, çok güzel bir şehir. Çünkü doğallığını kaybetmemiş. Ama daha güzel olmak zorunda… Bunun da yolu Belediyecilik hizmetlerinin daha doğru yapılmasından geçiyor.”

·        Ruşen Terlemez, Edirne Uzunköprü’de doğumlu. İlk ve Orta Okulu burada bitirdikten sonra Ankara’ya gitti, Ankara Sağlık Kolejini bitirdikten sonra Hacettepe Narkoz Teknisyenliği bölümünü bitirdi. İstanbul Samatya Hastanesi’nde Narkoz Teknisyeni olarak çalışırken, İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdi. 9 yıl Narkoz Teknisyenliği yaptı. Ayrıca Edirne Sosyal Sigortalar Hastanesinin Kurucu Narkoz Teknisyeni unvanına da sahip. 11 yıl da lise öğretmenliği yapıp emekli oldu. Emekli olduktan sonra Edirne’deki ilk güzellik salonunu açtı. Aynı zamanda güzellik salonunda verdiğim dersler ile yüzlerce kişinin Güzellik Uzmanı olmasını sağladı, kursiyerler aldıkları resmi sertifika ve belgeler ile kendilerini geliştirmek suretiyle sektöre yerlerini aldılar. Yani kadınların istihdam edilmesine doğrudan bir katkı sağlamış oldu. “Güzellik dediğin doğal olmaktır o da tabiatın ta kendisidir. 30 küsur senedir insanlara bunu aşılamaya çalışıyorum.” diyor.

ü    Edirne güzellik açısından ne durumda? Değerlendir misiniz? Çözüm önerileriniz var mı?
Ruşen Terlemez: Edirne bir doğa harikası, çok güzel bir şehir. Çünkü doğallığını kaybetmemiş. Ama daha güzel olmak zorunda… Bunun da yolu Belediyecilik hizmetlerinin daha doğru yapılmasından geçiyor. Belediye Başkanına sesleniyorum, parkla, bağ-bahçe ile uğraşacağına Edirne’nin güzelleştirilmesi gereken yönlerinin peşine düşsün. Edirne turizm ve kültür şehridir. Bu konuda Edirne’ye güzellikler katılmak zorunda. Edirne bir Avrupa şehridir. Saraçlarda turistlerin kullanabileceği bir tuvalet bile yok. Ben bir esnaf olarak söylüyorum, belediye hijyene önem vermiyorlar. Zabıtalar başka başka işlerle uğraşacaklarına hijyen konusuna önem vermeliler. Kadınlar daha fazla istihdam edilmeli bu şehirde, belediyelerde daha aktif rol olmalı, daha çok kadın çalışmalı. Kadınlar bu şehre bir düzen, bir güzellik katacaktır, emin olun. Kadınlarımız kendilerine kurulan emek pazarında, el emeği göz nuru eserlerini bize sunuyorlar, para kazanıyorlar. Neden bunların yurtdışında Bulgaristan ve Yunanistan’da tanıtımı, pazarlanması ve satışı yapılmasın? Yabancı para bazında bu emekler değerlendirilirse kadınlarımız da daha çok kazanacak, böylelikle Edirne kazanacak. Selimiye’nin arkasını kazdılar, Yemişçi Kapanı Hanını ortaya çıkartacağız diye, ama öyle kaldı. Önünde Koca Sinan, Arkasında Selimiye Camii gibi muhteşem bir güzellik, arada inşaatı durmuş bir han. Ama öylesine izbe hale gelmiş ki şehrimizin estetik ruhunu emiyor. Edirne bu kötü görüntüleri hak etmiyor. Bir an önce bir şeyler yapılmalı. Üzerini camla örtebilirler, düzenleyebilirler. Ama Edirne’nin güzelliğine zarar veriyor oradaki durum. İnsanlar buraya geldikleri zaman körlemesine gezmemeli. Daha fazla tanıtımını yapmak zorundayız bu şehrin, daha fazla tanıtım acentesi kurmak ve bunları düzenli bir şekilde yapmak zorundayız. Edirne’de yaşamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Böylesine güzel bir şehre daha fazla güzellik katmak zorundayız. O yüzden kadınlar özellikle belediyecilik konusunda daha fazla ön plana çıkartılmalı. Böylelikle bu şehir daha güzel, daha tertipli bir şehir olacaktır. Kadınlar Türkiye’de daha fazla ön planda olmalı, Edirne gibi bir şehir de buna öncülük etmeli.

Özay Öztürk: “Hayali alalım şekillendirelim, realist fizibilite çalışması yapalım, olabilirliğine bakalım ondan sonra yatırım yapalım.”


Özay Öztürk: “Hayali alalım şekillendirelim, realist fizibilite çalışması yapalım, olabilirliğine bakalım ondan sonra yatırım yapalım.”

·                    Özay Öztürk, 1973 yılında Uzunköprü Edirne’de doğdu, lise mezunu, evli ve 2 çocuk babası. Yem ve Yağ fabrikalarının bağlı olduğu Öztürk Grup bünyesinde Yönetim Kurulu Üyeliğinin yanı sıra üst düzey yönetici olarak çalışıyor. Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı, TOBB Ticaret Borsaları Konsey üyeliği, TOBB Strateji Geliştirme Yüksek Kurulu Üyeliği, Edirne Sanayici ve İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ile Trakya Üniversitesi Teknopark Yönetim Kurulu Üyeliği görevleri devam ediyor. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün "Tüccar, milletin emeği ve üretimi kıymetlendirmek için eline ve zekâsına emniyet edilen ve bu emniyete liyâkat göstermesi gereken adamdır." ile ““Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi ve hakiki müstahsil köylüdür” sözlerini ilke edinerek zamanı programlı kullanarak çalışmalarını sürdürmesi ile takdir topluyor. Bitkisel yağ ve yem üretimi ile hayvancılık işlerini yapıyor. Yani Edirne Ticaret Borsası’nın iştigal konuları ile uyumlu işler yapıyor.Birçok sosyal projede yer aldığından dolayı mütevazi ve hayırsever kişiliği ile tanınıyor.

ü  Turizm açısından, zirai açıdan, ticari açıdan Edirne’yi yönetiminde olduğunuz kurumlar adına değil, Özay Öztürk olarak değerlendirirmisiniz?
Özay Öztürk: Açıkçası Edirne olması gereken yerde olan bir şehir değil.Bugün Avrupa’ya açılan 2 sınır kapısına sahip olacaksın, dünyanın sayılı tarihi dokusuna sahip olacaksın, Türkiye’nin en büyük metropolüne 230 km mesafede olacaksın, ciddi verimli arazilere sahip olacaksın, ciddi eğitimli insanlara sahip olacaksın, bunların sonunda 160 bin nüfusun olacak! Bu nüfus sayısı Edirne’ye yakışmıyor. Neler yapılması gerektiğine gelince, bölgenin en büyük dinamiği tarım ve hayvancılık. Edirne il merkezi olarak birçok köy kökenli insanı barındırıyor. Köylerden ciddi boyutta göç almış. Edirne’nin başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktan geliyor. Öncelikle tarım ve hayvancılığı geliştirmemiz gerekiyor. Sürekli buğday ve ayçiçeği ekimli ziraattan uzaklaşmamız gerekiyor. Katma değerli ürünler ekmemiz gerekiyor. Örneğin kanola üretimi, mısır silajı, lavanta üretimi gibi ekimlere yönelelim. Edirne’de kaba yem üretimi yapalım. Türkiye’nin kaba yem eksiği çok var. Belirli lokasyonlarda seracılık ve meyvecilik yapabiliriz. Bunların uzantısı olarak meyve suyu üretimi veya kurutulmuş meyve üretimi gibi farklı sektörlerinde bölgeye yatırım yapacağı kanısındayım.  Bu şekilde tarımı geliştirebiliriz. Hayvancılıkta da ölçekleri büyütmemiz gerekiyor. Aile işletmelerimiz 5 – 6 hayvan bakımı yapıyor. Bunu 30 – 35’e çıkaracağız ki insanlar işi meslek olarak görsünler, belirli ekonomik getiri elde edebilsinler. Bunu köyden kente göçün önüne geçmek için proje olarak uygulayabiliriz. Bu gün Edirne köylerinde yaşayan insanların yaş ortalaması 56. Demek oluyor ki 10 yıl sonra köylerde çiftçilik ve hayvancılık yapacak kimse kalmayacak.
ü  Genç nüfusu köye çekmek için ne yapmak lazım?
Özay Öztürk: En büyük problem miras hukuku. Araziler parçalana parçalanaküçüldü, ekonomik tarım yapmaktan uzaklaştı. Miras kanunu çıktı, uygulanmaya başlandı.  Arazi belli ölçeğin altında ise tarım yaptırılmıyor. Bizlerin tarım yapacak kişileri desteklemememiz gerekiyor. Diğer taraftan şöyle de bir handikap var. Bölgedeki arazi fiyatlarına bakıp analizini yaptığımızda, alınan arazinin 25 – 30 yılda kendini amorti ettiğini görüyoruz. Vatandaş bu fiyatla arazi alıp tarım yapacak, para kazanacak. Öyle bir şey yok. Türkiye’nin ciddi boyutta et ve süte ihtiyacı var. Bunun için hayvancılığa destek verilmesinin daha uygun olacağını düşünüyorum. Hayvancılığın yatırım maliyetleri daha düşük olduğu için daha rantabl. Bölgesel proje yapılarak ölçekler büyütülüp teşvikler verilebilir. İnsanlara para kazanabileceğini gösterip yatırım ve ekipman kısmında desteklenmesinin daha cazip olacağını düşünüyorum. Kişi köyde oturup 25 – 30 hayvanla yılda 35 bin lira civarında para kazanabilirse bu işi yapar. Bunu yapmak için önce TİP projeleri oluşturacağız. Hayvan miktarına göre fizibilite raporları çıkaracağız. Hayvanları kaça alacağız, işçilik ve yem gide giderleri ne olacak,ne kadar süt elde edeceğiz gibi kriterleri hesaplayıp bu işten ne kadar gelir elde edeceklerini gösterip sonra çiftliğin kurulması ve hayvanların alınması noktasında finansman bulunup işletmenin çalıştırılması sağlanacak.
ü  Köy turizminin yaşatılması projesine nasıl bakıyorsunuz? Biz dernek olarak geçmişte böyle bir girişimde bulunduk. Yeni Kadın köyünde Milli Eğitim İl Müdürlüğünden terk edilen köy okulunu aldık, boyasını badanasını yaptık meyve sabunu kursu açtık sonra okul muhtarlığın kullanımına verildi. Muhtarda bizim okulda çalışma yapmamıza sıcak bakmadığı için projemiz yarım kaldı. Bu gün Edirne’de açılan köylü pazarı o çalışmanın devamıdır. Köye canlılık hareket getirmiş olurdu. Köylü pazarı Edirne yerine köyde açılsa idi daha isabetli olurdu kanısındayız. Köy gelenek göreneklerini yaşatmak için bir projemiz var. Şimdi onu uygulamaya koymaya çalışıyoruz. Senede bir gün seçili bir köyden başlayarak köyün gelenek ve göreneklerini, oyunları ile düğünleri ile kız istemesi ile kısacası akla gelebilecek her şeyi ile canlandırıp yaşatmak istiyoruz.
Özay Öztürk: Büyük şehrin stresli hayatından kaçıp köy hayatı veya doğal hayatta birkaç gün geçirmek isteyen on binlerce insan var ama yapalım deyince yapılmıyor bu işler. Ekonomi meselesi. Köylü pazarını destekleyen kuruluşlardan birisi de Edirne Ticaret Borsası. O pazar köyde kurulsaydı aynı ilgiyi görüp aynı işi yapamazdı. Evime yakın olduğu için her hafta pazara uğruyorum. Köyde olsa her hafta gidip alışveriş yapamazdım. Konuya birde bu açıdan bakmak gerektiği kanısındayım. Bana göre köy gelenek göreneklerini yaşatmak için boş bir köy seçilmesi lazım. Doğal güzelliği barındıracak şekilde evleri restore edip o lokasyonu yaşatmak daha uygun olur. İçinden dere geçen, korusu olan öyle bir yer bulunup restore edilecek. Hayvanları olacak süt sağmak isteyen gidip elleri ile sütünü sağacak, kahveye gidecek, bakkaldan alışveriş yapacak tam bir eski köy hayatı yaşanabilecek yer olacak. AB’den destek alarak Küküler Köyünde böyle bir proje uygulanmış. Proje yaparken sürdürülebilir de olması gerekiyor. Aslında çocuklarımızı böyle yerlere götürüp kendi kendilerine doğa ile iç içe yaşamasını öğrenmeye bırakmamız lazım.  Birilerininbiryerlerden bu tür girişimlere başlaması lazım. Bizim temel konumuz tarım ve hayvancılık. Konumuz dahilinde her türlü girişimde bulunuyoruz. Temel işlerimizden artan zamanlarda sosyal konularla ilgileniyoruz. Edirne hepimizin, Türkiye hepimizin, hepimiz sahip çıkmak zorundayız.
ü  Edirne’de turizm potansiyelini arttırmak için neler yapılabilir? Örneğin, Kapalı Cezaevi’nin karşısında ki hazineye ait alana Balkan Fuar Merkezi yapılabilir mi? Turizme katkısı ne olur? Buna benzer değişik projeler neler olabilir?
Özay Öztürk:Turizm denince birkaç parçaya bölmek gerekiyor. Tarih, din, sağlık, tatil, doğa ve eğitim turizmi. Bunları fırsat olarak görüp değerlendirmek gerekiyor. Edirne’de turizm ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Selimiye Cami ve Külliyesi Dünya Mirası listesine girdiğinden beri üzerinde hassasiyetle duruluyor. Şimdi 50 yılı kapsayacak çalışmalarla çok büyük bütçeli çevre düzenlemesi projeleri uygulamaya konuluyor.
Edirne’de eğitim turizmi neden olmasın? İlimizde Trakya Üniversitesi var, bunun ciddi öğretim elemanı ve öğrencisi potansiyeli var. Bakın Edirne’de yeni yeni okullar, kolejler açılıyor. TED Koleji in açılış çalışmaları devam ediyor, Bil Koleji 50 bin metre kare alan üzerine kurulmak için hazırlıklarına başladı. Bu tür yatırımlar yanında turizm getiriyor. Trakya’nın çeşitli bölgelerinden öğrenciler gelecek, bunların aileleri gelecek, gezecekler, alışveriş yapacaklar döndüklerinde Edirne’yi anlatacaklar. Bizim öncelikle Edirne’ye gelen turistleri en azından bir gece konaklatmamız gerekiyor. Hizmet kalitemizi arttırmamız gerekiyor. Gelen turist bir restoranda oturduğu zaman veya alışveriş yapacağı zaman, birkaç dilde menü ve etiket görmek istiyor. Türkçe, Yunanca, Bulgarca, İngilizce menü ve etiket sunmamız gerekiyor. Hizmet sektöründe çalışanların eğitim kalitesini arttıracağız. Bunun Esnaf Odaları, Ticaret ve Sanayi Odaları, Belediyeler kim denetleyecekse bir denetim mekanizması kurulması gerekiyor. Konaklayacak dini turist, kültür turist ve diğer çeşitlerine göre çeşitlerine göre değişik aktiviteler hazırlayıp hoş zaman geçirmelerini sağlamamız lazım. Edirne’ye ciddi anlamda turist geliyor. Ama çoğu şehirlerden belediyelerce gönderilen turistler kumanyalarını dahi yanlarında getiriyorlar. Bu nasıl bir turizm anlamadım? Bu şehri yormaktan başka bir şey değil. Hafta sonları bir yerden bir yere araçla giderken 5 ışıkta bekleyerek geçiyorsun. Gelen insanların şehrime katma değeri varsa ben 5 değil 15 ışıkta bekleyerek geçeyim ama yok.
ü  Her hafta Yunanistan dan 100 otobüs, Bulgaristan dan 100 turisti ücretsiz Edirne’ye konaklamalı kalmaları ve konaklama ücretini kendileri karşılamak şartı ile getirsek nasıl olur?
Özay Öztürk: Olabilir. Ben hiçbir fikre hayır demiyorum. Bütün fikirler kulağa hoş geliyor. Edirne Balkanların fuar merkezi olabilir mi? Olabilir, proje olarak üstünde çalışmak lazım. Oturup kaç tane fuar yaparız, bunun maliyeti ne olur, kaç kişi katılır, getirisi ne olur gibi fizibilite çalışmalarını yapmak lazım. Biz fuardan para kazanmasak dahi şehre katkısı ne olur? Ama ücretsiz yolcu taşıyacağım denilince suiistimaller çok olur, önünü alamazsınız. Bunun üzerinde de çalışmak lazım, fizibilitesini çıkarmak lazım. Fizibilite çalışması yapınca sonuç amacına yakın olur. Aklınıza geleni yapacak kadar zengin bir şehir değiliz. Hayali alalım şekillendirelim, realist fizibilite çalışması yapalım, olabilirliğine bakalım ondan sonra yatırım yapalım.

Seyfettin Atlı: “Kaleiçi’ndeki evler yenilenirse, bölge trafiğe kapatılırsa araç ve trafik sorunu da ortadan kalkacaktır. Bisiklet yolları da yapılarak nostaljik Edirne’yi tekrar yaratabiliriz."


Seyfettin Atlı: “Kaleiçi’ndeki evler yenilenirse, bölge trafiğe kapatılırsa araç ve trafik sorunu da ortadan kalkacaktır. Bisiklet yolları da yapılarak nostaljik Edirne’yi tekrar yaratabiliriz."

·        Seyfettin Atlı, Serbest Muhasebeci, mali müşavirlik yapıyor. Doğma büyüme Edirneli. 1969 senesinden beri Edirne merkezde yaşıyor. Edirne aşığı.

ü    Edirne dendiği zaman aklınıza ne geliyor?  Edirne’nin sorunları ve bu sorunlar için çözüm önerileriniz ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Seyfettin Atlı: Edirne diyince içim kıpır kıpır olur. Edirne’ye gerekli ilginin gösterilmediğini düşünüyorum. Yollarımızın hali bile bu durumun göstergesi. Yol sorunu, otopark sorunu, tuvalet sorunu gibi temel ihtiyaçlarımız konusunda bile çok gerideyiz. Bütün bunların yanında bana göre en büyük problemlerimizden birisi hastane sorunu. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yenilenmeye, kaliteli hale getirilmeye ihtiyacı var. Bir defa hijyen koşulları çok yetersiz, bunun yanında insanlar hastanede kaliteli hizmet alamıyorlar. Edirne’deki imkânları düşündüğümüz zaman Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesini yurtdışına bilhassa Balkanlara açmak gerektiği kanaatindeyim. Oradan hastalar buraya gelerek, rahatça tedavi olmalı, Edirne’nin nimetlerinden yararlanmalılar. Bu Edirne’nin tanıtımı için de elimizi güçlendirecek bir etken olacaktır. Ancak hastanemiz birçok açıdan çok yetersiz. Hastanede ameliyat olan insanların enfeksiyon kaptığını, rahatsızlıklar yaşadığını devamlı surette duyuyoruz. İnsanlar artık Tıp Fakültesi Hastanesine gitmekten imtina ediyorlar. Bunun için bütün kurumların bir işbirliği yapması gerekiyor. Trakya Üniversitesi daha fazla yatırım yapmalı elbette ama şehirdeki diğer kurumlarda taşın altına elini sokmak zorunda. Bütçenin yetersiz olduğu gibi bahanelere ise kesinlikle katılmıyorum. Eğer istenirse bütçe yaratılır. Örneğin, Tıp Fakültesinin hastane otoparkının gelirleri 10 yıl boyunca hastane yenilemek maksadıyla kullanılabilir. Böylelikle devletten yardım almaya da gerek kalmaz.  Bu tarz fikirler üretmek Üniversite yönetimi için oldukça kolay olsa gerek. Bu işe Avrupa Birliği de fon sağlayabilir. Balkan ülkelerinden insanların buraya gelmesi demek, Avrupa Birliği içinde büyük bir kazanç olacaktır, çünkü.
Edirne senede birkaç kez oldukça fazla turist çekiyor. Ciğer Festivali, Kakava Şenlikleri, Kırkpınar Etkinliği gibi önemli etkinliklerimiz var. İnsanlar buraya geldiklerinde şehrin altyapısı anında hata veriyor. Bir defa tuvalet ihtiyacı baş gösteriyor, her defasında. Otopark sorunu, kalacak yer sorunu… Bu sorunların üstesinden gelemeyecek isek, gerekli altyapı imkânlarını sağlayamayacak isek zaten bu kadar turist gelmesine de gerek yok. İnsanlar buradan giderken memnun ayrılmalı ki tekrar gelsinler. Turizmin esas gayesi şehre turist getirmek değil, o turisti memnun bir şekilde uğurlayıp, tekrar tekrar şehre getirmektir, bana göre.
Tarihi eser bakımından o kadar şanslıyız ki, bunun kıymetini maalesef bilmiyoruz. Eserlerimizi daha iyi tanıtmak zorundayız. Daha fazla reklam, dikkat çekici belgeseller, tanıtım videoları, televizyon programları yapılabilir. Böylelikle Edirne’deki her değerimizi insanlarla buluşturmuş oluruz.
Kaleiçi’ndeki evler ise Edirne’ye gönül vermiş insanların gönlünde bir yara olarak duruyor maalesef. Kaleiçi diyince aklımıza eski, tarihi Edirne geliyor. Aklıma İlhan Koman Evi geldi. Onun gibi nice mimari zekâ kokan eser var Kaleiçi’nde. Hepsi birbirinden farklı, çok güzel konaklar var. Bunların birçoğunun yenilenmemesi, turizme kazandırılmaması hatta bu evlerin bir kısmının yıkılmaya yüz tutmuş durumda olması hepimiz için büyük bir utanç. Görüntü kötü olduğu gibi, her an yıkılacak gibi duran evler tehlike saçıyor. Buna acilen önlem almamız gerekmekte. Müteşebbislerin önünü açmak gerek. Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Valilik, Belediye… Bu işlerle alakadar olan devlet kurumları müteşebbis arkadaşlarımıza zorluk çıkartmaktan ziyade, prosedürlerde kolaylık sağlamalı. Bu işe TOKİ’de el atabilir. TOKİ bu işleri yapabilecek mahiyette insanları bir araya getirip, evleri yenileyebilir bana göre. Sonuçta kurumun arkasında bizzat devlet var.
Kaleiçi’ndeki evler yenilenirse, bölge trafiğe kapatılırsa araç ve trafik sorunu da ortadan kalkacaktır. Bisiklet yolları da yapılarak nostaljik Edirne’yi tekrar yaratabiliriz.

Sami Arda: "Nereye baksak tarihi eser gördüğümüz, tarihi eserlerin fışkırdığı bir şehirde yaşıyor olmak bir Türk Milliyetçisi olarak bizleri Edirne için çalışmaya motive ediyor."

Sami Arda: "Nereye baksak tarihi eser gördüğümüz, tarihi eserlerin fışkırdığı bir şehirde yaşıyor olmak bir Türk Milliyetçisi olarak bizleri Edirne için çalışmaya motive ediyor."

Sami Arda, 1994 yılından beri Edirne’de ticaretle uğraşıyorum. Arda Gıda Şirketi olarak gıda toptancılığı yapmaktayım. Evliyim, iki erkek çocuk babasıyım. 1992 yılından buyana sivil toplum örgütlerinde çeşitli görevlerde bulundum.

ü  24 Yıldır Edirne’de yaşayan birisi olarak Edirne’yi tarihi, kültürel, turistik açıdan değerlendirir misiniz?
Sami Arda: Edirne sadece Türkiye’nin en güzel şehirlerinden değil, dünyanın sayılı en güzel şehirlerinden. Yıllarca Osmanlı’ya başkentlik etmiş, Fatih Sultan Mehmet’in doğduğu, muazzam bir şehir burası. Burada yaşıyor olmaktan çok mutluyum. Nereye baksak tarihi eser gördüğümüz, tarihi eserlerin fışkırdığı bir şehirde yaşıyor olmak bir Türk Milliyetçisi olarak bizleri Edirne için çalışmaya motive ediyor. Edirne insanı Edirne’ye daha fazla sahip çıkmak zorunda… Bunun da yolu Edirne için daha çok çalışmaktan geçiyor. Bana göre Edirne insanı çalışmayı fazla sevmiyor. Edirne turizm açısından çok kıymetli bir yerde duruyor. Edirne dendiğinde Kırkpınar, Selimiye ve Ciğer akla geliyor. Bu üç kıymetli değere değerler katmak, bunlar dışında da yapılacak çalışmalar ile Edirne’ye insan çekmek zorundayız. Edirne’de belediye açısından çok ciddi sıkıntılar görmekteyim. Ulaşım, altyapı gibi sıkıntılar var. Bunlar çözülmeyecek sıkıntılar değil. Kaleiçi semtimiz Edirne için büyük bir değerdir. Orada ciddi bir çarpık kentleşme, düzensizlik ve kaos hakim. Kaleiçi semtini tarihi evler haricinde yıkıp, tekrar yapmak, tarihi evleri de tekrar restore etmek gerekiyor. Oradaki düzensizlik ortadan kalkarsa, tarihi evler restore edilirse, bahsettiğimiz kaos son bulur ve Edirne Kaleiçi semti Edirne’nin gözbebeği olur, turistik açıdan da çok iyi noktalara geliriz. En büyük sorunlardan birisi de 25 Kasım Stadyumu’nun arkasından çıkan ve Saray Otel’e bağlanan yolun üzerinde bulunan iki tarihi ev. Vakıflar bunları neden onarmıyor? Bu evler  orada trafiğe ve yaya yoluna açık bir yerde kırık-dökük duruyor. Bu evler insanların üstüne yıkılsa, hesabını nasıl veririz? Yetkililer nasıl verirler? Başta Vakıflar Kurulu ve diğer kurumlar bu işe el atmak zorunda. Edirne’de her yer çöp içerisinde. Mesire yerine gidiyorsunuz çöplerden oturmaya yer bulamıyorsunuz. Belediyeyi bu konuda daha iyi çalışmaya çağırıyorum. Sadece belediye ile de yetmez, halkımız bu konuda bilinçli olmak zorunda.
ü  Edirne’ye yeteri kadar turist geliyor mu?
Sami Arda: Bu anlattığım sorunlar haricinde otopark sorunu, tuvalet sorunu gibi sorunlar da çözülürse turistik açıdan Edirne çok daha iyi konuma gelecektir. Tarihi eserlerde de iyiden iyiye sorunlar çıkmaya başladı. Şükrü Paşa Anıtı yıllar evvel yenilendi ama bugün yıkılmaya yüz tutan, kötü görüntü veren yerlere sahip. Bu soruna da el atmak zorunda, yetkililer. Tabii ki bu sorunlar çözülebilir. Bu hususlarda bir araya gelecek işin ehli insanlar tarafından bir konsey kurulup, çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Bu ekipte çevre mühendisleri, mimarlar, mühendisler, Belediye Meclisi Üyeleri, Ankara’dan yürütme hakkına sahip bürokratlar yer almalı diye düşünmekteyim. Edirne’de otopark sorunu bile çözülmezse neden buraya daha fazla turist gelsin? Edirne’nin daha iyi tanıtımını yapmak zorundayız, tarihi eserlerimizin tınıtımını daha iyi yapmalıyız. İnsanlar buraya ciğer yemeye geliyorlar. Günübirlik seyahatler dışında insanlar buraya gelmiyor. İnsanları Sağlık Müzesine götürelim, düzenli tertipli, Selimiye başta olmak üzere diğer camiler için de aynı şey geçerli. Başka bir alternatifimiz yok. İnsanları atıl durumda kalmış Şükrü Paşa Anıtına, Hıdırlık Tabyasına göğsümüzü gere gere nasıl götürelim? Selimiye şehrimizin gözbebeği, düzenli tertipli diyoruz ama onun bile alt tarafında Yemişçi Kapanı Hanı kazısı yapıldı. Yıllardır bekliyoruz ki kazı tamamlansın. Edirne oradaki kötü görüntüyü hak etmiyor ve Edirne’ye gelip, camilerimize hayran olan insanlar emin olunuz ki bizi ayıplıyorlar; değerlerimize sahip çıkmadığımız için… Edirne’de Selimiye Camii önünde Fatih Sultan Mehmet Han’ın heykeli ve hemen yanında da Edirne yazısı var. Bunun önünde insanlar milyonlarca kez fotoğraf çekilmişler. Peki soruyorum size: Edirne’de başka fotoğraf çekilecek, turistlerin ilgisini fotoğraflama manasında çekecek neresi var?
ü  Türk Milliyetçiliğini bize tanımlarmısınız?
Sami Arda: Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüzle, terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyuyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir. Bu Türk Milleti sevgisidir, Türk Milliyetçiliği. Rengini şehit kanından alan al yıldızlı bayrağımızı başımızın üzerinde taşımak bizim gözümüzde Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği bizim gözümüzde Atatürk’ün çizdiği yoldur. Türk milleti bölünmez, kutsal bir bütündür. Hangi partiden olursa olsun veya partisiz bulunsun, her vatandaşın refahını, hürriyetini, şerefini korumayı ve sağlamayı bu milletin bir ferdi olarak namus borcu saymaktayız.

29 Mayıs 2018 Salı

Aydın Doğan: “Biz, Aydın Tava Ciğer Izgara salonumuzu gelen bireylere müşteri gözü ile bakmayıp, misafirlerimiz mantalitesi ile yaklaşıyoruz.”


Aydın Doğan: “Biz, Aydın Tava Ciğer Izgara salonumuzu gelen bireylere müşteri gözü ile bakmayıp, misafirlerimiz mantalitesi ile yaklaşıyoruz.”
Aydın Doğan: “Biz, Aydın Tava Ciğer Izgara salonumuzu gelen bireylere müşteri gözü ile bakmayıp, misafirlerimiz mantalitesi ile yaklaşıyoruz.” 

·      Aydın Doğan, Aslen, Mengen/Bolulu. Dedesi Mustafa Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk'e şef garson olarak hizmet etmiş. Askerliğini Edirne'de yapan Abdullah Usta daha sonra Edirne’ye yerleşmiş. Bostanpazarı'nda ki Doğan Lokantasını açar. Bu lokanta hala aynı yerde hizmetine devam ediyor. Aydın Doğan okul dışında babasına yardım ederek lokantacılık mesleğine adımını atıyor. Ailesi kalabalık olduğu için lokantanın geliri yetmemeye başlamıyor. Aydın Doğan’da bir süre başka işlerde çalışır. Bir taraftan da karate sporuna merak salar ve gümüş künyesini de feda ederek güç bela karate kursuna yazılır ve hiç bırakmaz bu sporu. İki Dan ve karate hocalık belgesi alır... Bugün iş yoğunluğundan spor yapamaması içinde ukdedir. Sportmen kişiliği ve Uzakdoğu yakın dövüş sanatına vakıf olması kendisine yeni iş imkânları sağlar. Güvenlik Sorumlusu olarak çalıştığı dönem... Kendisi buna 'halkla ilişkiler' diyor. Bu işte o kadar başarılı olur ki, İstanbul, Antalya vb. yerlerden iş teklifleri alır... Gel gör ki, hayatına yön verecek, onu bu kulvar’dan çekip alacak bir kız arkadaşı (sonra da hayat arkadaşı) ile tanışır... Kendisi okulda başarılı değildir, lise 2'den terk durumunda kalır ama şu anda eşi olan Tekirdağlı Ebru Hanım Trakya Üniversitesi'nde okumaktadır ve ne istediğini bilen bir hanımefendidir. Ali Efe ve Lara isimli iki çocukları vardır. Aydın'a der ki; "bizim durumumuz ne olacak?" Aydın der ki; " nasıl yani?" Ebru Hanım: " Biz sonunda evlenmeyecek miyiz? Ben aileme, birisiyle tanıştım beni istemeye gelecekler, dediğimde 'ne iş yapıyor?' diye soracaklar. Ben diyebilmeliyim ki, şu kadar maaşla şurada çalışıyor." Aydın, "kaçırırım o zaman seni!" Ebru, " yo, bu olmaz ben babamın kızıyım, bizde kaçan kıza iyi gözle bakmazlar, el öptürmezler, istiyorum ki bu kadar okul okumuşum, her şey usulünce olsun!" İşte o zaman her şey değişir ve Aydın Doğan, ilk önce borç harç sulu yemek lokantası açar daha sonra Aydın Tava Ciğer olma, marka olma yoluna girer...

Aydın, Ebru ve Lara Doğan
ü  "Sulu yemekle hizmet sektörüne girmişsiniz, tava ciğere geçmeniz nasıl oldu?"
Aydın Doğan: O da yine eşimin sayesinde oldu. 1997-1998’li yıllarda, tava ciğerciler satan yeler, saat 3 sularında işyerlerini kapatıyorlar. Eşim de o saatten sonra, akşamüzerleri Tekirdağ’a ailesini ziyarete gitmeden önce tava ciğer yemek ve ailesine götürmek istiyordu ama bulamıyorduk. Eh, madem öyle kendimiz yapalım bari dedik (gülüyor)."
Bu şekilde “Edirne Tava Ciğer”i sektörüne girip bu alanda birçok yenilikler başlattık, öncelikle Aydın Tava Ciğer Izgara salonumuzu gelen bireylere müşteri gözü ile bakmayıp, misafirlerimiz mantalitesi ile yaklaşıyoruz. dükkânımızı gece geç saatlere kadar açık tutup hizmet veriyoruz. Ama en önemli yenilik "kapalı kokpit" sistemine geçtik. Ciğer kokusu misafirlerimizin üzerine sinmemesi için tava ciğerin ayrı kızartıldığı bir bölüm yaptırdık. Edirne Tava Ciğer’ni sakatat kategorisinden çıkartıp markalaştırmasına katlı sağlamaya çalıştık.
ü  Sizin dükkânlarınızın önünden geçerken bazı masalarda boş yerler varken misafirlerinizin kuyrukta beklediğini görüyoruz, niçin?"
Aydın Doğan: Dört kişilik masada 2-3 kişi oturuyorsa onların yanına tanımadıkları kişi veya kişileri vermeyiz.
ü  Margi şubeniz hariç diğerleri pazar günleri niçin kapalı?
Aydın Doğan: O benim küçüklüğümde içimde kalan ukdeden dolayı. Arkadaşlarım oyun oynarken ben cumartesi, pazar demez çalışırdım. Haftanın bir gününü de ben ve çalışanlarım ailelerimizle geçirelim istiyorum. Haftaya pazara ömrümüzün yetip yetmeyeceğini bilemeyiz. Haftada bir gün ben ve çalışanlarım aileleri ile geçirsinler ve haftaya daha motive girelim, istiyorum. Paylaşıyorlar şuradayız, buradayız diye mutlu bir şekilde. Görüyorum ve ben de çok mutlu oluyorum.
ü  Margi Şubesi niye açık peki?
Aydın Doğan: AVM Şartnamesi gereği açık. Yoksa o da kapalı olurdu.
Misafirlerinizden tava ciğeriniz ve hizmetiniz hakkında görüşlerini sorduğumuzda “Adam aldığının hakkını veriyor.” dediler. Bu ne demek sizce?"
Aydın Doğan: Misafirlerimizin olumlu dönüşlerine çok teşekkür ederim. Belediye bize rayiç olarak 150 gram demiş. Ama bu benim gözümü doyurmuyor. O yüzden, bizden gitsin ama önce misafirlerimizin gözü doysun düşüncesiyle 200-220 gram servis ediyoruz. Örneğin Posta Gazete'sinin Cumartesi Postası Jürisi bizi tercih ederek, Yöresel Yemekler İçin Türkiye'nin En İyi 10 Adresi başlıklı Melda Bağdatlı'nın hazırladığı listede Edirne'den biz varız. Ayrıca Hürriyet Pazar'dan İpek İzci'nin Gurmeler, Akademisyenler, Yemek Yazarları, Şefler ve İşletmecilerinden oluşan 100 kişilik ekibin belirlediği "Türkiye'nin 100 Yemeği" listesinde de 24. sıradayız.
ü  Gençlere tavsiyeleriniz?
Aydın Doğan: Gençlere bir şey dediğimizde 'bana akıl verme varsa para ver, para olsa ben de yapacağımı biliyorum' diyor, kimseyi dinlemiyorlar. Biz hiç öyle yapmadık. Herkesten bir şeyler kapmaya baktık, saygıda kusur etmedik. Bildikleri işi yapmaları ve çok azimli olmaları gerekir. Benim çok beğendiğim bir söz var: "Vazgeçme, vazgeçersen başkaları KAZANIR!" diye. Kulaklarına küpe olsun!"
ü  Sosyal Sorumluluk Projeniz var mı?
Aydın Doğan: Allah sağlık ve ömür verirse bazı projelerim var. Şimdiki anne-babalar çok bilinçli. Bakıyorum hafta sonları tutmuş çocuğunun elinden kimi yüzmeye, kimi baskete vb. götürüyor. Bu çok hoşuma gidiyor. İmkanı olmayan gençlerin spor yapabileceği bir kompleks yaptırmak istiyorum.
ü  1 merkez, 2 şube (şubenin biri Margi AVM’de ve hayli geniş) ve 400 metre karelik kapalı et işleme tesisiniz var. Kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?"
Aydın Doğan: Sezona göre değişiyor. 80-100 kişi arası bir ekibimiz var.
ü  Edirne’de turizmin gelişmesi için neler gerekli. Ne gibi eksiklerimiz var, bu eksiklerimize çözüm önerileriniz var mı?
Aydın Doğan: Kakava Şenlikleri esnasında gördüğüm bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Selimiye Camiinden çıkıp Saraçlar Caddesine gitmekte olan bir turist kafilesine karşıdan karşıya geçiş esnasında bazı sürücülerin oldukça gereksiz bir biçimde korna öttürdüğüne şahit oluyoruz. Şunu söylemeye çalışıyorum: Turistlerin tadını-tuzunu kaçırmanın ne manası var? Onları rahatsız etmenin ne manası var? Bırakın rahat bir biçimde Edirne’mizi gezsinler. Trafikte yayalara davranış tarzımız çok yanlış. Turistler de bundan olumsuz manada etkileniyor. Bazı esnaf arkadaşlar da yeteri kadar kibar davranmıyorlar maalesef. Turistlere hizmet ederken konuşmalarımıza daha fazla dikkat etmek, onların misafir olduğunu unutmadan hareket etmek zorundayız. Yine bir soru sormak istiyorum. Yarın öbür gün özellikle yabancı turistler Edirne’den bahsederken, ‘Bizi bir dövmedikleri kaldı’ desin mi isteriz yoksa ‘ İleride Edirne’de yaşamak isterim, insanları çok iyi ve kibar’ demelerini mi?
Edirne dışına bir turizme hizmet eden otogar yapılmak suretiyle insanlar oradan şehir merkezine transfer edilebilir, böylelikle otopark sorunu da yaşanmadığı gibi, daha rahat etmeleri sağlanabilir
. Romanya’ya gittiğim vakit böyle bir uygulama gördüm. Turizme hizmet veren otogar tarzı bir yerde yolculuğumuz sona erdi ve sonrasında nostaljik bir tren ile şehre çıkartıldık. Aynı turizme hizmet veren otogaz uygulamasını biz de yapabiliriz.
Edirne’de irili ufaklı 35 ciğerci var. Ciğerciler Edirne için önemli bir sektör. Bizler de buna layık olmak zorundayız. Daha kaliteli sunum, daha kaliteli hizmet ve en önemlisi turistlere kibar davranmak zorundasınız.  Biz Aydın ciğercisinde çalışanlarımıza, firmamıza ait bir giyim tarzı belirledik. Bu uygulamaya herkes geçmeli diye düşünüyorum. Buna bir düzen getirmek zorundayız. Saraçlar Caddesinde turiste, turizme hizmet veren görevlileri normal vatandaşlardan ayıramıyoruz örneğin. Ben para verdiğim insanın hizmet sektöründe çalışan olup olmadığını anlamakta zorlanıyorum. Esnaf arkadaşların da düzenli, tertipli ve tek tip kıyafet uygulamasına geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Rehber konusunda da büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu işe rant kapısı olarak bakıyor artık insanlar. Rehberler para kazanmak için bu işi yapmamalı; gerçekten insanlara faydanız olsun, Edirne’yi doğru tanıtın, para da kazanırsınız zaten.  Rehber adı altında ne olduğu belirsiz insanlar esnaf arkadaşlarla anlaşmalar yapıyorlar ve bu durum turizmi baltalıyor.

Aydın Tava Ciğer Izgara salonu
· Vazgeçemeyeceğiniz Lezzet Durağı
· Aydin τιγανιτο σικωτι δε θα μετανιοσετε ποτε απο τη γευση.
· Дробчета в тиган “Айдън”спирка за вкус от който не можете да се откажете
Tahmis Çarşısı Sk. No:8, 22000 Edirne
Telefon : +90 (284) 213 99 99
Mail : info@aydintavaciger.com